Dili “Bir” Olmayanın Vicdanı Bile Parçalanır!

Milli Eğitim Bakanlığı bu yıldan itibaren ortaokul larda seçmeli olarak okutulacak Kürtçe dersinin müfredatını tamamlamış.   Vay be!.. Neredeeen nereyeee?   Önce özel kurslar istediler. AB de bastırdı: “Kurs açmazsanız zinhar AB’ye giremezsiniz.” dedi. Törenlerle kurslar açıldı.   1 yıl geçti, geçmedi: “Özel kurs paralı. Kimse çocuğunu göndermiyor. Bu işi devlet üstlensin.” buyurdular. Ankara mırın […]


Milli Eğitim Bakanlığı bu yıldan itibaren ortaokul larda seçmeli olarak okutulacak Kürtçe dersinin müfredatını tamamlamış.

 

Vay be!.. Neredeeen nereyeee?

 

Önce özel kurslar istediler. AB de bastırdı: “Kurs açmazsanız zinhar AB’ye giremezsiniz.” dedi. Törenlerle kurslar açıldı.

 

1 yıl geçti, geçmedi: “Özel kurs paralı. Kimse çocuğunu göndermiyor. Bu işi devlet üstlensin.” buyurdular. Ankara mırın kırın etti, AB yine bastırdı.

 

Sonra itiraf geldi: “Özel kurslar sadece bir eşikti. Bu eşik aşıldı. Hedef ana dilde eğitim.” buyurdular. Törenle açılan özel kurslar, törenle kapatıldı.

 

Ankara’nın “gık”ı çıkmaz oldu. Gık çıkmadığı gibi Anayasa ve YÖK Kanunu’na aykırı olarak Mardin Artuklu, Tunceli ve Hakkkari Üniversiteleri’nde Kürtçe bölümler açıldı önce.

 

Şimdi de ortaokullarda seçmeli Kürtçe dersi.

 

Oysa Başbakan Erdoğan çok değil, 1 yıl önce 12 Haziran seçimleri üzeri dedi ki;

 

Biz üniversitede Kürtçe seçmeli dersin önünü açtık; ama orta ve lisede şu anda söz konusu değil. Seçimden sonra demiyorum ama gelecekte bu konu tartışılabilir, konuşulabilir.”

 

İşte o “gelecek” 1 yılda geldi. Neden ve nasıl geldiğini, bu yolun nereye çıkacağını söylemeye gerek var mı?

 

Erdoğan’ın AKP’nin kuruluşunda koyduğu “kırmızı çizgi” şuydu:

 

Özel kişiler ve şirketler TV istasyonu, radyo kurarak; gazete ve kitap çıkararak kültürel haklarını geliştirebilirler. Burada hassasiyet gerektiren konu eğitim ve öğretim meselesidir. Biz AK Parti olarak özel kurslar, vakıf ve dernekler yoluyla insanların anadillerini öğrenmelerini bir hak olarak görüyoruz. Devletin başka dillerin öğretilmesine soyunmasına gerek yoktur. Devleti denetleme fonksiyonu dışında işlere sokmak doğru değildir ve uzun vadede üniter yapımızı sıkıntıya sokan gelişmeler yol açar.”

 

Erdoğan o vakitler şunu da söylüyordu:

 

Resmi dil ve eğitim dilimiz Türkçe’dir ve Türkçe bütün vatandaşlarımıza en iyi şekilde öğretilmelidir. Ayrıca hepimiz için üniter devlet yapımız ve devletimizin milletiyle bölünmez bütünlüğü çok önemlidir. Yapılacak uygulamalarda buna dikkat edilmelidir.”

 

Bugünün Erdoğan’ın “kırmızı çizgileri” “tek vatan, tek bayrak, tek millet”. Dahası, hiçbir zaman “tek dil”i savunmadığını övünerek, açıklıyor.

 

Tek dil”i savunmayanın “tek vatan, tek bayrak, tek millet” söyleminin geçerliliği olabilir mi?

 

Başbakan Erdoğan Ziya Gökalp’in Minareler Süngümüz şiirini okuduğu için 4 ay hapis yattığını anlatıp duruyor ya, Gökalp’in bir de Lisan şiiri vardır. Acaba onu biliyor mu veya hiç okudu mu? Der ki Gökalp;

 

Turanın bir ili var

Ve yalnız bir dili var.

Başka bir dili var diyenin

Başka bir emeli var.

 

Türklüğün vicdanı bir

Dini bir, vatanı bir.

Fakat hepsi ayrılır

Olmazsa lisanı bir.

 

Erdoğan’ın yeni “kırmızı çizgilerinin bir hükmünün olmadığını/olamayacağını söylemem bundan. Gökalp’in de vurguladığı gibi “lisanı bir olmayanın” vatanı, dini, hatta vicdanı bile parçalanır.

 

Bağıra bağıra Anayasa çiğneniyor. Harf devrimi ayaklar altına alınıyor. Bir de yeni anayasa çalışmaları yapılmıyor mu? Ne hacet efendim, ne güzel Anayasasız idare ediliyoruz işte!..

 

Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe’ye kucak dolusu sevgiler…

Avatar
Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.