Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler

İskender Öksüz'ün Türkiye'nin temel meseleleri ve bunların çözümüne yönelik tavsiyelerini derlediği itinalı çalışması.


Kitabın adı günlük siyasette sıkça kullanılan “Üst akıl” tabirine atıf olması sebebiyle, günlük siyasetle alâkalı gibi görünse de esasında Türkiye’nin meselelerine köklü çözümler öneren derinlemesine bir araştırma ve inceleme kitabı. Bu bakımdan kitabı bitirdiğinizde günlük siyasetin zeka seviyesinin düşüklüğü, bayağılığı ve çirkinliğinin sebepleri de berraklaşıyor.

İskender Öksüz, Türkiye’de elit, bilime dayalı milliyetçilik fikri yürüten yaşayan, gerçek bir Türk aydını olan son birkaç kişiden birisi. Bu eseri de aynı alandaki diğer çalışmalardan farklı kılan yönlerden bir tanesi bilime dayalı olması. Bu yönüyle kitap boyunca bir hayli bilgiye ve istatistiğe ulaşmak mümkün. Ancak bilgi somut, yanlışlanabilir ve eskiyebilir olduğu için kitabın bu özelliğinden ziyade açıcı olması, bakış açısı kazandırması onu daha değerli kılıyor. Zira İskender Öksüz sadece balık tutup vermiyor, aynı zamanda balık tutmayı da öğretiyor.

Eserin içeriği gayet sistemli. Ana başlıkları; memleketimin hâli insan sermayesi, sosyal sermaye, kurumlar, düşük IQ: sebepler ve sonuçlar, somutlar ve soyutlar, IQ düşükse basitleştiririm: komplo teorileri ve sonundaki ekler.

Her bölüme serpiştirilmiş çeşitli istatistiklerle Türklerin halihazırdaki durumu ile dünyanın belli başlı milletlerinin durumu istatistiklerle karşılaştırılıyor. İnsanımızın kalitesizliği (insan sermayesi), toplumumuzun vasıfsızlığı ve birbirinden kopukluğu (sosyal sermaye), zekâ seviyemiz (ya da belli birtakım toplumlara nispetle toplumumuzun maalesef geri zekâlılığı) ve bunların sebep oldukları köklü meselelerimiz irdelenip, bilimin gözüyle bakıldığı için çözümler de buna uygun olarak sunuluyor.

Örneğin, ülkelerin güven indeksleri sunulup bu istatistik ile kalkınmışlıkları karşılaştırılıyor. Tabii yazar için bu da kâfi gelmemiş ki aynı toplumda yaşayan insanların karşılıklı güven ilişkisi ile kalkınmışlıkları arasındaki bağı araştıran çalışmalar okuyucuya sunuluyor. Kitaptan bir örnekle; “…Diktatörlüklerde her derneğin, mesela izci derneklerinin bile, başında mutlaka bir “parti komiseri” veya benzeri bir kişi bulunur. Bu kişi ya aynı zamanda derneğin veya sivil toplum kuruluşunun da başkanıdır veya başkanın yanında yer alır ama herkes asıl gücün onda olduğunu bilir. Bunların asıl işlevi yatay bağları kırıp düşey bağları güçlendirmektir. O yüzden dernek, STK veya partide aralarında dostluk bulunan insanlara şüphe ile yaklaşılır. Aslolan yukarıya sadakattir; birbirine sevgi değil. Tersine yatay sevgiler lidere sadakat açısından tehdittir. Çünkü yatay bağlılıkları bulunan kurumların sosyal sermayesi, dolayısıyla gücü artar. Güçlü dernekler, sivil toplum kuruluşları, parti teşkilatları dikey örgütlenmelerce sevilmez. Parti gücünü teşkilatından değil, liderinden almalıdır; lider teşkilatı bir hamlede değiştirebilmelidir ama teşkilat lidere dokunamamalıdır…

Tespitler mensup olduğunuz parti, sendika, dernek vs ile ilgili bir şeyleri çağrıştırdı mı? Kitap bu ve benzeri somut meseleler ile bu meselelerimizin çözümüne yönelik tavsiyelerle dolu.

İskender Öksüz’ün bu eseri de diğerleri gibi her yönüyle ciddi bir araştırma ve emeğin ürünü olup üzerinde ciddi fikir teatisi yapılması gerektiren çalışma.

Yazar

A. Selim Babaoğlu

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar