Ankara Devlet Konservatuvarı’nın hikâyesi – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Millî Davamız Kıbrıs ve Doğu Akdeniz (509. Bilgi Şöleni)   • Söz Konusu-7: İttihatçılık Bağlamında Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa

Ankara Devlet Konservatuvarı’nın hikâyesi

Ankara Devlet Konservatuvarının, çağdaş Türk sanatına katkısının 84. yılı kutlu olsun.

15 Ekim 2020
Özge Yıldız

Mustafa Kemal Atatürk’ün hafızamıza yer edinen 10. Yıl Nutku’nda söyledikleri, Türk Milleti için yaptıkları ve yapılması gerekenlerin bir özetidir. Nutuk’un başında, “Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkârane yürümesine borçluyuz.” Son bölümünde ise, “Türk milleti çalışkandır; Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.” diyerek Türk milletine seslenmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, 27 Ekim 1913 ve 20 Ocak 1915 tarihler arasında, Sofya’da Askerî Ataşe olarak görev yaparken, müzik ve sahne sanatlarına ilgi duymuştur. Sosyal etkinliklere, konserlere, opera gibi sanat etkinliklerine giderek Batı kültürü, sanat ve müzik alanları üzerine gözlemler yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı ve İstiklâl Savaşı’nın ardından, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile devletin yönetim şeklinden sosyal yaşama, hukuk sisteminden eğitim sistemine köklü değişiklikler yapılarak yenilikler getirilmiştir. Türk sanatının gelişmesinin önü açıldı. Bu hususta, Türk sanat yaşamına katkı sağlayan Ankara Devlet Konservatuarı’nın apayrı bir yeri vardır.

Mûsikî Muallim Mektebi ve öğrencileri

Mûsikî Mu’allim Mektebi’nden Devlet Konservatuvarı’na

Mûsikî Mu’allim Mektebi, Atatürk’ün emriyle, 1924 yılında, müzik öğretmeni yetiştirmek üzere, daha sonra Millî Eğitim Bakanlığı adını almış olan Maarif Vekâleti’ne bağlı olarak kuruldu. Müzik ve Fransızcanın yanı sıra; Tarih, Türkçe ve Biyoloji gibi kültür dersleri de veriliyordu. Okulun ilk öğretmenleri, bugün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası adını taşıyan Riyâset-i Cumhûr Mûsikî Hey’eti üyeleridir. 1925 yılından başlayarak, müzik öğrenimi için Avrupa’ya gönderilen Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun ve Necil Kazım Akses gibi öğrenciler de yurda döndükten sonra burada eğitmen olarak görev aldılar. Ankara’nın Cebeci semtindeki bina, 1928 yılına gelindiğinde, artan ihtiyaçlar üzerine elverişsiz kaldığından yıkılarak, yeniden yapılandırıldı.

1933 yılında Musiki Muallim Mektebi’nde, dönemin Maarif Vekili Hikmet Bayur’un başkanlığında, Mekteb’in müdürü olarak Osman Zeki Üngör ve öğretmenlerden oluşan bir komisyon, Millî Mûsıkî ve Temsil Akademisi Kanun Tasarısı’nı hazırlamıştır. Tasarıya göre, her türlü müzik ihtiyacını karşılamak amacıyla, Devlet Mûsıkî Konservatuvarı veya Tiyatro Akademisi olarak adlandırılabilecek ve bütün müzik şubelerini kapsayacak bir müessese kurulmalıdır. Bu kurumun, Mûsıkî Mu’allim Mektebi, Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası ve Temsil Bölümü’nden oluşan bir akademi olarak yapılandırılması öngörülmüştür.

Kanununun tasarısı, 1934 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek, Berlin’de öğrenci müfettişi olarak görev yapan Cevat Dursunoğlu’ndan, tasarının gerçekleştirilmesi sürecinde danışmanlık yapacak bir uzman bulması istenmiş ve 1935 yılında, ünlü Alman besteci ve teorisyen Prof. Paul Hindemith ile anlaşma yapılmıştır. 1935–37 yıllarında öneri ve tasarılarının uygulanmasını denetleyen Hindemith, on altı bölümden oluşan ayrıntılı bir rapor hazırlar. İncelemeler sonucunda, kurulacak müessese bünyesinde, serbest müzik eğitimi verilmesi, müzik öğretmeni yetiştirilmesi ve bir tiyatro okulunun yer alması kararlaştırılır. Müzik sınıflarının denetimini Hindemith üstlenirken, temsil sınıflarının idaresi Alman tiyatro oyuncusu Carl Ebert’e verilmiştir.

Öğretmen yetiştiren kısım Mûsıkî Mu’allim Mektebi adıyla anılırken, müzik eğitimi ve tiyatro eğitimi veren kısımlar Devlet Konservatuvarı adını alır. Mûsıkî Mu’allim Mektebi, 1938-39 ders yılından itibaren Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü’ne aktarılmış ve Gazi Orta Öğretmen ve Terbiye Enstitüsü Müzik Şubesi’ne dönüşür. 6-12 Mayıs 1936 tarihlerinde Mûsıkî Mu’allim Mektebi öğrencilerine sınav yapılarak, Konservatuvar bünyesine ilk öğrenci alımı gerçekleştirilir. 1 Kasım 1936 tarihinde de Devlet Konservatuvarı olarak, eğitim-öğretim hayatına başlamıştır.

20 Mayıs 1940’ta, dönemin Maarif Vekili Hasan Âli Yücel tarafından, Devlet Konservatuvarı’nın kuruluş yasası hazırlanır. Konservatuvar; kompozisyon, orkestra şefliği, piyano-org-arp, yaylı sazlar, nefesli ve vurma sazlar ile şan şubelerine sahip, orta ve yüksek olmak üzere iki tahsil derecesinde eğitim verir. Ayrıca bir tiyatro ve opera uygulama sahnesi kurulmuştur. Bu kanun ile kurulacak olan diğer konservatuvarlara ve sahne sanatçısı yetiştiren kurumlara bir model olacaktır. İlk bale okulu Devlet Konservatuvarı’nın dışında, İstanbul’da şekillenmiştir. Ama 1950 yılı Mart ayında Ankara’ya taşınır ve Devlet Konservatuvarı’na Bale Bölümü olarak dâhil olur.

1979 yılına ait bir yönetmelikle Bando Şefliği Sanat Dalı kurulur. 1929 yılından, Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü’ne aktarılışına dek Mûsıkî Mu’allim Mektebi’nin yerine getirdiği, askerî bandolara şef ve eğitmen yetiştirme vazifesini de, 1938 sonrasında Konservatuvar üstlenmiştir. Kurulan anasanat dalıyla birlikte, dört yıllık bir lisans programı dâhilinde eğitime devam edilmektedir.

Konservatuvar’ın Akademik Birim Oluşu

1980’li yıllar, Konservatuvar için çok büyük bir değişime sahne olur. Konservatuvar artık bir üniversite çatısı altında eğitim vermeye başlar. 1981’de çıkarılan 2547 sayılı kanun gereğince, tüm yükseköğretim kurumları, Yükseköğretim Kurulu altında toplanır; akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülür ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanır.

Ankara Devlet Konservatuvarı, 1972 yılında Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı’na aktarılmış, 1975’ten 1982 yılına kadar Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü idaresindedir. 20 Temmuz 1982 tarihinde de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne aktarılır. Üniversitelerin yapılanmaya dâhil olmasıyla birlikte, kurumda görev yapan eğitmenler, belirli dönemlerde öğretim üyeliğine yükseltilmiştir. Yasa’nın ilgili maddesi 1986’ya dek yürürlükte kalmış, daha sonra öğretim üyeliğine atamalar; önce YÖK, ardından üniversite tarafından belirlenen kriterler doğrultusunda gerçekleşmiştir.3 Aralık 1984 tarihinde Konservatuvar, gelişiminin önünü açmak üzere, fakülte halini almış, doğrudan Rektörlük’e bağlanmış ve böylece, Üniversite Senato’sunda temsil hakkı kazanmıştır. 1985 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı, Beşevler Yerleşkesi’ne taşınmıştır.

Türk Sanatına Yönelik Gelişmeler

Konservatuvar, 1986 yılında yeni bir bilim dalına kavuşmuştur. İstemihan Taviloğlu, İlhan Baran, Ertuğrul Bayraktarkatal ve Halil Erdoğan Cengiz tarafından kurulan Etnomüzikoloji ve Folklor Bölümü, 1988 yılında eğitime başlar. 2007 yılında bölümün adı Müzikoloji olarak değiştirilir. Etnomüzikoloji ve Folklor Anabilim Dalı, Müzikoloji Anabilim Dalı’na dönüştürülerek yenilenen lisans ve yüksek lisans programıyla eğitime devam edilmektedir.

1986 yılında, Doç. Dr. Ahmet Kanneci’nin adımıyla Gitar Sanat Dalı kurularak, ilk Gitar Yarı Zamanlı Öğrenci Programı hayata geçirilir. Sanat dalı bünyesinde, mevcut yarı zamanlı programa ilaveten, 2005 yılında tam zamanlı lisans, 2010 yılında ise yüksek lisans programı açılmıştır.

Devlet Konservatuvarı Hacettepe Üniversitesi’ne katıldıktan sonra atılan başka büyük adım ise, Bale Anasanat Dalı altında Koreoloji-Koreografi Sanat Dalı’nın kurulmasıdır. Sanat dalının açılmasıyla Konservatuvar, bugün de geçerli olan, Türkiye’de koreolojist yetiştiren tek kurum olma özelliği kazanmıştır. 1995 yılında Bale Anasanat Dalı Başkanı Doç. Müride Aksan’ın girişimleri neticesinde; Fellow of the Institute of Choreology (Koreoloji Enstitüsü Üyesi) ünvanlı Suna Eden Şenel’in yönlendirmesi ve desteğiyle, bugün de devam etmekte olan bir arşiv çalışması başlatılır. Türk bale eserleri ve Türk halk oyunlarının Benesh Hareket Notasyonu ile kaydedilmesi ve arşivlenebilmesi için daha kapsamlı bir program oluşturulmasına karar verilmiştir. Bu amaca yönelik olarak 1998 yılında sanat dalı başkanı Ç. Seda Altuğ’un girişimleri ve FI Chor. Suna Eden Şenel’in destekleriyle, yüksek lisans programı açılır.

Konservatuvar’da eğitim veren sekiz anasanat dalının en yenisi, 2010 yılında eğitime başlayan Caz Anasanat Dalı’dır. Türkiye’de caz eğitimi vermek üzere, bir devlet üniversitesi bünyesinde açılan ilk birim olan anasanat dalı; caz bateristi Emre Kartari, orkestra şefi Prof. Dr. Erol Erdinç, Amerikalı saksafoncu George “Skip” Gailes ve Doç. Dr. Bige Bediz Kınıklı’ın çabalarıyla kurulmuştur. Kısa geçmişine karşın, yerli ve yabancı sanatçıların da katılımıyla, konser, festival, ustalık sınıfı ve atölye çalışmaları gerçekleştirmiş, Ankara’nın sanat yaşamının canlanmasına katkıda bulunmuştur.

Konservatuvar, kuruluşundan günümüze dek, Türk sanatına yön vermiş,, alanına damgasını vurmuş; yetiştirdiği öğrenciler, yarışmalarda önemli dereceler kazanarak, ülkemizin sanat kültürüne çok önemli katkılar sağlamıştır.
Fakülte, bünyesinde barındırdığı Müzikoloji Bölümü ile beraber; kitap, makale, bildiri, sempozyum, panel, konferans ve seminer gibi farklı türlerde bilimsel çalışmalarda da kendini göstermektedir.

Koreoloji-Koreografi Sanat Dalı, ülkemizde koreolojist yetiştiren tek kurumdur. Sanat dalının kuruluşunda emeği geçen Suna Eden Şenel’in, Royal Academy of Dance’nin verdiği en üst unvan olan Fellow of the Institute of Choreology’ye sahip ender sanatçılardan biridir.

Kurumun güçlü yönlerinden biri de, 1936 yılında kurulan kütüphanesidir. 2008 yılında, yeniden yapılandırılması ve çağdaş bilgi hizmetlerinin verilebilmesi amacıyla Bilimsel Araştırmalar Birimi tarafından desteklenen bir alt yapı projesi kapsamında ele alınan kütüphanenin büyük bir arşivi vardır. Bütünleşik otomasyon sistemi, elektronik veri tabanları, 8181 kitap, 101 DVD, 1408 plak, 4987 nota, yüksek kaliteli ses ve görüntü istasyonları, Eski Harflerle Türkçe (Osmanlıca), Türkçe ve Arapça elyazması nota ve kitaplar ile ülke çapındaki diğer müzik eğitim kurumlarına da hizmet vermektedir.

1976-1990 yıllarında Piyano Yapım Onarım Bölümü olarak eğitim veren piyano atölyesi, bugün Konservatuvar’da muhafaza edilen ve bölümün kurucusu İbrahim Sakarya ve ekibi tarafından yapılan ilk Türk piyanolarının üretildiği yer olarak, ayrı bir öneme sahiptir. Bugün Ankara Palas’ta sergilenen, Atatürk’ün kullanmış olduğu piyanolar da, bu atölyede, yine Sakarya ve ekibi tarafından, orijinali bozulmadan korunarak, yenilenmiştir.

Atatürk’ün onayıyla 1924 yılında, müzik öğretmeni yetiştirmek üzere açılmıştır. İdeal; sanatın toplumu değiştiren, geliştiren, ileriye taşıyan işleviyle, “özü koruyarak” çağdaş bir toplumun inşa edilmesi ideali, Cumhuriyet kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, sanat kurumlarına örnek teşkil etmiştir. Eğitim alanında ulusal ve uluslararası platformda başarılara imza atmıştır.
Atatürk’ün bize bıraktığı değerlere ve ülküye sahip çıkmalı, onun yolunda azimle yürümeliyiz. Çağdaş eğitim sisteminden en iyi şekilde faydalanmalı, kendimizi kültür ve sanat anlayışıyla donatmalı, aklımızı ve yüreğimizi Türk milleti için kullanmalıyız. Özgür yaşamak için mücadele etmeli, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize gösterdiği yolda yürüdüğümüz sürece, hiçbir gücün özgürlüğümüzü yok etme emellerine ulaşamayacağı inancımız asla sarsılmamalı.

Cumhuriyet; Mustafa Kemal’in düşündüğü çağdaş, medeni, güçlü ve dünyada sözü geçen bir ülke olabilmenin ilk ve tartışmasız adımı olarak verdiği bir karardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında, Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıktığında, “Görevimi tamamladım” düşüncesine kapılmamış, tam aksine, bütün gücüyle Türkiye’nin ilerlemesi için yeni ve büyük bir mücadeleye girişmiştir.

Ankara Devlet Konservatuvarının, çağdaş Türk sanatına katkısının 84. yılı kutlu olsun.

Kaynakça
http://www.konser.hacettepe.edu.tr/sayfa/hakkinda/tarihce
https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Hacettepe_%C3%9Cniversitesi_Ankara_Devlet_Konservatuvar%C4%B1

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları