Yükleniyor...
“Türk Birliği”ni temsil edecek olan “Türk Devletleri Teşkilatı” ile yeni bir aşamaya geçilmiş olsa da henüz hedefin başındayız ve birliğin tamamlanması için çok zaman ihtiyacımız vardır. Ayrıca akılla, kararlılıkla ve sabırla daha birçok engeli aşmamız gerekmektedir.
Önceki yazımda da belirtmiştim: Dünyada birçok birlik kurulmuş olup biz, Türkler de -güçlü olmak için- birlik olmak zorundayız. Aksi takdirde emperyalist, sömürgeci, büyük ve güçlü devletlerin, “dış güçler”in oyuncağı oluruz.
Bugün öyle değil miyiz? Ülkemizde kaosun, kargaşanın, karmaşanın, ayrışmanın, laçkalığın sıkıntılarını yaşamıyor muyuz? Maalesef! Siyasilerimiz de buna çanak tutmaktadırlar; iktidar hevesiyle bölünmeyi ve ayrışmayı körüklemektedirler. Siyaset bu mudur? İç cephesi güçlü olmayan, parçalanmış bir millet dışa karşı nasıl mücadele edecektir?..
İçinde bulunduğumuz süreç ve değişen dünya şartları sebebiyle Türk dünyası ortak hareket etmeye mecburdur. Dünya arenasında daha saygın ve güçlü olarak yerimizi alabilmek için “Türk Devletleri Teşkilatı”nı büyütmeli ve güçlendirmeliyiz.
Bu sayede diğer devletler karşısında etkili oluruz. Dünya barışı için müdahale edilmesi gereken yerlere -kimseden destek ve yardım beklemeden- kendi gücümüzle gideriz. Başkalarından medet uman aciz dış politikaları yerine etkin ve sonuç alıcı faaliyetler de bulunuruz.
İşte o zaman Türk devlet ve topluluklarının tüm bireyleri sahipsiz olmadıklarını görürler. Hem birbirine destek olan Türk devletleri ve halkları, hatta diğer devletlerin içinde bulunan Türk toplulukları, hem de mazlum ve masum insanlar kendilerini daha güçlü ve güvende hissederler.
Dr.Reşat Doğru “Türk Dünyası ve Gerçekler” adlı kitabında “Her ülke ya da bölgede yaşayan insanlarda, Türk adı unutturularak çeşitli adlar altında (Tatar, Kazak, Özbek, Uygur, Karakalpak, Kırgız, Azeri, Yörük, Türkmen gibi) isimler kullanılmış ve bu Türk boyları birbirine hasım durumuna getirilmiştir (s.35).
Türk birliğinin önündeki en büyük engel bilinçsizliktir. Toplumca unutkanlıktır. Tarihten ders almamaktır (s.44). Yılların biriktirdiği birçok sorunla Türk dünyası karşı karşıya kalmıştır (s.60).” derken, bu sorunları şöyle sıralamaktadır: “1.Küresel güçlerin menfi çalışmaları, 2.Bazı bölgelerde yeterli demokratik kültürün oluşmaması (s.60), 3.Ekonomik ve finansal yetersizlikler, 4.Daha önce gerçekleştirilmiş olan projelerde yaşanan olumsuzluklar, 5.Çok büyük bir sabır, gayret ve zamana olan ihtiyaç, bu birliğin kurulmasındaki en büyük engellerdir (s.61).”
Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun ise “Türk Birliği” başlıklı 26/01/2020 tarihli yazısında; “Günümüzde Türk milletinin birçok derdi ve sıkıntısı vardır. Türklerin bir kısmı başka devletlerin boyunduruğu altındadır. Millî varlıklarını tabii bir şekilde sürdüremedikleri gibi çeşitli eziyet ve işkencelere de maruz kalmaktadırlar.
Bağımsız devletlerin çatısı altında bulunan Türklerin de her bakımdan bağımsız oldukları söylenemez. Güçlü devletlere şu veya bu şekilde bağımlılıklar söz konusudur.
Bağımsız Türk devletlerinde iç dertler ve sıkıntılar da vardır: Yoksulluk, cehalet, kötü yönetimler ve adaletsizlik.
Türkçüler, bütün bu dert ve sıkıntılarla ilgilenmek, uğraşmak zorundadırlar. Dert ve sıkıntıları gidermenin yollarını arayıp bulmaya çalışmalıdırlar. Olumsuzlukları sıraya koymak şart değildir. Önce şu sıkıntıyı halledelim, sonra diğerine geçelim gibi bir tutumun mantığı yoktur. İmkân ve fırsatlara göre davranmak en doğrusudur…”
Ercilasun Hoca, “Türkiye’de Türk Dünyası araştırmaları…” başlıklı 02/06/2013 tarihli diğer bir yazısında da; “Eğer Batılılaşabilseydik (bu terimi beğenmeyenler çağdaşlaşabilseydik de diyebilirler), Türk Dünyası üzerinde çalışmak için 1990’ları beklemez; ABD gibi, Rusça bilen Sovyetologlar yetiştirip bu işe çok daha erken başlardık.
…Türk Dünyası üzerindeki çalışmalar rastgele, plansız ve maddi desteksiz yürütülmez; Batılıların yaptığı gibi, kurumsallaşmış, planlanmış ve maddi imkânları belirlenmiş olarak yürütülürdü.
…Türk Dünyası ile ilişkiler (diplomatik, siyasi, ekonomik, kültürel, ilmî ilişkiler) Batılı ülkelerin kendi aralarındaki ilişkiler gibi sağlam ve kalıcı esaslara oturtulur ve süreklilik içinde devam ettirilirdi.
…Türk Dünyası ile ilişkiler konusunda, ABD’nin ve bazı Batılı ülkelerin yaptığı gibi, kendi ideolojimize, kendi tarih, coğrafya ve kültürümüze uygun teoriler üretir ve bunları uygulamaya koyardık.
…Türk Dünyası konusunda nasıl bir tutum takınması, nasıl davranması ve nasıl bir yol izlemesi gerektiğini çok genel çizgilerle ortaya koymaya çalıştım. Ancak konu Türk Dünyası ile sınırlı değildir…” demektedir.
Türk Birliği, Dünya Türklerine birçok fayda ve avantaj sağlayacaktır.
Bu konuda Dr.Reşat Doğru aynı kitabında; “Türkçülük, Türklerin hayatını kolaylaştırmak, canlandırmak, kurumların çatısını canlı tutmak ve tazelemek için vardır. Turan ülküsü de Türk birliği demektir… Ancak, insanlarımız Türk birliği denince esir Türklerin bağımsızlığı için silahlanıp o ülkelere savaş açılacağını sanıyorlar. Türkiye’nin başı belaya girecek sanıyorlar. Kamuoyu da kasıtlı olarak yanıltılıyor, korkutuluyor, yanlış yönlendiriliyor (s.44).
Türk milliyetçilerinin ülküsü Turan’dır. Bu, gerçekleşmesi kolay olmayan, çok zor bir hedef olup Türklerin Kızıl Elma’sıdır (s.54).
Türk dünyasında, Türk halkları arasında ikilik yapacak tutumlardan kaçınmalıyız. Ağabeylik taslamak yerine sadece ‘eşitler arasında öncü’ görevine talip olmalıyız. Çünkü Türk milleti sadece Türkiye’deki Türklerden ibaret değildir. Dünyanın her tarafına yayılan büyük bir Türk milleti vardır (s.57).
…ortak köken olan Türk algısını ortaya koymak, Türk dünyası tabirini her yerde büyük bir güç olarak ortaya çıkarmaktır (s.42). Türk dünyası birliği kurulması ile;
1.Türk birliğinde büyük bir güç elde edileceği için artık hiçbir büyük güç, tek başına bölgeye etki edemeyecektir.
2.Doğal zenginlikleri kendileri kullanacağı için çok büyük bir ekonomik güce sahip olacaklardır.
3.Türk birliğindeki siyasi, askeri, ekonomik güç, bölge devletlerini etkileyecek, barış ve kardeşlik gelecektir.
4.Birliği oluşturacak devletlerin dil, din, tarih ve kültür birliği içinde olmaları, birçok konuda büyük bir güç olarak ortaya çıkmalarını sağlayacaktır.
…kararlı ve sabırlı bir politikayla “Türk Dünyası Birliği’nin kurulmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır (s.61).
Artık dünyada kültürel ve sosyal temeli olmayan hiçbir ekonomik ve siyasi birlikteliğin uzun ömürlü olmayacağı açıkça görülmektedir (s.25).
…Türk dünyasının uluslararası alanda daha etkin bir yer alabilmesi için her türlü alandaki varlığının tanınması ve tanıtılmasına önem verilmesi gerekmektedir (s.195).
7.Hun-Türk Kurultayı’nın, “Köklere inemezseniz, göklere yükselemezsiniz” ana tema ile yayınladığı 13 Ağustos 2022 tarihli sonuç bildirgesinde yer alan; “Macar, Azeri, Avar, Başkurt, Bulgar, Balkar, Buryat, Çuvaş, Gagavuz, Kabardino, Karaçay, Karakalpak, Kazak, Kırgız, Kumuk, Moğol, Nogay, Oğuz, Özbek, Tatar, Tuva, Türkmen, Uygur ve Yakut boyları bir araya gelerek…” şeklindeki ifadeleri ile bütün Türk halkları, “bir ve beraber olma iradeleri”ni ortaya koymuşlardır.
1 Yorum