Türk’ün kaynaklarına çökecek!..

ABD’nin Kürt kuşağı oluşturma teorisi çok dar bir stratejidir, bunun yerine Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve İsrail hattı oluşturuluyor. Böylece ABD, beş denize egemen olacak bir kuşak yaratacak.


Paylaşın:

Bu köşede uzun süredir “Türk Birliği” ile ilgili yazılar yazıyor; sıkıntılardan, engellerden bahsediyor ve öneriler sunmaya çalışıyorum. Bu yazıları yazarken kendime göre belirlediğim başlıklar altında hem kendi düşüncelerimi hem de farklı görüşlerdeki değerli bilim insanlarımızın ve yazarlarımızın düşüncelerini aktarıyorum.

Yazıma, 24 Ağustos 2024 tarihli Yeniçağ’da “Ardan ZENTÜRK müjdeyi verdi. Turan Birliği’nin omurgası oluşuyor.” başlıklı haberle başlayacağım: “Özbekistan’ın başkenti Taşkent, Türk dünyası için oldukça önemli bir gelişmeye sahne oldu…

2022 yılı Ocak ayı itibarıyla Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan ittifakı ana ittifak, Türk dünyasının Anadolu, Doğu Akdeniz, Trakya hattından Hazar’a, Hazar’dan Orta Asya’ya uzanan ana omurgası oluşmaya başladı… Azerbaycan ile Özbekistan arasında imzalanan son anlaşma hakkında ‘Bu şu anda net bir biçimde yeni bir müttefiklik kavramını getiriyor…’

İmza töreninden sonra İlham Aliyev, ‘Hazar ve Orta Asya alanında olumlu süreçler, büyük ölçekte Özbekistan ile Azerbaycan arasındaki etkin işbirliğine bağlıdır. Bugün Orta Asya, Kafkasya ve Hazar Denizi bölgesi tek bir jeopolitik bölgeye dönüşüyor ve bölgelerimizdeki olumlu süreçler büyük ölçekte Özbekistan ile Azerbaycan arasındaki etkinliğe bağlanıyor. Eski Sovyet yönetimi, Orta Asya Türk devletlerinin halkları ile Azerbaycan Türklerinin arasına hep bir şeyler soktular. Korktukları buydu. Hazar ile Orta Asya’nın tek jeopolitiğe dönüşmesi, bu tek jeopolitiği dönüştü.’ açıklamasına da değinen ZENTÜRK, ‘An itibari ile Türkiye içinde bir tek jeopolitik oluşuyor. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Gerek işgal yıllarında, gerekse İkinci Karabağ savaşında ve sonrasında Özbek halkının kardeşlik desteğini her zaman hissettik.’ ifadelerini kullandı.

Türk devletlerinin son yıllardaki yakınlaşma stratejilerini dikkat ve mutlulukla takip ettiğini dile getiren ZENTÜRK… ‘Artık herkes anlıyor. Herkes yani bütün Türk halkları. Kimseden fayda yok. …sadece birbirine kazan kazan metoduyla Türk halkı yaklaşıyor birbirine. O yüzden kutluyorum. Ve inşallah Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki bu müttefiklik ilerleyen dönemlerde çok daha hayırlı işlere vesile olacaktır.’ diye sonlandırdı.”

Armağan KULOĞLU ise “Ortak tehdide karşı güvenlik iş birliği” başlıklı yazısında (16/2/2024, Yeniçağ); “Bir diğer görüş ayrılığı da Zengesur Koridoru’dur… İran buna, kendi toprakları üzerinden transit geçişin sonlanacağı ve Ermenistan ile doğrudan bağının sıkıntıya gireceği endişesiyle karşı çıkmaktadır. İran Cumhurbaşkanı’nın, Zengesur Koridoru’nun bölgede NATO varlığı için zemin hazırlayacağını, bölgedeki ülkelerin ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olduğunu öne sürerek projeye karşı çıktıklarını söylemesi dikkat çekmiştir.

Zengesur projesine karşı duruş için ileri sürülen gerekçeler böyle olsa da asıl düşüncesinin, Türkiye’nin Azerbaycan’la fiziken daha yakın olacağı, İran’ın kuzeyinde bulunan ve Güney Azerbaycan olarak anılan ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı bu bölgenin İran’ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını sıkıntıya sokabileceği, ayrıca Türkiye’nin bu koridor üzerinden Türk dünyasına daha kolay açılma imkânı elde ederek bölgede etkinlik sağlayabileceği endişeleriyle karşı çıktığını söylemek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Demek ki bu konuda İran’ın ikna edilmesine, hatta bölgede Türkiye’yle rekabet içinde olma duygusundan vazgeçmesine şiddetle ihtiyaç vardır. İş birliği ve kolektif hareket etmenin her iki ülkenin de çıkarına olduğu gerçeğinin kabulü hususunda çaba gösterilmelidir.” demektedir.

Daha önceki yazılarımda Baharat Yolu/ İpek Yolu gibi ticaret ve ulaştırma konularından biraz bahsetmiştim. Mesela Zengezur Koridoru’na ABD’nin nasıl çöktüğünü anlatmıştım. Konuyu biraz daha genişleterek yazmaya başladığım esnada İran’a saldırı başladı. Şunu öncelikle belirtmek isterim ki ABD’nin ülkeler üzerindeki bu baskı ve saldırılarının altında -öyle kendilerinin iddia ettikleri gibi- özgürlükler, demokrasi, insan hakları falan yatmıyor; tamamen enerji kaynaklarına çökme, ticaret yollarını ele geçirme düşüncesi var.

Konuyla ilgili Arslan BULUT “Suriye projenin küçük bir parçası” başlıklı yazısında (28/1/2026, Yeniçağ); “Beş deniz stratejisi’ …Deprem uzmanı Prof.Dr. Şener ÜŞÜMEZSOY… Türk Solu dergisindeki yazısında şu tespitleri yaptı:

ABD’nin Kürt kuşağı oluşturma teorisi çok dar bir stratejidir, bunun yerine Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve İsrail hattı oluşturuluyor. Böylece ABD, beş denize egemen olacak bir kuşak yaratacak. ABD’nin, rotasını PYD’den Şara’ya çevirmesinin arkasında birinci olgu olarak bu var. İkinci olgu ise Erdoğan’ın İtalya ile anlaşarak İstanbul’da Papa ve Patrik’in İznik’te ayin yapmasının önünü açması, bunun ABD’de yapılan toplantılarda kararlaştırılmış olması vardı. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması da bu projenin parçalarındandır. Bu, Birinci ve İkinci Roma’nın birleştirilmesiydi. Bu da Trump ve Erdoğan yakınlaşmasının sonucudur.

…Bu yeni egemenlik alanı, Rusya’nın Ortodoks koridoru ile Akdeniz’e açılmasının da önünde bir engel olarak planlanmıştır. Diğer taraftan Çin’in Avrupa’ya açılmasının da önünü keser…

Kürt-Amerikan koridoru yerine Kızıldeniz, Akdeniz, Basra Körfezi, Hazar Denizi ve Karadeniz’i yani beş denizi kapsayan alan kuruldu. ABD stratejisi böyle dönüştü… Bu proje BOP’un atası sayılabilecek olan Bernard Lewis’in Orta Doğu Projesine dayanıyor.”

Sayın BULUT “İran saldırısı başlangıç” başlıklı köşe yazısında da (2/3/2026, Yeniçağ); “ABD ve İsrail’in, yeni İran operasyonu ile ne yapmaya çalıştığını doğru anlamak için ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın 27 Kasım 2025 Perşembe günü Patrik Bartholomeos ile görüşmesinin ardından Patrikhane’nin önünde, Kathimerini gazetesinden Manolis Kostidis’e yaptığı açıklamaları hatırlamak gerekir…

Barrack: Başkan Trump’ın bu küresel bakış açısını benimsemesinin nedeni tarih öğrencisi olması. Baharat Yolu ve İpek Yolu, Doğu’yu Batı’ya üç veya dört farklı güzergâhtan bağlıyordu. Ve bu refah yolu boyunca medeniyetlerin harmanlanması geldi. Tekrar olabilir ancak 1919’dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Her ülkenin, her devletin farklı bir tür hükümet tarafından yönetilmesi fikri pek işe yaramadı. Bu yüzden yeni bir refah tarzı yaratmak için şunu düşünün: Akdeniz’e açılan çok sayıda fosil yakıt kaynağının bulunduğu Hazar Denizi’miz var ve Yunanistan ile Türkiye buraya bir kapı. Nasıl açık olmasınlar ki? Bu siyasi müdahaleden nasıl kurtulacaksınız? Siyasi müdahalen refahla kurtulursunuz. İşte umudumuz bu.

Kostidis: Kıbrıs bu bölge için önemli mi? Bu sorunların çözümü için önemli mi?

Barrack: Evet. Sağlıklı bir vücudun ortasında apse olamaz. Vücudun her bir parçasının iyileştirilmesi gerekir. Ve Kıbrıs da önemli bir bölge… Bu yüzden umudumuz, bunun da dahil edilmesi…

Mustafa YILDIRIM ise 25 yıl önce ‘ABD’nin planı, Hazar koridorunu açmak ve Orta Asya ile güvenli yolları birleştirmek’ diyordu.

Tabii bunu başarırlarsa, sadece Orta Doğu’da ve Hazar yoluyla Orta Asya’da değil bütün dünyada enerji kaynaklarını ve nadir elementleri kontrol altına almış olacaklar. Çin’in ‘Kuşak Yol Projesi’ni bu savaşla engellemeye çalışıyorlar. Zaten asıl hedefleri, Çin’in bütün can damarlarını kesmek, sonra da dünya imparatorluğunu ilan etmektir.

Dolayısıyla ABD ve İsrail’in İran’a karşı giriştiği saldırı, bu büyük projenin ilk adımlarından biridir…” demektedir.

İşte dünyada yaşanan bütün bu zulmün, kan ve gözyaşının temelinde enerji kaynaklarına ve enerji yollarına sahip olma hedefi yatmaktadır.

Bu arada farklı gibi görülse de Büyük Orta Doğu Projesi’nin altında da bu yatmaktadır. Ülkeleri daha küçük parçalara bölüp kendilerine bağımlı kukla iktidarlar yaratmaktır.

 

Yazar

Yaşar Yeniçerioğlu

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar