Kahraman Ordumuz – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______29 Ağustos 2019_______

Kahraman Ordumuz

Müfit Öner
Paylaş:

Rahmetli Mehmet Âkif’imiz Türk Milletimize ve ordumuza yüksek moral, ümit ve cesaret kaynağı olan eşsiz şiir âbidesi İSTİKLÂL MARŞIMIZIKahraman Ordumuza “ ithaf (hediye) etmişti. Bu çok önemli, niye?

Şubat 1921 genel durum 

İstiklâl Marşımızın yazıldığı o karanlık günlerde, aziz ve güzel vatanımız düşman işgali altında idi. 30 Ekim 1918’deki Mondros Mütarekesine göre ordumuz terhis edilmiş, dağıtılmıştı. Silahları toplanmış, topların kamaları alınmıştı. Doğuda 15. Kolordu (Kazım Karabekir Paşamızın komutasındaki) hariç. Silah, teçhizat yok, para da yoktu. Düzenli ordumuz dağıtılmış, Ankara’da 23 Nisan 1920’de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi yokluklar içinde ordu kurmaya çalışıyordu. İçte hain isyanlar vardı.

Milletçe İstiklâl Mücadelesi verecektik. Güzel vatanımızı, egemenliğimizi, namusumuzu kim kurtaracaktı? Tabii ki bağrımızdan çıkan evlatlarımız “Kahraman Ordumuz” kurtaracaktı.

Bu Ordu hangi ordu?

  • Bu ordu, daha İsâ Peygamber doğmadan önce, 209 yılında, (Kara Kuvvetlerimizin kuruluş tarihi) Mete Han’ın kurduğu mayası has, dünyanın en disiplinli Türk ordusu idi. Tarih bu gerçeğin şahididir.
  • Allah’ın Maide suresinin 54 ayetinde Türkleri ve ordusunu övdüğüne dair (Elmalı M. Hamdi Yazır, Hasan Basri Çantay’ın Mealleri; “Maide Suresinin Ayeti ve Türkler” kitabı-Hasan Dinç ve “Kur’an-ı Kerim ve Vahiy-i İlâhi’de Türkler” Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı) birçok muteber tefsir mevcuttur. Türk ordusu, çocuğa, kadına, yaşlıya, hastaya, düşküne şefkatle sahip çıkan, er meydanında erkek erkeğe savaşan ordudur.
  • Bu ordu, Muhammed S.A.S.’in övgüsünü kazanmış, Peygamber Ocağı ordudur. Hz. Peygamberimizin müjdelediği ordudur. “İstanbul elbet feth olunacaktır. Onu feth eden ordu ne güzel ordu, ona kumanda eden emir ne güzel emirdir.”
  • Bu ordu, Viyana önlerine kadar giderken ekili tarlaları çiğnemeyen, fethettiği ülkelere adalet götüren, dininde  dilinde serbest bırakan bir ordudur.
  • Fethettiği yerleri asla sömürmeyen, imar eden, köprüler, çeşmeler, hanlar, aşevleri, hamamlar, camiler, medreseler, okullar kuran ordudur.
  • Viyana önlerinde yediği üzüm haram olmasın diye bedelini asma kütüklerine altın olarak bağlayan ordu
  • Esirine insanca davranan bir ordudur. İsveç Kralı Demirbaş Şarl (Şarlken) Osmanlı Türk Devletine sığınmıştı. Memleketine yazdığı mektupta; “Poltova’da esir oldum. Ne ellerimde, ayaklarımda zincir var, ne boynumda halka. Ama hoşgörünün, güler yüzün, nezaketin, asâletin ve insanlığın esiriyim. Türklerin esiriyim.” Demektedir.
  • 1915’de Çanakkale’de, Albay Mustafa Kemâl Mehmetçiğe “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” emriyle savaşın kaderini etkiledi. Dünyada ne böyle bir komutan var, ne de komutanına böyle itaat eden asker. Bunun için “Mehmetçik” adı ilk defa Çanakkale’de verildi.

Anzak Ömer: İhtisas için ABD’ye giden Dr. Ömer Muşluoğlu Bey anlatıyor: “Hastanede görev yapıyordum. Yetmiş beş yaşlarında bir kanser hastası kansızdı, kan verecektim. Kolunuzu açar mısınız? Dedim, açtı. Pazusunda ‘Türk Bayrağı’ dövmesi vardı. “Bu benim bayrağım sizinle ne ilgisi var?” Diye sordum. Şöyle anlattı: “İngilizler, Türkler vahşî, Hıristiyan dünyasını yakıp yıkıyorlar birlik olup savaşacağız diye bizi kandırdılar, Avustralya’dan Çanakkale’ye getirdiler. Ben savaşın korkunçluğunu orada gördüm. Yaralanmış, baygındım. Bir çadır hastanede gözlerimi açtığımda, yaram sarılmış, güler yüzlü ve az olan yiyeceklerini benimle paylaşan insanlar vardı. Demek ki onlar vahşî değil,  vatanı için savaşan insanlardı. Mübadelede önce Avustralya’ya gittim. Sonra ABD’de yaşıyorum.” Dedi. Gözleri yaşardı ve “Beni orada Türk askerleri, hemşireleri ve doktorları iyileştirdi. Bugün de bir Türk doktoru bakıyor. Sizler çok iyi insanlarsınız. Adınız ne?” Dedi. “Ömer.” “Benim adım şimdiye kadar Josef Miller idi. Şimdiden sonra ‘Anzak Ömer’ olsun. “olsun” dedim. Dostluk ilerledi. “Müslümanlık zor mu?” Dedi. Anlattım, kolay dedim. Kelime-i Şehadet getirdi, tesbih istedi, verdim. Bir gün: “Dr. Ömer, lütfen acil 217 numaralı odaya gidin.” Anonsu ile Ömer amcanın odasına girdiğimde sağ elinde tespih, kolunda Türk bayrağı Kelime-i Şehadet getirerek kucağımda ruhunu teslim etti.

  • İstiklâl Savaşımızda, 26-30 Ağustos 1922’de Büyük Taarruzda, Yunanlılar, Türkler bu tahkimatları altı ayda geçemez dedikleri yerleri Mehmetçik 3 günde geçmiş, yakıp yıkan namusumuza tecavüz eden Yunan ordusu dağılmış, başkomutanı Trikopis esir edilerek, Başkumandan Gazi Mustafa Kemâl Paşamızın önüne getirildiğinde “Bizler askeriz bugün biz kazandık” diye teselli etmiş, ona sigara kahve ikram ettikten sonra “Bir arzunuz var mı? Diye sorunca “Aileme sağ olduğumu bildirirseniz memnun olurum.” Diyor. Paşamız ailesine bildirtiyor.
  • 9 Eylül 1922’de, Yunan’ı İzmir’de denize döktükten sonra Gazi Mustafa Kemâl Paşamız Konak’taki Hükümet binasına girerken yere Yunan bayrağı serilmiş. “Bu ne?” deyince: “Paşam Yunan Kralı Türk bayrağını çiğneyerek girdi.” Dediklerinde: “O hata yapmış kaldırın. Ben onun yaptığı hatayı yapmam.” Diyor. Asâlet gösteriyor.
  • 1950-1953 Kore’deki Türk Tugayının Kahramanlıkları ve asil, insanca davranışları, minik “Ayla” kızın hikâyesi ve Kıbrıs Barış Harekâtları Yunan-Rum mezalimi ve katliamlarına karşı ayrı bir destan.

Türk kadınının, Mehmetçiğimizin ve Türk komutanlarımızın kahramanlıkları ve asaleti ciltlere sığmaz, ben okyanuslardan sizlere bir damla sunmağa gayret ettim.

Mareşal Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK’ümüz diyor ki: “Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir: Biri millet kararı, diğeri en üzücü ve en güç şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla lâyık olma niteliğini kazanan –Ordumuzun Kahramanlığı–, bu iki şeye güvenir.

Bu ordular tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar, fedakârlıklar göstermiştir. Şanlı zaferler kazanmıştır. Millet ve memleketin gerçekten minnet ve şükranına hak kazanmıştır.”

Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha asil, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir.”

97. yılında -30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun

Bu vesile ile bütün şehitlerimize, ebediyete göçen gazilerimize, Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK’ümüze ve silah arkadaşlarına Allah’dan rahmet diliyoruz. Nur içinde yatsınlar.

Minnet ve sonsuz saygılarımızla…

                                                                                     

NOT: Hiçbir karşılık beklemeden okullar, üniversiteler, vakıflar ve derneklerde; Ankara içinde ve dışında “İstiklâl Marşımızın Anlamı ve Sırları” – Türk Bayrağımızın doğru kullanımı, töreni,  Alay Sancağımız ve Osmanlı Sancaklarımız” konularında sunumlar yapıyorum. Plaket ve hediye de kabul etmiyorum.

 

  • Sevgili, değerli evlatlarımız, gençlerimiz; ders kitaplarınızın baş tarafında bulunan “İSTİKLÂL MARŞI” şiirinin başlığının altına sağ tarafa –Kahraman Ordumuza– ithafını lütfen hemen yazmanızı rica edebilir miyim? Çünkü aslında var. İlginize teşekkür ediyorum.

Bayrak Dedeniz – Müfit Hocanız

 

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları