BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE

15 Mart 2016 Ankara’da Pazar gün düzenlenen bölücü terör saldırısını şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabırlar; yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Türk Milletinin başı sağ olsun. Son yıllarda kitle katliamlarına yönelen bu hain saldırıların daha da artacağı endişesini taşımaktayız. Terörün bir araç olduğunu biliyor ve amacına ulaşamayacağını, vatanımızı […]


15 Mart 2016

Ankara’da Pazar gün düzenlenen bölücü terör saldırısını şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabırlar; yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Türk Milletinin başı sağ olsun.

Son yıllarda kitle katliamlarına yönelen bu hain saldırıların daha da artacağı endişesini taşımaktayız. Terörün bir araç olduğunu biliyor ve amacına ulaşamayacağını, vatanımızı ve milletimizi bölemeyeceğini tüm dünyaya ilan ediyoruz.

Bu insanlık dışı saldırı ile ulaşılmak istenen hedefleri şöylece özetleyebiliriz:

  • Duraksayan “Yeni Anayasa” sürecini başlatmak ve “Türksüz Anayasa”’yı gerçekleştirmek,
  • Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e ulaşması düşünülen (Muhtemelen İskenderun’dan) “Kürt Koridoru”na, zorda kalan Türkiye’yi razı etmek,
  • “Çözüm süreci”ne kaldığı yerden devam etmek ve PKK / KCK’nın “Özyönetim” adı altında devletleşmesini sağlamak.

Geçtiğimiz beş ay içerisinde, ülkemizin başkentinde meydana gelen bu üçüncü saldırının arkasındaki hedefler ve niyetler halkımızca da bilinmektedir. Millî Düşünce Merkezi olarak Türkiye’nin son yıllarda neden birçok terör saldırısına maruz kaldığını bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Ülkemizin bu duruma gelmesinde, Türk Milletinden ve Devletinden gizli bir şekilde, emperyalist güçler ve bölücü terör örgütüyle ülke bütünlüğünü müzakere masasına yatıranların sorumluluğu büyüktür. Terörle başa çıkmak için, hukuku ve demokrasisi gelişmiş batı ülkelerinde de olduğu gibi meşruiyet içerisinde, milletle beraber topyekûn bir mücadeleye ihtiyaç vardır. Başta PKK/KCK olmak üzere terör örgütlerinin devletimize ve milletimize düşman oldukları zaten bilinmektedir. Ancak, düşmana düşman muamelesi yapılmayınca, tehdit ve tehlike azgınlaşmaktadır. Nitekim 1990’larda dağıtılan ve elebaşı yakalanarak idam cezasına çarptırılan bölücü terör örgütü, bugün devletimize meydan okumaya kalkışabilmektedir.

Yıllardır Ortadoğu’da güvenli bir liman olarak nitelenen ülkemizde, artık Bağdat’ta, Kerkük’te ve Halep’te patlayan bombaların benzerleri patlamaktadır. Bölgemizde, terör ve amaçlarıyla mücadele yerine müzakere edenlerin hâli ortadadır. Türkiye’nin de bu hâle gelmemesi için siyasi sorumluların bir an önce topyekûn mücadele konseptine geçmeleri şarttır. Bir süre önce, Paris’te ve Londra’da yapılan terör saldırısı sonucu hükûmetler, hemen olağanüstü hâl kararı almış ve uygulamışlardır. Türkiyemiz çok daha ağır şartlarda olduğu halde, olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ilanından ısrarla kaçınıldığı görülmektedir. Ülkemizde sanki normal bir durumdaymış gibi davrananlar, ödenen bedeller ve kaybedilen canlardan dolayı tarih ve millet önünde sorumludurlar.

Ülkemizde istihbarata dayalı bir zafiyetin olduğu anlaşılmaktadır. Böyle olunca, canlı bombalar daima patlayacak demektir. Bu sebeple siyasi iktidarın, devletin ve milletin yapısıyla ve kurumlarıyla uğraşmak yerine, terörün tüm unsurlarıyla mücadele etmek zorunda olduğunu bir kez daha hatırlatırız. 

SAYGILARIMIZLA

Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.