Size eşim Emine Işınsu’dan bahsedeceğim. Dört gün önce kaybettiğim eşim Işınsu’dan.
Yarım asırlık beraberliğimizden sonra ilk kez ayrıldık. Her şeyi, ama her şeyi beraber yaptık. Öyle beraber ki ne o ne ben, “eşinizle birlikte” sözlerinin bulunmadığı davetleri sevmezdik ve mümkünse gitmezdik. Bazı işlerde o, bazı işlerde ben başı çektik ama her işi birlikte yaptık. 1970’lerin Töre’si, Töre-Devlet Yayınevi, yurt dışı maceramız; her şeyi. Eş, bu demek değil midir?
Sevginin suları yükselince…
Bize birlikte nefes aldıran aşktı, sevgi idi, saygı idi. Bu aşk, üç çocuğumuzda, onların eşlerinde ve torunlarımızda da aynen var. Onlar da birlikte nefes alıyor, birlikte nefes alıyoruz. Demek ki bu duygular sâri imiş.
Vefatıyla birlikte Türkiye’de yükselen sevgi meddi hepimizi şaşırttı. Denizin kabarması gibi, bir yükseliş… Gerçi bu bağlamda değildi ama şu deyişi hatırladım: Med bütün gemileri yükseltir.
Bizim küçük dünyamızdan beklerdik. Fakat güzel ülkemde, hayatını adadığı Türk milletinin gençlerinde, artık o kadar genç olmayanlarında da ne kadar çok İlay varmış, Mehmet varmış. Onunla sancı çeken ve sonunda onu ak toprağa uğurlayan, ne kadar çok sevgilimiz varmış. Yıllar ötesinden de dağlar ve denizler ötesinden de bu sevginin haberleri geldi. Millî Düşünce’nin pırıl pırıl kadrosu hemen videosunu yaptı… Bunu bekliyordum tabi. Fakat mesela bir gün içinde İstanbul Kabataş Liseliler de dikkatli, bilgili ve duygu dolu bir video yaptı. Romanlarından bilinçle ve tabi sevgiyle seçilmiş birer cümle okuyan gençler… Yükselen sevgi sularında onlar da yükseldi; bizi sımsıcak sardı.
Basındaki dostlarımız, arkadaşlarımız… Onlar da geldi. Fakat uzaktan tanıdıklarımız ve tanımadıklarımız da.
Bize elini uzatan, yüreğini açan herkese teşekkürler, sevgiler.
Demek sevgi aileyle de sınırlı değilmiş. Sevgi yükseldiğinde, gerçekten bütün gemileri yükseltirmiş. Ne mutlu bize, ne mutlu içi sevgiyle dolanlara; ne yazık sevgisiz küçük azınlığa. Açıkça görüldü ki sevgi güçlü. Işınsu’nun çok sevdiği kelimeyle yürekler sıcacık ve bir birini kucaklıyor, sarıyor, sarmalıyor, yükseliyor.
Yükselen bu sevgi meddini görsek, duysak, ona kulak versek. Güç isteyen de, birlik isteyen de, bir yerden gelen de, bir yerlere gidecek olan da sevgiyi seçse. Emin olunuz, tecrübeyle sabittir: Sevgi, nefretten de, öfkeden de, küfür ve saldırganlıktan da kat be kat güçlüdür. Her şeyden daha sarıcıdır. Apaçık öyledir. Görüyorsunuz, değil mi? Benim insanlarımın yüreklerini her şeyden daha çok ısıtır, harekete geçirir. Klişedir ama doğrudur: Sevgi paylaştıkça artar. Işınsu’nun hayatından, eserinden, Fuzulî’nin şaheserinden dinleyin: Aşk imiş her ne var âlemde…
Güzel kelimelerimi bulamıyorum
Teşhisi kendisi koydu. 2008 yılında, “Ben Alzheimer oluyorum” dedi. Biz konduramadık. Zaten anksiyete denilen endişe sıkıntısı çekiyordu. Bir de bu düşüncelerle canını sıkma dedik. Fakat ısrar etti ve hekime gittik. Tıp, onun endişesini teyid etti. Anksiyete de o hastalığın erken işaretiymiş.
Yazarak yaşayan, yazarak nefes alan, yüreği yazdıklarıyla çarpan, yarattığı küçük ve büyük dünyalarda, onların kahramanlarıyla yaşayan bir ruh… Yazamamaktan korkuyordu. Büyüğümüz ve aile dostumuz Arif Nihat Asya’nın çok sevdiği Yelken şiirindeki gemi gibi… Kıyıda ölmekti korkusu ve uğradı korktuğuna.
Yine de yazmak istiyordu. Başka ne yapabilirdi ki insan. Bir de okurdu tabi, ama okumak da yazmağa hazırlık değil miydi?
Romanlarındaki kahramanlar onun için gerçekti. Belki bazı gerçek insanlardan da gerçekti. Bir kitabı bitirdiğinde, kahramanlarını terk etmiş gibi hissederdi kendini. Şimdi onlar ne yapacaklar, nereye gidecekler, diye endişelenirdi. Kahramanları zihninde ete kemiğe büründüğünde bağımsız hareket etmeye başlarlardı. Çiçekler Büyür’ün devamını yazmayı düşündü. İlay’ı Türkiye’ye getirmek istedi ama, kendi ifadesiyle: İlay, gelmek istemedi…
Bir Aile romanını hasta iken yazdı. O bir Işınsu romanıdır ama bilenler, dikkatli gözler ve gönüller o romanda hastalığı hisseder. Ihlamur’un yayımladığı Kendimden Kendime adlı hayat hikâyesi de hastalığı karşıladığı günlerde yazıldı.
Ahi Evran’ı yazacaktı. Denedi, bir daha denedi, bir daha… Yazdıklarını bastırdım. Okuması için ona verdim. Okudu… Olmamış, dedi.
Güzel kelimelerimi bulamıyorum. Usulca söylediği bu üç kelime beni ağlatmıştı. Ona belli etmedim… Güzel kelimelerini bulamıyordu ve o noktada bıraktı. Fakat sevmeye ve sevilmeye devam etti.
Işınsu artık yok. Aslında yıllardır yoktu. Fakat sevgisi yaşamaya devam ediyor. Bir deniz gibi yükselmeye devam ediyor ve bütün gemileri yükseltiyor. Onun sevgilileri… Selam sizlere.

Bugün sancıyı okuyorum.
Daha önce lise yıllarında okumuş ağlamıştım.
Bugün elliyi aşkın yaşımla yine ağlıyorum.
Emine ablamı desem, emine anamı,bacımı ne desem bilmdmki…..
Bildiğim en soğuk günlerimde onun sevgisiyle ısındığım….şahsen hiç yüzyüze müşerref olmasamda.
Rabbim cennetiyle sevindirsin inşallah…Kabri pür nur olsun.
Güzel yazmışsınız be Iskender bey hocam!..
Sizin, çocuklarınızın, torunlarınızın, sevenlerinin ve içtenlikle onu yâd eden bütün gönül dostlarınızın başı sağ olsun!…
Acınızı anlıyoruz, çok değerli bir eşi kaybettiniz. Ama acınızı paylaşan ne kadar çok insan olduğunu biliyorsunuz ve bunu yazmışsınız zaten.
Gectiģimiz yıllarda Yağmur Tunalı ile birlikte Maraş’a geldiğinizde sizleri konuşma yapacağınız Üniversite salonuna bendeniz götürmüştüm ve o sırada ögrenmiştim Işınsu hanımın menhus hastalığını… Tabiî çok üzülmüştük. Özellikle beyniyle, ruhuyla yaşayanlar için o hastalıģın ne demek olduğunu biliyorduk. Üzülmekten başka bir şey yapamamak, şüphesiz hasta sahipleri için ayrıca çok acı olmalı. Neler yaşadığınızı tahmin ediyoruz.
Biz ondan ve sizden haberleri hep rahmetli Bahaeddin Karakoç ağabeyden alırdık. İki büyük sanatkâr, birbirlerini gecikmeden tanımışlardı. Bizim de yayın kurulunda bulunduğumuz DOLUNAY dergisi münasebetiyle ilk güzel mektubu yazanlardan birisi Işınsu hanımdı. Hepimiz ne kadar sevinmiştik.
Işınsu’ya, Türk sanat ve fikir hayatına, yayın hayatına yaptığı dev hizmetlerden dolayı hepimiz minnet borçluyuz. Rahmet ve mağfiret dileklerimiz şüphesiz onunla beraberdir!… Size, çocuklarınıza ve cümle yakınlarınıza sabırlar dileğiyle selâm ve saygılarımızı sunuyoruz.
Hocam başınız sağolsun. Emine Işınsu Hanımefendiye Allah’tan rahmet sevenlerine sabır dilerim. Biliyor ve inanıyoruz ki hepimiz bu dünyada misafiriz fakat kişi bedeniyle değil eserleriyle kalıcıdır. Emine Hanımefendi de eserleriyle nesiller boyu gönüllerde yaşayacaktır. Ruhu şad olsun.
Allah rahmet eylesin.
Mekanı cennet olsun.
Başınız sağolsun.
İnanıyorum ki;Türk milletine hizmetleri, Türk edebiyatına kazandırdığı eserlerinde okuyanlara verdiği, Türk milleti ve Türke ait ne varsa ona sahip çıkma ve sevme şuuru ile her geçen yıl dahada artarak gönüllerde baki kalacak sevgiyi hakkı ile haketmiş olarak bir edebiyat neferi ve Türk sevdalısı olarak Türk tarihinde, medeniyetindeki müstesna yerini almıştır inşallah.
Geride kalan dostlarının ve Ülkücü camianın başı sağolsun.
Ağlattınız…
Bir olmak, beraber olmak aile olmak…
Ne güzel..
Tanrı size uzun ve sağlıklı ömür versin..
Tanrı’dan bir isteğim de onun boşluğunu dolduracak yeni ve genç kalemler…
Özellikle kadınlar…
Sizler kentli milliyetçiliğin güzel örneğiydiniz. Ben Türk milliyetçiliğinin en önemli sorununun kentli olamamak olduğunu düşünüyorum.
Tanrı rahmet eylesin.
Yokluğunu ve boşluğunu hep hissedeceğiz.
İskender ağabey,
Ablamızı sizden daha güzel kim anlatabilirdi ki?
Aşkınızın sevginizin muhabbetinizin şahidi oldum bir süre.
Emine ablanın edebi yönünü tahlil edemem ama sevgisinin
sonsuzluğunu, her zaman müşfik oluşunu, herkese yetecek
kadar sevgi dolu olduğunu, iyi bir eş ve anne olduğunu,
iyi bir mümin olduğunu gördüm biliyorum şahidim.
Emine ablamın bana öğrettiği ve hayatımda her zaman yer
alan bir eylem vardı. Töre’nin istanbul bürosuna he zaman
çiçeklerle gelirdi. Frezya’yı, vazoda çiçek bulundurmanın
ve ziyarete giderken çiçek götürmenin güzelliğini öğrendim.
Bugün çiçeklerle ağaçlarla anılan bir insan olmamı sağladı.
Hanenizde sofranızda bulunan nadir insanlardan değildim.
Çünkü kapınız haneniz sofranız herkese açıktı ve şanslıydım.
Ablamın ruhu şâd, menzili mübarek, makamı âlî olsun.
Rabbim rahmeti ile kuşatsın. Nur içinde yatsın inşallah.
Size, Elif’e, Yağmur’a ve de ablamın sözleriyle yazılarıyla
dokunduğu tüm iyi yüreklere sabrı cemil lütfetsin.
1988 yılında ilk kızım doğduğunda ismi hazırdı; İlay… Sonrakiler de Aybüke ve Aybala. Vefat haberini duyunca kızıma titreyen bir sesle “İsim annen rahmetli olmuş.” diyebildim sadece. Mekânı cennet, ruhu şad olsun.
❤️
Mustafa Necati Sepetçioğlu’ nun “Türk-İslam Efsaneleri” adlı eserinde yer alan ve çok beğendiğim, sevdiğim deyişiyle “Allah -Emine Işınsu ablamıza- rahmetiyle muamele edip onu cennetinde Kendi şanınca ağırlasın.”
O, bu dünyadan, yaşamakta olduğumuz bu yalan, bu fani, bu fizikî dünyamızdan gerçek dünyasına, ebedî dünyasına göç etti; Fizik olarak, beden olarak çok sevdiği vatan topraklarında istirahate çekildi ama varlığı eserleriyle bütün Türk dünyasında, bugünkü ve yarınki nesillerimizde ebediyen yaşamaya devam edecek.
Yüreklerimizdeki değerlerimizi O tarif etti bizlere .Sevgimizin yönünü O tarif etti bize . Tarihimizle iftihar etmemizi ayarladı …O nu çok sevmiş ve saygımızı yüreğimizde beslemiştik.
Yüce Rabbim mekanını cennet eylesin ,tüm sevdikleriyle cennetinde kavuştursun ..
Ne mutlu size ki onu yakından tanıdınız. Ne mutlu bize ki onun yazdıklarını okuduk.
Bize “Sancı’sıyla” sancımızla başa çıkmasını öğreten merhum Emine Işınsu Hanımefendi’ye Allah’tan rahmet diler, size ve Türk milletine başsağlığı dilerim efendim..
Allah rahmet etsin nur içinde yatsın. Bu dünyada bukadar sevmeyi ve sevilmeyi başaran o kadar az insan varki Işın hanım bunu başarmış ve sevgi ile dolu yüreği ruhu dile gelmiş ve tüm bunları kaleme alıp okurlarıyla paylaşmışne kadar anlamlı bir hayat yaşamış nur içinde yatsın
Ne sizin ne de bizim gönlümüzdeki yeri doldurulamayacak ama ektiği çiçekler büyüyecek. Rabbim rahmetiyle kuşatsın inşallah, mekânı Cennet olsun. Başınız, başımız sağ olsun Hocam.
Allah rahmet etsin. Herkesin “sevgi”si sizinki gibi olsa keşke.
Mekanı cennet olsun
Sizlere de sabır dilerim.
Emine Işınsu büyük bir değer
Unutulacak değildir. Yüzyıllar sonra da 20. Yüzyıl on
Sosyal ve edebiyat ile ilgili değerlendirmelere
Işık tutacaktır.
Kolay yetişmediği bir aşikardır.
Rabbimden rahmeti ve merhameti ile muamele etmesini niyaz ederim.
Göz yaşları içinde okudum. Lise sıralarında tanıştım eserleriyle. Yıllar sonra MDM deki bir konferansa hocamla gelmişti, bizzat tanıma mutluluğuna eriştim. Kendisini sanki yıllardır tanıyordum. “Sizin Küçük Dünyayla kendime büyük dünyalar kurdum” dedim, duygulandı. Şu fani dünyada kendisinden rahmetli diye bahsedecekmişim. Üzüldüm. Üzerine nurlar yağsın, cennet mekanı olsun. Ailesine ve camiamıza sabır ve metanet diliyorum.
Bir insan bir ömrü beraber geçirdiği, yol arkadaşını, sevgili eşini ancak böyle güzel kelimelerle anlatır. Önden gidene selâm olsun, rahmet olsun.
Sancı’lı yılların cesur kalemi Emine Işınsu ÖKSÜZ vefat etti.Allah rahmet eylesin,mekanı cennet olsun inşallah.Büyük şehirlerde,korunaklı yerlerden ziyade,taşrada ayrılıkçıların cirit attığı yerlerde Ülkücü olmanın,Ülkücü olarak yaşamanın zor olduğu zamanlardı. Kitaplarda/dergilerde hece hece,kelime kelime nefes aldırırdı adeta.Kah dergilerde kah kitaplarda,varız,var olun,dayanın’ı payımız olarak alırdık.Gün,parantezin kapanma günüymüş.Umarım,hepimize hakkını helal etmiştir.Varsa hakkımız helal olsun.Allah gani gani rahmet eylesin.Sn.Öksüz,son”zor”yıllarda sabrınız ve desteğiniz de hafızalarımızda yer etmiştir,Allah razı olsun.
O bizim neslin Emine Ablası, çocuklarımızın Emine Annesi idi. Onu şahsen tanıyıp hatta eserlerini okuyup da sevmeyen insanın sevgiden yana nasibi yokmuş demek, tam anlamıyla gerçekçi bir tehis olurdu. Ruhu şad olsun!
yıllarca ektiği tohumların çicekleri hep açacak,çicekleri büyüyecek,düşündükce hep onunsımsıcak kelimelerini anacağız,ruhu şad mekanı cennet olsun,sizlere de allah sabır versin
Yunus’un dediği gibi: Ölür ise ten ölür, “can”lar ölesi değil. O, hep “var” olacak.
Yunus’un dediği gibi: Ölür ise ten ölür, “Can”lar ölesi değil. O, hep var olacak.
ALLAH rahmet etsin mekanı cennet olsun inşallah
Geçliğimiz eserlerini okuyarak, bitirdiğimiz bir kitabının sonunda yeni eserini beklerdik büyük Usta’nın..!
Töre’sinden,Sancı’sına,
Kızıl Topraklar’dan ebedi koynuna yattığı Ak Topraklar’a kadar.
Tanrı rahmetini bol,
Mekanını Cennet eylesin.
Iyi insanlar sevilirler, Allah iyileri sever ve sevdirir! Mekanı cennet olsun…
Sancı,Emine Isınsu Öksüz ve her seferinde gözumden dökülen iki damla yaş.Hayatıma yön veren güzel insan.Elini öpebilmeyi ne kadar isterdim.Sevgili Peygamberimize komşu ol İnşallah…
Allah rahmeti ile muamele eylesin…
Kıymetli Işınsu Ablamız, bulamadığını söylediği güzel kelimeleri binlerce insanın dilinden dua olarak, yol azığı ederek vardı ötelere…
Bir neslin özsuyunu verdi kelimeleriyle, bir neslin ablası oldu. Sancı’sına kavuştu. Ruhu şad olsun.
İskender Hocama ve bütün sevenlerine Yüce Allah’tan sabır diliyorum.
Allah rahmet eylesin,Ruhu şad mekanı cennet olsun.Başınız sağolsun.
Bu millete verdiği emekler ve bitmeyen sevgisi amel defteridir…
En güzel şekilde karşılanacak inşallah
Fikirlerimizin olgunlaşmasında kalemi ile bize ışık olan, ufkumuzu genişleten, sancımıza, hasretimizi satırlara, sayfalara döken hocamız, ablamız, fikirlerimizin annesi Emine Işınsu Öksüz den bizler manevi evlatları razıydık Rabbim de razı olsun. Ruhu şad, kabri nur mekanı cennet olsun inşallah. İskender hocama da sabırlar diliyorum…
Hocam gece gece duygulandırdın Allah rahmet etsin.
Türk milletinin engin kültürüne yapmış olduğu katkılardan dolayı kendi adıma minnettarım.Tanrı aziz ruhunu kutsasın.
Başsağlığı dilerim efendim. Işınsu ablanın mekânı cennet olsun.
Ilk kez yazacak bir şey bulamıyorum.
Siz sevgili eşinizi, biz Kutup Yıldızımızı kaybettik demiştim Twitter’de.
Tekrar başınız/başımız sağolsun.
Allah rahmet eylesin öğretmen Zorlutuna kızına,
Ağlayın su yükselsin/ belki kurtulur gemi,
Evet, gemileri yazılanlar da Kurtarır mış bunu öğrendik. Sizlere de sabırlar diliyoruz efendim.
Gençlik yıllarımız vatan aşkı kokan kitaplarını okuyarak geçti. Nasıl üzüldüm anlatamam. Makamı âlî oldu inşallah. Kaleminin, yüreğinin, vatan sevgisinin hakkını sonuna kadar verdi. Kalanlara sabır diliyorum. Türk milletinin başı sağ olsun.
Kıymetli Hocam, duygularınızı çok güzel ifade etmişsiniz. Tekrar başınız sağolsun. Saygılarımla.
Saygıdeğer İskender Hocam,sevgili Işınsı Ablamızın henüz çok taze olan acısının ardından yaralı gönlünüzden dökülen inci taneleri üretken bir romancı ve iyi bir hayat yoldaşının portresini ne güzel özetlemiş . “Çiçekler Büyür” ün kahramanı İlay’ı kızına ad olarak seçenlerden biri de bendenizim. Bu vesileyle size, ailenize, ülkücü camiaya ve büyük Türk milletine tekrar başsağlığı diliyorum. Acınız acımızdır.
Başınız sağ olsun İskender Bey Hocam. 1989 veya 90 yılında Denizli’de tanışmıştık. Siz bir Türk Ocağı konferansına yine eşiniz Hanımefendi ile gelmiştiniz. Şu an 57 yaşındayım. O zaman genç bir Türk Ocaklı olarak iki gün boyunca sizlere mihmandarlık yapmıştım. Bütün samimiyetimle söylüyorum: Hayatının en mutlu iki günüydü. Daha sonra “Nisan Yağmuru” romanı üzerine 1997 yılında bir tanıtım yazısı yazmıştım. Size Allah’tan sabır, merhume ye rahmetler diliyorum. Ruhu şad mekanı cennet olsun.
Allahım rahmet eylesin mekanı cennet olsun.