İstihbaratmış…                                                                                                                – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______3 Mart 2019_______

   İstihbaratmış…                                                                                                               

Ahmet Bican Ercilasun
Paylaş:

 

Bakanlardan biri “Elimde öyle istihbaratlar var ki esas kanınız buna donar.” demiş. Bir takım insanlar ortalıkta bilmiş bilmiş dolaşırlar ve “Sizin bilmediğiniz şeyler var.” derler ya o hesap. Onlar derin devlettir, Allah korusun, adamı çarparlar. Neme lazım, iyi saatte olsunlar, diyelim; sonra da kulak mememizi çekiştirerek şeytan kulağına kurşun deyip parmaklarımızın sırtını ahşap bir masaya vuralım.

İstihbaratmış…  O istihbarat dediğiniz şey(ler) adam gibi çalışıp görevlerini yapsalardı üç beş çapulcu ile başlayan PKK, Türkiye’nin içeride ve dışarıda başını ağrıtan koskoca bir örgüt hâline gelir miydi? Binlerce şehide, trilyonlarca paraya mal olan bir canavar hâline gelebilir miydi?

Televizyonlarda PKK ağzıyla konuşan bazı insanlar o istihbarat dediğiniz yerlerden, hem de en üst basamaklarından çıkmadı mı? Oslo’da PKK liderleriyle müzakere edenler oraların adamları / kadınları değil miydi?

İstihbarat dediğiniz o yerlerin çok derin politikaları sayesinde burnumuzun dibinde, Irak’ın kuzeyinde peşmergeler devlet kurmadı mı? Yine onlar sayesinde PKK örgütleri, şimdi de Suriye’nin kuzeyinde başımıza dert olmadı mı? Bunların lideri Salih Müslim’i hangi çok bilmişler İstanbul’da ağırlıyordu?

İstihbarat dediğiniz, daha başlangıçta bunların tozunu attırırdı. Daha başlangıçta, Irak’ta ve Suriye’de inlerine girer, onları parçalar ve dağıtırdı.

Türkiye’de doğru dürüst bir istihbarat olsaydı, ne Irak’taki ne Suriye’deki Türkler / Türkmenler sahipsiz kalırdı. Üç beş çapulcunun eline silah alıp devlet kurmaya kalkıştığı yerlerde Türkler öksüz ve sahipsiz bırakılmasaydı Soçi’de, Astana’da, Cenevre’de ve daha bilmem nerelerde her hâlde onlar da müzakere konusu olurlardı. Bizim istihbaratımızın en büyük marifeti, herhangi bir solcu veya ülkücü derneğe, dergiye kimler girip çıkıyor diye kapı önündeki sokağa simitçi kılığında adamlar yerleştirmektir.

Hakkını yemeyelim, Atatürk döneminde başlayan Hatay meselesinden sonra bir tek yerde istihbaratımızın başarısı vardır: Kıbrıs’ta. Şimdi onu da yele vermeye çalışıyorlar.

Kuzey Afrika ülkelerinde Türk aslından geldiklerini bilen milyonlar var. Doğru dürüst bir istihbaratımız olsaydı bu ülkelerde çoktan Türkiye sempatizanı gruplar meydana gelir ve bu gruplar o ülkelerin siyasetlerinde etkili olurlardı.

İsterseniz FETÖ meselesine hiç girmeyelim. Öyle bir istihbaratımız var ki yıllarca soru çalıp orduya sızan bir şebekeden haberi olmamıştır. Hem de on yıllarca. Polise, orduya, adalete yıllarca, on yıllarca sızılmış ama bizim istihbaratımız bunlardan haberdar olmamıştır. Belki de olmuştur da kim bilir, çok derin bazı denge hesaplarıyla durumu idare etmişlerdir.  Öyle ya, sosyalist gençlerin içlerine elemanlar sokarak önce onları kışkırtmak, sonra da üstlerine çökmek az buz başarı sayılmaz. Hele denge olsun diye ülkücülerin de üzerine çökmek, çok derin denge hesaplarına dayanmıyorsa nasıl açıklanabilir?

Bugünlerde yüzlerce muvazzaf subay FETÖ mensubu diye gözaltına alınıyor. Hemen her gün büyük operasyonlar yapılıyor; gözaltına alınanların, tutuklananların sayıları karşısında parmaklarımızı ısırıyoruz.

Şimdi… Binlerce subayın fiilen katıldığı bir darbeden haberi olmayan istihbaratlar. Binlerce, belki on binlerce polis, subay ve adliye mensubunun içinde bulunduğu bir örgüt ve bunlardan haberi olmayan istihbaratlar… Yoksa göz kapaklarınızın altını çekiştirip “Siz öyle zannedin.” mi diyorsunuz? O zaman çok daha büyük bir vebal altında olmaz mısınız?

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları