Karabağ’da gidişat Azerbaycan lehine değişiyor

Azerbaycan ve Ermenistan arasında varılan anlaşmayla bölgenin jeopolitiği yeniden şekillenmeye başladı. Türkiye ise bu değişimde denklemin önemli bir aktörü olarak hiç şüphesiz kilit bir rol oynadı.


Paylaşın:

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yıllardır yaşanan Karabağ sorununun düğümü çözülmeye başladı.
Azerbaycan 27 Eylül 2020’de başlayan 44 gün süren 2.Karabağ savaşıyla 286 köy, 4 Kasaba ve 5 kenti Ermenistan işgalinden kurtarmıştı. Ardından Ermenistan savaşı kaybettiğini açıklamıştı. 10 Kasım 2020’de de Rusya’nın girişimiyle Azerbaycan ile Ermenistan arasında ateşkes sağlanmıştı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında anlaşmaya varılmış, sonunda Azerbaycan’ın zaferi tescil edilmişti. Ayrıca, bu anlaşmayla Ermenistan Ağdam, Laçin ve Kelbecer’den çekileceğini taahhüt etmişti ve Kasım ayının sonunda Ermenistan ordusu Ağdam, Laçin ve Kelbecer’den çekilmişti.
Bu büyük başarıyı gölgeleyen tek gelişme ise anlaşma gereği Azerbaycan’ın, Karabağ’da beş yıl boyunca Rus barış gücünün bulunmasını kabul etmesiydi.

Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması

Azerbaycan ve Ermenistan arasında varılan anlaşmayla bölgenin jeopolitiği yeniden şekillenmeye başladı. Türkiye ise bu değişimde denklemin önemli bir aktörü olarak hiç şüphesiz kilit bir rol oynadı. Türkiye’nin, Azerbaycan’a olan desteği ile çatışmanın seyri değişmiş ve Azerbaycan’ın kazandığı zaferle Türkiye bölgedeki nüfuzunu da arttırmıştı.

Azerbaycan’ın savaşı kazanmasında Türkiye’nin siyasi desteği ve kararlı duruşu önemli olmakla birlikte, bu mücadelede Azerbaycan ordusunun Ermenistan ordusuna karşı sağladığı askeri üstünlük de önemli bir faktör olarak dikkatlerden kaçmadı.

Türkiye, Azerbaycan ile yapmış olduğu Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması gereği Azerbaycan’a olan desteğini sürdürüyor. Bu doğrultuda, Azerbaycan’ın Türkiye’den aldığı askeri ve siyasi destek kendisine sahada hem stratejik hem de taktiksel üstünlük kazandırmıştı. Ermenistan ise geçmişte olduğu gibi bu çatışmada da çaresiz kaldığında Rusya’nın desteğine ihtiyaç duymuş, ancak beklediği desteği alamamıştı. Paşinyan’ın Batı ile yakınlaşması Moskova’nın hoşuna gitmemiş, sonuç olarak bu durum sahaya da yansımıştı. Bu durumda Ermenistan, Fransa’nın desteğine ihtiyaç duymuştu. Ermeni lobilerinin Fransa’daki etkisi ve Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un, bölgeye yönelik politikaları çerçevesinde Ermenistan’a destek verilmiş ancak, Türkiye’nin bölgedeki etkisi tüm dengeleri Azerbaycan’dan yana değiştirmişti.

İşbirliği

Ermenistan’ın almış olduğu ağır yenilgi, varılan mutabakat ile birlikte tescil edilirken, geçmişte işgal ettiği yerlerden geri çekilmesi, Azerbaycan adına tarihi bir zafer olmuştu. Bölgede Rusya’nın ve İran’ın desteğini alan Ermenistan, bu savaşta beklediği desteği görememiş, Fransa’nın verdiği destekse etkisiz kalmıştı. Rusya’nın ise Paşinyan yönetimini adeta cezalandırırcasına takındığı tutum, Ermenistan’ı sahada güçsüz bırakmıştı. İşte bu noktada, aktif bir dış politika ile kararlı bir duruş sergileyen Türkiye, “iki devlet tek millet” anlayışıyla Azerbaycan’ın yanında yer almış, Azerbaycan, yıllardır süren topraklarındaki Ermeni işgalini sona erdirmişti. Bu zamana kadar Rusya’nın ve İran’ın Ermenistan’a olan destekleri ve uluslararası örgütlerin soruna duyarsız kalması, problemin çözümünü zorlaştırmıştı. Ancak, bu süreç içerisinde gerek Türkiye’nin gerekse Azerbaycan’ın artan siyasi ve askeri kabiliyetleri, yıllardır süregelen bu durumu değiştirmişti. Her ne kadar Ermenistan savaşı kaybetse de Türkiye ve Azerbaycan yönetimleri, Ermenistan ile işbirliği yapılabileceğinin sinyallerini vermişlerdi. Bu doğrultuda, olumlu adımlar atıldığı takdirde Türkiye’nin, Ermenistan’a sınır kapılarının açabileceğini ifade etmesi, bunun açık bir göstergesiydi. Kaldı ki Ermenistan bu zamana kadar Rusya’ya her alanda bağımlı kalmış ve herhangi bir gelişme gösterememişti.

Bu durumu göz önünde bulunduran Grigoryan(!) Paşinyan bölgesel dinamiklerin değiştiğinin farkına vardı ve kazan kazan çerçevesinde hareket etmenin ülkesinin çıkarına olacağını gördü.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, yıllardır Karabağ klanının(Hay klanı da diyebiliriz), diasporanın ve Rusya’nın desteğiyle yönettiği ve halkın açlık sınırında yaşadığı Ermenistan’ın gelişmesinin tek yolunun Türklerle(Türkiye ve Azerbaycan) kurulacak iyi ilişkide olduğunu hatta daha da ileri gidersek Türkiye ve Azerbaycan ile anlaşmaktan geçtiğini anladı.

Azerbaycan’ın Rusya-Batı hattında izlediği bence oldukça başarılı olan politika da meyvesini vermeye başladı. Türkler savaş meydanında gösterdikleri başarıyı diplomasi masasında pek gösteremediğinin örneklerini tarihte yaşadık. Azerbaycan geçtiğimiz hafta diplomasi sahasında iki önemli başarıya imza attı:
Birincisi : Ermenistan, 1990’lı yılların başından beri işgal altında tuttuğu Azerbaycan’ın 4 köyünü iade etmeyi kabul etti.

Ermenistan, 1. Karabağ Savaşı’nda Karabağ ve civar illerin yanı sıra Gazah ilinin 7, Nahçıvan’ın 1 köyünü de işgal etmişti. 2. Karabağ Savaşı’nda Karabağ ve civar iller işgalden kurtarılmış, 4’ü eksklav olan 8 köy ise Ermenistan’ın kontrolünde kalmıştı.
Azerbaycan ve Ermenistan tarafından gerçekleştirilen sınır belirleme komisyonunun 8. toplantısında, Ermenistan işgali altında bulunan 4 köyün Azerbaycan’a geri verilmesi ve sınır belirleme çalışmalarının sürdürülmesi konusunda anlaşmaya varıldı.

Sovyetler Birliği döneminde ve dağıldığı sırada var olan yasal sınırların korunması konusunda da anlaşıldı. Anlaşmaya göre, Azerbaycan’ın Gazah ili yönündeki sınır, Sovyetler Birliği’nin çöküşü sırasında mevcut olan sınıra uygun belirlenecek. Hat, Bağanis (Ermenistan)-Bağanis Ayrım (Azerbaycan), Voskepar (Ermenistan)-Aşağı Eskipara (Azerbaycan), Kirants (Ermenistan)-Heyrimli (Azerbaycan) ve Berkaber (Ermenistan)-Kızılhacılı (Azerbaycan) köyleri arasından geçecek.
Buna göre, Bağanis, Voskepar, Kirants, Berkaber yerleşkeleri Ermenistan’da, Ermenistan işgali altındaki Azerbaycan köyleri olan Bağanis Ayrım, Aşağı Eskipara, Heyrimli ve Gızılhacılı’nın ise Azerbaycan’a geri iade edilmesi ve sınırların bu güzergahtan geçmesi konusunda ön anlaşmaya varıldı.

Söz konusu bölgedeki sınır hattının koordinatları, zemindeki jeodezik ölçümler dikkate alınarak hazırlanacak, protokol haline getirilecek ve 15 Mayıs’a kadar imzalanacak.

Böylece bu 4 köy 15 mayıs 2024 tarihinden itibaren Azerbaycan`ın kontrolüne geçecek.
Ermenistan’ın bu 4 köyü, Azerbaycan Zengezur’a girecek korkusuyla iade ediyor savı bence Azerbaycan’ın Rusya-Batı hattında izlediği diplomasi sahasında uyguladığı başarılı politikaya haksızlık olur.
Görüşmede taraflar, komisyonların ortak faaliyetlerine ilişkin yönetmelik taslağının 1 Temmuz 2024’e kadar hazır hale getirilmesi konusunda da uzlaştı.

Sınır belirleme sürecini 1991’de imzalanan Almatı Bildirgesi temelinde hayata geçireceklerine ilişkin de anlaşan taraflar, anklav ve eksklavlar da(*) dahil olmak üzere sınırın diğer tüm kısımlarında sınır belirleme sürecine devam edilmesi konusunda da mutabakata vardı.
İkincisi: Azerbaycan’ın 2.Karabağ savaşında elde ettiği başarıyı, barış gücü altında Rus askerlerinin ilk aşamada 5 yıllığına Karabağ’a yerleşmesi gölgelemişti. Türkiye ve Azerbaycandaki vatanseverleri Rus askerlerinin girdiği yerden çıkmayacağı endişesi sarmıştı. Bu endişenin yersiz olduğu da bugünlerde anlaşıldı. Bölgeye yerleşen Rus askerleri 5 yıl dolmadan Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinden çekiliyor.

Azerbaycan haber ajansı APA 16 Nisan Salı günü geç saatlerde Rus barış gücü askerlerinin çekilmeye başladığını ve ilk personel ve teçhizatın Azerbaycan’ın Kelbecer bölgesindeki bir manastırdan gittiklerini bildirdi.

Azerbaycan medyasında Rusya’nın Dağlık Karabağ ve civarındaki bölgelerden çekilmesine ilişkin haberlerle ilgili bir soruyu yanıtlayan Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov ayrıntıya girmeden “Evet, gerçekten de öyle” demekle yetindi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Başkanı Hikmet Hacıyev de, iki ülke arasındaki anlaşmayı doğruladı, ancak güçlerin neden geri çekildiğini belirtmedi. Hacıyev ülkesinin geçen yıl bölgenin kontrolünü tamamen ele geçirmesinden sonra Rus askeri varlığını gereksiz gördüğünü sözlerine ekledi.

Bu iki önemli gelişme gösteriyor ki Azerbaycan ve Ermenistan arasında yıllardır yaşanan Karabağ sorununun düğümü çözülüyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Ukrayna savaşı dolayısıyla Rusya’nın yaşadığı zorlukların Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlama açısında önüne çıkan fırsatları diplomasi masasında iyi okudu. 2.Karabağ zaferine Karabağ’daki Rus askerini evine göndererek başka bir zafer ekleyen Aliyev hem de bunu Rusya’yı karşısına konumlandırmadan yaptı. Aynı zamanda Türkiye, İsrail ve İngiltere’yle ilişkilerini oldukça sağlam tutarak da Batı’yla bağlarını garantiye aldı.

2. Karabağ zaferinden bugüne kadar Aliyev yönetiminin dış politikada ülkesinin toprak bütünlüğünü sağlama açısından önüne çıkan fırsatları iyi değerlendirerek izlediği çizgiyi “çok başarılı” değerlendirmek yanlış olmaz.

Şimdi Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in önünde Ermenistan ile imzalanacak nihai “Barış Anlaşması” var. Bu anlaşma ancak, Ermenistan’ın işgal altında tuttuğu diğer 4 köyü de geri vermesi, Zengezur koridorunun hayata geçmesi, Ermenistan’nın savaş tazminatı ödemeyi kabul etmesinden sonra imzalanabilecektir.
Azerbaycan’a verdiği destek ile bölgenin en aktif ülkesi haline gelen Türkiye’nin de diplomasi alanında etkisini daha fazla hissettirmesi gerekiyor. Bunu da bölge ülkeleri Rusya, Ermenistan, Gürcistan ve İran’ı karşısında konumlandırmadan yapmalıdır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde etkinliğini korumaya çalışan Rusya’nın, bölgedeki varlığı gözardı edilemez. Aynı şekilde Türkiye’nin, Rusya’nın arka bahçesi olarak görülen Kafkasya’da varlık göstermesi, Rusya ve İran’ı tedirgin etmektedir. Her ne kadar Rusya, Türkiye’nin Kafkasya’daki etkisinden ve bölgedeki nüfuz alanının artmasından endişe duyuyor olsa da, Türkiye’nin öncelikli olarak işbirliğine dayalı bir dış politika anlayışı içerisinde olması, dikkate değer bir olgu olarak öne çıkıyor. Türkiye bugüne kadar atacağı bazı adımları atmakta geç kalmış ya da atamamıştır. Türkiye, Rusya, Ermenistan ve İran başta olmak üzere bölge ülkeleri ile birlikte işbirliğine dayalı olarak atacağı adımlar ile Güney Kafkasya’nın bir barış bölgesi olmasına katkı sağlamasının yanısıra bölgenin en etkili aktörü olmasını da sağlayacaktır.
Bundan sonra Türkiye ve Azerbaycan her alanda karşılıklı işbirliğini daha da derinleştirmeli ve bölgenin istikrarını arttıracak ortak politikalar yürütmelidir. Bu politikalara Grigoryan Paşinyan yönetimi de dahil edilmelidir.

(!) Ermenistan’da Haylardan başka bir de Grigoryanlar var. Ama bu bir başka yazı konusu.
(*) Siyasi coğrafyada, tamamen başka bir siyasi bölgenin sınırları dâhilinde yer alan siyasi bölgeye anklav toprak, siyasi olarak bağlı olduğu bölgeye coğrafi açıdan bağlı olmayan, bu bölge ile arasında başka bir siyasi bölge bulunan siyasi bölgeye de Eksklav toprak deniliyor.

Yazar

Ali Doğan

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar