Karikatür ve fikrî mücadele – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

Karikatür ve fikrî mücadele

Tiyatro ve sinemada şöyle bir metafor vardır: Anlatma, göster! Olayları düz yazıdan çıkarıp hayal dünyasına emanet eder. Biz buna karikatürleri de ekleyebiliriz.

27 Haziran 2020
Mehmet Onur Karadayı

Duygular, anlamlar ve ifadeler

İnsan, duygularına bir giysi giydiremez. Şekli yoktur, insanın içindedir ve bu yüzden de benzersizdir. Aynı zamanda insanlar bilmedikleri şeylerden korku duydukları için somut kavramları soyut kavramlara göre daha iyi idrak ederler. Bundan dolayı beş duyu organımız ile algılayamadığımız duyguları anlamlandırmak için onları sınıflandırır, isimlendirir bu şekilde de anlamaya çalışırız. Duygular kişiden kişiye farklılık gösterdiği için, biz her ne kadar ortak tanımlamalar yapmaya çalışsak da bu tanımlar karşımızdaki kişide karşılık bulduğu oranda sağlıklı iletişim kurabiliriz. Yani kavramlar ne kadar somutlaşır ne kadar ortak noktada buluşursa o kadar güven ve sıcaklık verir. Benzer şekilde duygular aynı olsa da kavramların farklı olduğu durumlarda ise yanlış anlaşılmalar olabileceği için bu, duyguları zedeleyebilir hatta çatışma ortamına sebebiyet verebilir. Örneğin Sovyetler zamanında Türk cumhuriyetlerdeki soydaşlarımız ile aynı ortak tarih ve dile sahip olduğumuz için, bu duyguları biz her ne kadar ortak yaşasak da ortak ifade edemeyelim diye Stalin’in dil üzerindeki yaptığı değişiklikler buna örnektir. Bugün Azerbaycan Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki kavram farklılıkları mizansen konusu yapılsa da altında oldukça sinsi emeller gizlidir. Benzer bir örneği de George Orwell’ın 1984 isimli kitabından verebiliriz. “Büyük birader” yasaklı kelimeler listesi çıkararak duyguların tarif edilememesi için aşk, sevgi, birliktelik, direniş vb ortaklık ve birliktelik ifade eden kelimeleri yasaklamış bu sayede de duygu ve düşünceleri baskılamaya böylece de zihinleri kontrol altına almaya çalışmıştır.

Zekâ ve hayâl gücü

Somutlaştırma, görselleştirme ve görsel üzerinden hikâyeleştirme bir sanat hâline gelmiştir. Zekâ ürünü olan görselleştirme karikatür olarak beden bulmuş ve sayfalarca anlatılabilecek konular bir görsel üzerinden tek seferde anlatılabilir hâle getirilmiştir. Bu yeteneğe ve hayâl gücüne sahip insanların ürünleri öfkenin de aslında kontrol altına alınmış şeklidir. Öfkenin dışa vurumu eğer şiddet yönlü olursa keskin sirke misali kendi kabına zarar verebilir. Ancak bu öfke eğer zekâ ile birleşir mizah ile bezenir ise ortaya konusuna göre hem güldüren, hem düşündüren hem de acı acı baktıran ürünler çıkabilir. Siyasî ve hukuki sonuçları olabilecek birçok konuda benzetme ve hayâl etme yolu görselleştirilen bu çalışmalar hayatın olağan akışı içerisinde bizleri sanata bağlayan ve hayat damarlarımızdan birinin akışını sağlayan yaşam enerjimiz olmaya devam eder.

Sevr anlaşması ve karşı propaganda

Türk tarihini anlatan ve dönemin koşullarını gözler önüne seren yüzlerce tahrif edilen olgunun yerine, yanlış bir algı oluşturmaya çalışan çalışmaları, dikkatli okursak, tek görsel içerisinde sayısız görsel saklanmış nice çalışmalar olduğunu görürüz. Bu yazıda o görselleri irdelemeye çalışacağız. Bakalım atılan iftiralara şiddet yerine ağırlaştırılmış zekâ kullanılan bu görseller bize neler ifade edecek

Tarihimizin kırılma noktalarından olan ve bizi bölünmeye mahkûm eden Sevr anlaşmasına atıfta bulunan yukarıdaki görselde Fatih Sultan Mehmed Han, göz bebeği İstanbul’unun kalbine hançer saplayacak olan anlaşmanın imzalanmasını büyük teessür ile izliyor. Hemen arkasındaki sarığı, yanı başında Kuran-ı Kerim bulunduğu şekil ile resmedilen II. Mehmed hemen dışarıda Sevr anlaşması için el sıkışan Osmanlı heyeti ile İngiliz heyetine bakıyor.

Fatih Sultan Mehmed’in öfkesi

Daha sonra Sevr’in imzalanması üzerine kılıcı yarı çekilmiş hâlde Vahîdeddin’in yanına gidiyor ve bu anlaşmaya tepkisini gösteriyor. Resmin ortasında İstanbul’un fethini sembolize eden Fatih’in İstanbul’a girişini gösteren tablo şehrin fatihi olarak onu sembolize ediyor; arkasındaki yeniçerileri ise emaneti olan şehre yapılan ihanetin hesabını sormaya gelmiş olduğunu gösteriyor. Bu konu üzerine sayısız yazı yazıldı ve çizildi ancak bu karikatür kadar sade ve duru şekilde anlatını pek azdır. Öfke, emanet duygusu, gelecek, vefa, ihanet, intikam ve hesap sorma hepsi tek görselde ve tokat gibi insanın yüzüne çarpıyor. Şimdi bu görselin anlattıklarından sonra Vahîdeddin’in kurtuluş savaşımızın gizli organizatörü olduğu uydurmalarını tekrar aklınıza getirin.

Buradaki görselde ise Bursa’nın düşman işgalinden kurtulmasından sonra Osman Gazi’nin emaneti olan şehri kurtaran Mehmetçik’in Osman Gazi’nin elini öptüğü ve saygısı ve vefasını gösterdiği anlatılmış.

Türk’ün başbuğları

Bu karikatürün temsil ettiği manayı anlatmak için ise sayısız ciltte kitap yazılması lazım. Ancak tek bir görsel Türkün ebed müddet anlayışını temsil ediyor. Türk varlığını, Anadolu’daki bin yıllık devlet serüvenini ve Türk bozkurtlarını anlatıyor. Kurtuluş savaşı bitmiş, Sevr Mustafa Kemal’in ayakları altında! Şehri fetheden komutan şehri kurtaran komutanı tebrik ediyor. Arkada Anadolu’da var olan Türk varlığını Malazgirt ile garantileyen ve hâlihazırda var olan Türk nüfusuna akın akın yenilerini ekleyen ve Anadolu’yu Türkleştiren komutan Sultan Alparslan var. Hemen yanlarındaki ise arkadaki caminin mimarı Mimar Sinan. Bir tarafta Anadolu’da Türk devletleşmesini başlatan komutan, diğer yanda İstanbul’un fatihi, bir diğer yanda ise İstanbul’un kültür ve mimarisinin yaratıcısı Mimar Sinan. Sağ tarafta ise bu emanete canları pahasına sahip çıkan kurtuluş savaşımızın öncüleri Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Kâzım Karabekir. Mesaj açık: Türk’ün başbuğları atılan her türlü iftiraya rağmen kalpleri Türk milleti için atmış ve Anadolu’daki Türk varlığı ve kültürüne katkı sağlayarak ruhen birlikte ve omuz omuza mücadele etmiştir. Bu görselden sonra “İngilizlerin organize ettiği Kurtuluş Savaşı” safsatalarını tekrar aklınıza getirin. Ne kadar basitleştiğini ve tarihi bir sürekliliği olan Türk milletinin büyüklüğünün resmedilişini inceleyiniz.

Ergenekon’dan çıkan Osman Gazi Mustafa Kemal’i selamlıyor!

Tarihî şahsiyetler ve karakterler kendi dönemleri içerisinde değerlendirilmelidir. Dönemin şartlarını göz önünde bulundurduktan sonra tarihî gelişimi ve olayların sonuçları açısından tezler ortaya konulmalıdır. Türk milleti büyük bir millettir ve milletine hizmet eden her liderin başımızın üzerinde yeri vardır. İlteriş Kağan’dan Bumin Kağan’a;  Alparslan’dan Kılıçarslan’a; Fatih’ten Atatürk’e hepsi bizim tarihimizdir. Sahip çıkmak ve bu köklü tarihe darbe vurmak isteyenlere karşı bilim ve sanat ışığında mücadelemiz devam edecektir. Vahîdeddin’in millî mücadele içindeki konumunu tarihî belgelerle yukarıda anlatıldığı şekilde ortaya koyan Ümit Doğan’ın eserlerini okumanızı tavsiye ederim.

Bu görsellerin asıl kaynağını bulamasak da https://twitter.com/KayserMehmedII?s=20 kullanıcısının paylaşımı üzerinden alınmıştır.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları