Acaba Bahçeli “sefa geldi” diyecek mi? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

Suriyeliler vatanlarına dönmeli

Millî Düşünce Merkezi Suriyeli sığınmacılar için açıklama yaptı: Suriyeli sığınmacıların yurtlarına dönmesi gerekmektedir. Vatanlarında yaşama hakkı kimsenin elinden alınamaz. Bu insanlar için doğal bir haktır. Bu hak Esat düşmanlığı siyasetine kurban edilmemelidir.
_______4 Şubat 2019_______

Acaba Bahçeli “sefa geldi” diyecek mi?

Müyesser Yıldız
Paylaş:

Ruhban okulu ziyareti

Çok değil 1.5 ay kadar önce Yunanistan Genelkurmay Başkanı Oramiral Evangelos Apostolakis, “Türkler kayalıklarımıza çıkarsa, onları dümdüz ederiz. Hükümetimiz de aynı görüşte” dedi. Apostolakis, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de uyguladığı baskılara karşı Yunanistan’ın Kıbrıs, İsrail ve Mısır’la kurduğu ittifak sayesinde bölgedeki dengelerin sağlandığını da vurguladı.

Bu tehditleri savurduktan 1 ay sonra Yunanistan Savunma Bakanı olan Apostolakis, devir-teslim töreninde yine Türkiye’yi hedef alıp, “Ege’nin karşı kıyısına bir mesajımı iletmek isterim. İki yol var; Çatışma ya da barış ve işbirliği yolu” dedikten sonra “Uluslararası hukuk kurallarının çiğnenmemesinin, kırmızı çizgileri” olduğunu belirtti.

Yunanistan Başbakanı Çipras ise Apostolakis’in neden Savunma Bakanlığı’na getirildiğini açıklarken, Türkiye’yi ima ederek, şunu söyledi:

“Ne yapacağı öngörülemeyen Doğu’daki komşumuzun ülkemize yönelik tehditlerine karşı ne denli birlik ve beraberlik içinde bulunduğumuzun bir mesajıdır.”

Ankara’nın Apostolakis’i tepkisi ne oldu dersiniz? O tehditlerin mürekkebi kurumadan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar gönderdiği tebrik mektubunda, yeni mevkidaşına başarılar dileyip, “İki ülke arasında iyi komşuluk ilişkileri ve askeri alanlardaki iş birliğinin geliştirilmesinin önemine” değindi ve onu Türkiye’ye davet etti.

Yaklaşık 3 ay önce Yunanistan, başka bir meydan okumada bulundu. Başbakan Çipras, Ege’de karasularını kademeli olarak 12 mile çıkarılacağını, bunu da Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile değil, Meclis yoluyla yapacaklarını açıkladı. Türkiye’nin böyle bir kararı “Savaş sebebi” saydığı hatırlatıldığında ise, “Bu yeni bir mesele değil. Haklarımızı kullanacağız. Egemenlik haklarımızdan feragat etmeyeceğiz” karşılığını verdi.

O sırada Çipras’ın, Erdoğan’ın davetiyle Aralık ayı başında Ankara’yı ziyareti gündemdeydi. Ancak kimi kaynaklara göre, iki liderin “yoğun programı”, kimi kaynaklara göre, Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşanan bu gerilimler sebebiyle ziyaret askıya alındı.

Önce ziyaretin Ocak ayı başında gerçekleşmesi için diplomatik temasların sürdüğü bildirildi. Nihayetinde Yunanistan Hükümet Sözcüsü Canakapoulos, Erdoğan’ın daveti üzerine Çipras’ın 5-6 Şubat’ta Türkiye’ye gideceğini, ilk gün Erdoğan’la görüşeceğini, ikinci gün ise İstanbul’a geçerek, Fener Rum Patriği Bartholomeos’u ziyaret edeceğini duyurdu.

“Yunanistan bildiğimiz Yunanistan. Megali İdea’sından zerre vazgeçmezken, Ankara’nın da bu ülke yöneticilerine muhabbetinde zerre eksilme olmadı” diyerek, asıl konumuza geçelim.

Okulda ayin olur mu?

Hürriyet’in Atina Temsilcisi Yorgo Kırbaki’nin bildirdiğine göre, Çipras ziyaretinin İstanbul ayağında önce Ruhban Okulu’na gidip, burada düzenlenecek dini ayine katılacak, ardından da Patrik Bartholomeos ile görüşecekmiş.

Yunan Hükümet Sözcüsü Canakapoulos’un açıklamasında böyle bir program yoktu. Anlaşılan nabız ölçülüyor veya alıştırılıyoruz.

Ruhban Okulu meselesi nedir; Kısaca hatırlatalım.

Burası 48 yıldır kapalı. Fener Rum Patrikhanesi, 1971’de Anayasa Mahkemesi’nin özel yükseköğretim kurumlarının bir devlet üniversitesine bağlanması kararını kabul etmeyip, okulu kapattı. Türkiye’nin “çözüme” ilişkin bütün tekliflerini de bugüne kadar hep reddetti.

Patrikhane bir Türk kurumu, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı ve sadece İstanbul’daki Rumların dini meseleleriyle ilgilenmesi gerekiyor. Ancak Yunanistan-ABD-AB’ye göre, Patrikhane “Ekümenik”, yani tüm Ortodoksların başı. Bu nedenle de Ruhban Okulu’nun devletimiz ve hukuk sistemimizin dışında, uluslararası nitelikte açılmasını istiyorlar.

Bunun tek anlamı ise; Eğitimde birliği sağlayan Tevhid-i Tedrisat’ın çiğnenip, ülkemiz topraklarında devletin denetimi dışında dini eğitime geçilip, Yunanistan’dan getirilecek öğrencilerle “özerk” bölgeler kurulması, özetle misyoner okullarına dönüştür.

AKP İktidarı döneminde Patrikhane’nin “Ekümeniklik” meselesinde epey mesafe alındı. Son olarak 3 ay önce Patrik Bartholomeos, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’daki Rus Ortodoks Kilisesi’nden ayrılması ve bağımsızlığı için Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ile işbirliği anlaşması imzaladı. 5 Ocak’ta ise yine Patrikhane’de düzenlenen ve Poroşenko’nun da katıldığı bir törenle Ukrayna Ortodok Kilisesi’nin bağımsızlığını belgeleyen kararnameyi Ukrayna Metropoliti Epifaniy’e teslim etti.

Bartholomeos, bir Türk vatandaşı… Muhatabı Fatih Kaymakamlığı… Sadece İstanbul’daki Rumlardan sorumlu, ama bir Devlet Başkanı ile anlaşma imzalıyor!

Ve Türkiye hiç ses çıkarmıyor. Bu, resmen Patriğin “Devlet Başkanlığı”, yani “Ekümenliğinin” tanınması değilse, nedir?

Dolayısıyla eğer doğruysa, Çipras’ın, Çarşamba günü Ruhban Okulu’na “Çıkartma” yapması ve kapalı da olsa bir okulda ayin düzenlenmesi tesadüf veya Yunanistan’a “jest” sayılamaz.

Bunun ardı, Ruhban Okulu’nun emperyalizmin istediği şartlarda açılmasıdır!

Nitekim, Erdoğan’ın uçağının yolcularından olan bir Gazeteci, Bartholomeos-Poroşenko anlaşmasından sadece 4 gün sonra “Ekümenik Patrikhane”yi uzun uzun övüp, şunu yazdı:

“Neredeyse 50 yıldır kapalı olan ve Ortodoks aleminin en önemli 2. okulu sayılan Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasının aciliyetini hatırlamakta fayda var.”

Bahçeli’nin ruhban okulu hakkındaki görüşleri 

24 Haziran seçimlerinden 2 ay önce Erdoğan’ın, Patrik Bartholomeos’la bir araya geldiğini, görüşmeye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da katıldığını, Bartholomeas’un, Ruhban Okulu’nun açılması talebinde bulunduğunu, Erdoğan’ın, “Değerlendireceğiz” dediğini hatırlatıp, 31 Mart seçimlerinin ülkemizin bekasıyla ilgili olduğunu savunan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, bu okulla ilgili görüşlerini aktaralım.

9 Kasım 2005’te AB’nin açıkladığı Türkiye İlerleme Raporu ve Katılım Ortaklığı Belgesi’nde, hem Patriğin “Ekümenliğinin” tanınması, hem de Ruhban Okulu’nun açılması talebi vardı.

Bahçeli 3 gün sonra düzenlediği basın toplantısında, sözkonusu belgeleri,“Türkiye’nin karşısına çıkacak dayatmaların ve ödettirilecek ağır faturaların toplu dökümü” olarak nitelendirdikten sonra, şöyle konuştu:

“AKP’nin teslimiyetçiliği sonucu, AB ile ilişkilerde şimdi tahsilat dönemine girilmiştir. Bütün bu faturaların taksit taksit ödenmesi için Türkiye’nin önüne ödeme vadeleri konulmuştur… İlerleme Raporu’nda, Türkiye’den Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması, Fener Rum Patrikliğine ‘ekümenlik’ sıfatını kullanmasına izin verilmesi ve kilise yönetimi seçimlerine Türkiye’nin karışmaması istenilmiştir. Ruhban Okulu konusunda, Milli Eğitim Bakanı şahit gösterilmiş ve Bakanın okulun kapalı kalmasına karşı olduğunu Ekim 2005’de açıklamasına rağmen, bu konuda hiçbir adım atılamadığı kaydedilmiştir. Hatırlanacağı gibi Milli Eğitim Bakanı söz konusu beyanında, ‘kendisine kalsa, Ruhban Okulu’nu 24 saat içinde açacağını’ söylemiştir. Şimdi AB bu sözün gereğini yerine getirmesini AKP’den istemektedir. Türk milli eğitiminin sorunlarını içinden çıkılmaz hale getiren, başörtüsü ve İmam Hatipliler konularını sadece seçim ve istismar malzemesi olarak gördüğü artık anlaşılan AKP, şimdi kendisine yakışanı yapacak ve AB’nin talimatlarına uygun olarak Fener Rum Patrikhanesi’nin papaz eğitimi ihtiyacını karşılamak için Ruhban Okulu’nu açacaktır.”

Bahçeli’nin bir başka tepkisi… 2 Aralık 2014’teki Grup Toplantısında şunları söyledi:

“İstanbul’da Fatih Kaymakamlığına bağlı olan Fener Rum Patriği, ‘Ekümenik’ sıfatına kendince meşruluk atfetmiştir. Bilinmelidir ki, Fener Rum Patriğinin sözde ‘Ekümenik’ unvanı devletimizin kurucu anlaşması Lozan’a tamamen aykırıdır. Biz tüm inanç ve dinlere mutlaka saygı duyan bir siyaset disiplini ve ahlâkına sahibiz. Kimseyi ötekileştirmeden, hor ve hakir görmeden milletimizin ve ülkemizin bekasını savunuyoruz. Ancak Anadolu’da bir Hıristiyan üstünlüğü hedefinin eşzamanlı olarak Türklerin bu topraklardan çıkarılması hesabına refakat ettiğini de görüyor ve müşahede ediyoruz. İstanbul’un Vatikan benzeri bir minyatür veya şehir devleti haline getirilerek, ele geçirilmesi amacının ısrarla sürdürüldüğünü görmemek için de kör olmak gerektiği kanaatindeyiz. Bunun yanı sıra, Heybeliada Papaz okulunun açılması için AKP ve dostları fırsat kollamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milleti’nin muazzam bir diriliş ruhu ve muhteşem bir azimle kurduğu bir Türk Devleti’dir. Anadolu coğrafyası Türk Milleti’nin son ve ilelebet vatanıdır. Bizim, kalbinde kilise, ağzında cami olanlara verilecek vatanımız, feda edilecek insanımız, heba edilecek değerimiz olmayacaktır. Biz, ‘Ekümenik’i bilmeyiz, Papaz okulundan anlamayız, son yurdumuzda meydanı boş bulan misyonerlerin, diyalogcuların, görünmez kilise havarilerinin tezgâhına katiyen düşmeyiz.”

Önceki gün Çipras’ın ziyaretiyle ilgili olarak TBMM Başkanı ve AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, “Sayın Çipras sefa geldi, hoş geldi” dedi.

Acaba Bahçeli de Ruhban Okulu ve Patrikhane’yi ziyaret edecek olan Çipras’a, “Sefa geldi, hoş geldi” diyor mu?

 

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları