Emine Işınsu: Mecmua dergisi, özel sayısında İskender Öksüz’le röportaj – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______9 Haziran 2019_______

Emine Işınsu: Mecmua dergisi, özel sayısında İskender Öksüz’le röportaj

İskender Öksüz
Paylaş:

Mecmua Dergisi Emine Işınsu özel sayısı kapağı

Soru 1-) Bir eş olarak Emine hanımı nasıl portrelersiniz?

Cevap 1-) Allah bana Işınsu gibi olağanüstü bir insanla yarım asra yakın, sevgi ve en az sevgi kadar önemli olan saygı dolu bir birliktelik nasip etti. Şükürden başka ne söyleyebilirim. Bu yarım asırda, her şeyi birlikte yaptık, her yere birlikte gittik. Birimiz bir şeye yeltendiğinde diğeri hemen nasıl yardım edebilirim diye düşündü. Etrafıma baktığımda, bunun herkese nasip olmayan bir yakınlık olduğunu görüyorum. Birbirimize sevgili, eş ve arkadaştık. Sevgilim ve eşimdi ama aynı zamanda en yakın arkadaşımdı.

Soru 2-) Sizce Emine Işınsu son senelerde neden daha az anılmaya başladı?

Cevap 2-) Bu hal yalnız Işınsu için değil, bütün Türk milliyetçisi yazarlar ve fikir insanları için geçerli. Bunun sebebi eskiye göre daha az yazar ve fikir insanımızın veya daha az fikir ve sanat eserimizin olması değil, camiamızın paramparça hâlidir. Bu hâl planlanarak, bilerek gerçekleşmiştir. Öyle bir hâle geldik ki artık herhangi bir Türk milliyetçisinin en büyük düşmanı yine başka Türk milliyetçileridir. Siyasete bakınız… Kendilerine Türk milliyetçisi diyen siyasîlerin ağızlarını açtıklarında bir fikir serdettiklerini duydunuz mu? Bir programdan, bir idealden bahsedeni var mı? Tek konu diğer milliyetçilerin nasıl ve ne kadar kötü olduğu… Camiamızda sanat da fikir de yok edildi. Eskiden fikir küpüydük. Şimdi küfür küpüyüz. Allah sonumuzu hayretsin de neden hayretsin sorusuna cevabım yok!

Soru 3-)  Emine Işınsu’ nun tasavvufi  metinler yazdığını biliyoruz. Emine hanımın tasavvufa yönelişi nasıl oldu? O zamanları bize anlatır mısınız?

Cevap 3-) Işınsu Işınsu olalı, tasavvufa meyillidir. Ama gerçek tasavvufa. Yesevîlerin, Yunusların, tasavvufuna. 1970’li yılların ilk yarısında Ankara’da Yazarlar Birliği’nin toplantıları olurdu. Orada Işınsu, Yunus’u yazmak istediğini, fakat buna henüz hazır olmadığını söylemişti. Bu ifade meselâ Çiçekler Büyür’den de, Cambaz’dan da evvele aittir. O toplantıda bulunan ve on yıllar sonra Millî Eğitim Bakanı olarak dinbazların Türk Millî Eğitimi çökertmesinde önemli rol oynayan bir allame, “Canım ne var Yunus’u yazacak? Herkes Yunus yazabilir…” demişti. Işınsu Yunus’u kendini hazır hissettiği zaman yazdı… Yıllar sonra. Ne demek hazır hissetmek? Yazar romanının karakterleri gibi düşünebilmeli, kahramanının elbisesini üstüne giyebilmelidir. Onun içi zordur Yunus’u, Mısrî’yi, Hacı Bayram’ı, Hacı Bektaş’ı yazmak. Ama o duyuştan çok uzak dinbazlar bu duyguları anlamaz, hatta düşünceleri bile anlamaz. Bakın o cepheden Bir Ben Vardır Bende Benden İçeri çıktı mı? Bırakın Yunus’u, alelade, bizim gibi insanların ruhunu aksettiren, okuyanın yüreğine işleyen bir eser çıktı mı?

Soru 4-) Emine hanımın annesi de büyük romancıydı. Sizce Emine hanımın da büyük romancı olmasında annesinin etkisi var mıydı?

Cevap 4-) Işınsu’nun annesi büyük bir romancı değildir. Önemli bir şairdir. Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerindendir ve fevkalade güzel nesri ile o güzel dönemin okullarını ve çocuklarını anlatmıştır. Işınsu evde şiirler okuyarak dolaşan bir annenin etkisini anlatır. O şiirler kalemine âhenk vermiştir. Dündar Taşer Ağabeyimiz, aruz bilmeden nesir yazılamaz derdi. Doğrudur. Belki bu ifadeyi çözümlerseniz ahenk ve ses hissi olmandan nesir yazılamaz demek daha doğrudur. Halide Nusret Zorlutuna Işınsu’ya bu yönüyle etki yapmış olabilir. Ama romancılık Işınsu’nun öz malıdır.

Işınsu yazıya başladığı yıllarda- ki bu çok erkendir- kasten soyadını kullanmamış, ürettikleri ünlü soyadından değil kendi değerlerinden ötürü yayımlansın istemiştir. “Emine Işınsu” imzası geniş bir tanınırlığa ve okuyucu sevgisine ulaşınca da bu imzasyı değiştirmesi mümkün olmamıştır. Bu yüzden onun Emine Işınsu Öksüz olduğunu herkes bilmez. Bana üstünde İskender Işınsu yazan mektup bile gelmişti.

Soru 5-) Emine hanım kitap yazmaya başlarken nasıl bir yol izlerdi? Yani kurguyu önceden mi belirlerdi yoksa bütün olay örgüsü yaşadıkça mı gelişirdi?

Cevap 5-) Roman yazmaya demek istiyorsunuz… Nasıl yazdığını anlattığı birden fazla kaynak var. Yine de tekrar edeyim. Işınsu’nun romanlarında en önemli unsur romanın kahramanlarıdır. Olayların hangi zaman ve mekânda geçeceği bellidir. Fakat karakterlerin tam ne yapacağı roman ilerledikçe ortaya çıkar. Romanı onlar yürütür. Romanın geçtiği mekân ve zamanı aylarca okur, araştırır öğrenir Işınsu. Aynı anda da kahramanlar zihninde ete-kemiğe bürünür. Bazısı Yunus diye görünür, bazısı İlay diye. Bir kere kendilerini bulduktan sonra da artık hayatlarını neredeyse bağımsız şekilde sürdürürler. Romanın nasıl biteceği de kabaca bellidir ama bakın hep “kabaca” diyorum. Romanı romancı değil, onun can verdiği karakterler yazar sanki. Çok öne çıkan bir örnek vereyim: Çiçekler Büyür, büyük bir gürültüyle başlar. Okuyucu bu gürültünün İlay’ın sevgilisini öldürmek için ateşlediği tabancadan çıktığını ancak romanın sonunda öğrenir. Tabancada bir mermi daha vardır… İlay o mermiye ne yapmıştır? Bir şey yapmış mıdır? Millet haini sevgilisini öldürdükten sonra kendi canına da kıymış mıdır? Işınsu bunu öğrenemedi. Bir ara İlay’ı Türkiye’ye getirmeyi, yani İlay’ı Türkiye’de anlatan bir roman yazmayı düşündü, fakat yine Işınsu’nun ifadesiyle, “İlay Türkiye’ye gelmek istemedi”. Bu kadar basit, sade ve bu kadar esrarlı bu işler!

Soru 6-) Sizce Emine hanımın yazmasındaki en büyük sebep neydi?

Cevap 6-) Yazmasının sebebi yazma aşkıydı. Edebiyata adanmışlığı… Ben yazmazsam yaşayamam derdi. Yazmaktan başka çaresi yoktu. En korktuğu da bir gün yazamamaktı. Korktuğuna uğradı. Düçar olduğu hastalık beyni yiyip bitiriyor. Artık değil yazmak, konuşması, dinlemesi mümkün değil. Allah’tan bu hastalığa yakalanan halini fark edemiyor. Buna şükretmek lazım.

Soru 7-) Emine hanımın -eşi olarak- romanlarından sizi en çok etkileyeni hangisi oldu? Neden?

Cevap 7-) İlk romanı Küçük Dünya. Çünkü Küçük Dünya’nın Nur’uyla Murat’ı arasındaki duyguları ikimizin sevgisine benzetirim. Işınsu da benzetirdi. Roman biz tanışmadan önce yazılmıştı, fakat biz tanışıp, âşık olup evlendikten sonra o kitabı bana ithaf etti. Birinci baskıdan sonraki bütün baskılarda bu ithaf vardır.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak Emine Işınsu hakkında eklemek istediğiniz  konular var  mı?

Ona dua ediniz. Eserlerini tanımayanlara tanıtınız. Kalitesi yerlerde sürünen bir çevrenin kalitesini yükseltmiş olursunuz.

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları