Kırım’ın Kerç yarımadasında, Pantikapion kentinde bulunan yaklaşık 1600 yıllık altın taç, Hunların Karadeniz’in kuzeyindeki varlığına dair dikkat çekici arkeolojik eserlerden biri olarak öne çıkıyor. Kerç Tacı (Crown of Kerch) adıyla bilinen eser, yüksek statülü bir Hun kadınının mezarında bulundu. Günümüzde ise Berlin’deki Neues Museum’da sergileniyor.
Altın kaplamalı bronz plakalardan meydana gelen taçta 250’den fazla değerli taş yuvası bulunuyor. Bunların önemli bir kısmı kırmızı renkli lal (granat) taşlarıyla süslenmiş.
Pantikapion’daki kazılar sırasında ortaya çıkarılan taç, milattan sonra 4. yüzyılın sonları ile 5. yüzyılın başlarına tarihleniyor. Bu tarih, Hunların Karadeniz’in kuzeyinde güçlü bir siyasi varlık oluşturduğu döneme denk geliyor.
Hunlardan Türk Dünyasına Uzanan Bir Sembol
Tacın en dikkat çekici bölümü ise karşılıklı yönlere bakan ve kartal olduğu tahmin edilen iki yırtıcı kuş başı. Taçtaki motif, Türkler için önemli bir yer edinecek olan çift başlı kartal sembolünün erken örneklerinden. Anlıyoruz ki yüzyıllar sonra Türklerin sembolü olarak farklı biçimlerde görülecek olan bu sembolün köklerini Hun çağının bozkır sanatında görmek mümkün.
Hunların Avrupa ve Karadeniz tarihindeki rolü çoğu zaman askerî seferleri üzerinden anlatılıyor. Oysa Kerç Tacı gibi eserler, Hunların aynı zamanda gelişmiş bir sanat ve anlam dünyasına sahip olduğunu gösteriyor.
Tacın üzerindeki kartal tasviri bu açıdan özellikle dikkat çekici. Çift başlı kartalın Hun devrindeki bu erken görünümü, sonraki Türk devletlerinde karşılaşacağımız kartal sembolünün tarihî köklerini anlamak bakımından önemli bir arkeolojik iz niteliğinde.
Yaklaşık 1600 yıl önce bir Hun soylu kadınının mezarına bırakılan Kerç Tacı, bu bakımdan yalnızca geçmişte kalmış görkemli bir mücevher değil; Hunlardan sonraki Türk dünyasına uzanan güçlü bir sembol geleneğinin erken halkalarından biri olarak değerlendirilebilir.