KPSS ile bilmem kaçıncı yıl

Bendeniz 4 yıl önce Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuş ve öğretmenlik mesleği ideallerine göre işini icra etmeye çalışan özel sektörün vahşiliğinde kaybolmuş ve bu KPSS durumundan mağdur olmuş sınavzedelerden yalnızca bir tanesiyim.


Yıl bilmem kaç… Okulun son günü hatta ömrünün yarısını çalan okul hayatının son günü. Cübbeler giyilmiş, hazırlıklar yapılmış. Üniversite hayatı artık bitiyor.Gerçek hayata atılmak kaçınılmaz. Kiminiz öğretmen olarak devam edecek yoluna, kiminiz başka yollara sapacak. En nihayetinde en az 4 yılını verdiğin bu serüven bitiyor. O kadar çok çalışmışsın ki hakkını verip belki okul birincisi olmuşsun. Belki de sınav dayatmasına maruz kalmış, zar zor okulu bitirecek kadar ortalama yapmışsın ama okul birincisinden daha fazla bilgiye sahip olduğunun bilincindesin. Kepler atılıyor, dilekler söyleniyor, vedalaşılıyor. Tören bitiyor, sen evine dönüyorsun ve ‘’Oh be! Sonunda bitti. Ne günlerdi ama…’’ dediğin anda kulaklarında bir uğultu başlıyor.

Küçük(!)Telaşlar

Önce anlam veremiyorsun ‘’N’oluyor ya Hû! Ne bu his?’’ diyorsun. Biraz sonra sanki ilahi bir güç tarafından gönderilen bir mesaj gibi hayatının gelecek aşamaları beliriyor gözünün önünde. Atama, çalışmalar, KPSS… ne KPSS mi? Aman Allah’ım! Geç kaldın. Rakiplerin çoktan başlamıştır. Çoğu bu kaygıya daha üniversite üçüncü sınıfta kapılıp hazırlığını yapıyor. Sen? Tamam ama sen geç kaldın. Hayır aslında geç de kalmadın henüz daha haziran ayındasın. Nereden baksan koskocaman bir yılın var. Başlıyoruz hesaplamalara. Günde 12-13 saat çalışsan, önce eğitimle başlasan… Yok yok eğitim değil Genel Kültür-Genel Yetenek, çok fazla bilgi var onunla başla. Hayır ya alan da çok zor. Nefesin mi daraldı? Sakin ol. Ama çalışman da lazım. Annen baban yıllardır seninle ilgileniyor. Baban çalıştı, okuttu. Annen dişinden tırnağından arttırdı sana bir şeyler yaptı. Oğlum/kızım daha rahat etsin dedi. Şimdi karşılığını verme zamanı. En nihayetinde okulun bitti. Artık öğretmensin. Formasyon tamam, geliştirici kurs sertifikaların tamam. Sahi, kaç sertifikan vardı? Of şimdi onlarla uğraşma zamanı mı? Kaç tane olursa olsun alacağın ücret belli… Özel sektör en fazla ne kadar verecek ki? ‘’Deneyiminiz yok, üzgünüz bu yüzden asgari ücret veremeyiz.” “Deneyiminiz yok, üzgünüz şimdilik yarı zamanlı başlayabilirsiniz.’’ İyi de biz staj yapmadık mı ya Hû! Oradaki deneyim olmuyor muydu? Peki, özel ders verdik, deneyim kazanamadık mı? Deneyim, deneyim, deneyim… Tamam ücretli öğretmenlik yapalım. “Ne! Malum kurumda tanıdık olmadıkça zor mu?” yok artık ne demek ‘’Tanıdık olmadıkça zor.’’. Birisi çıkıp şaka desin.

Tüm bu kargaşadan sıyrılıp bir iş bulursun zar zor. Kabul edersin günde 13 saate yakın çalışmayı. Hafta sonlarını heba edersin, iki üç kuruş girer cebine. Tabi bunlar şanslıysan olur. Ya da iş bulamazsın ya inşaatta çalışırsın ya da üniversite kampüsünde dalga geçip ‘’İş bulamazsam girerim.’’ dediğin yerlerde çalışır, kendini bilmezlerin seni aşağılamalarına maruz kalırsın. Ama olsundu aileni düşün. A! Bir de sınav parası geçen yıl bilmem ne kadardı. Allah bilir bu yıl ne kadar olur.

İşe daldın bak unuttun KPSS’yi… Böyle olmaz. Bir dershaneye git. Akşam işten oraya gidersin, evde olmaz bu iş. Yorgun argın gelir çalışamazsın. Dershanede en azından düzenli çalışma imkânın olur da… nasıl, ne ile? İki üç kuruş kazanıyorsun. Olmuş otobüs ücretleri bir dünya, aileye de destek veriyorsun, dershane ücretleri zaten olmuş 8-9 bin. Tamam taksit yapılıyor da… Neyse bir şekilde halledeceksin.

Sabahtan akşama kadar iş, akşam dershane, ev… Çok yorucu ama dayanmalısın. Geleceğini düşün nefes alacağın zamanları.

Tüm bunları düşünürken zamanından 2 ay gitti. Sorun yok, hâlâ yetişirsin.

Tik Tak… Karabasanlar mı güçlü yoksa para ve sınav kaygısındakiler mi?

Zaman su gibi akıp geçiyor, hele de bir şeyler yapmaya çalışırken bir yere yetişmeye çalışırken hep geç kalmışlık hissi yaşarsın ve zamanın seninle alıp veremediği olduğunu düşünürsün. Einstein’in Göreceli Zaman Teorisi gelir aklına. Sen duruyorsan zaman duruyordur, sen hızlıysan zaman senden de hızlı…

Sınava kaldı birkaç ay. Sınav başvuruları başladı. Gözlerini yerine geri sok çünkü evet bu ücretler gerçek. Bu ay da cepler hepten boşaldı. Oysaki sadece iki kez nefes almak, kafandakileri bir nebze susturmak için kahve içmeye çıktın. Tam da zamanıydı sanki. Keşke gelecek ay yapsaydın. N’apsan? Burs kartın… Evet kredi kartıydı ya unuttun mu? Ama oradan da harcamıştın biraz. Bak bakalım yetecek mi?

Tamam tamam ucu ucuna da olsa yetiyormuş. Nakit avans çek, ödersin. Nasıl olsa çalışıyorsun!

Sınava bir ay var. Konuları ucu ucuna bitirdin. Bitirdin de unuttun mu acaba? Al işte başladı kaygı. Belki üniversite sınavlarında da böyleydin. Kaygı oturdu mu bildiğini unutup yapamıyordun. Neyse şimdiye dön, yaparsın unutmadın hadi bir deneme daha çöz. Piyasada en çok tercih edilen, soruları ÖSYM sorularına yakın olan kaynakları al. Bak şimdi yine bir dünya para çıkacak cebinden. Bu ağrı da nereden çıktı. Doğru ya migrendi değil mi? Dayanamadığın şiddetli ağrılar migren teşhisiyle anlam kazanmıştı. Hadi bir kahve iç, kafein ağrıları azaltıyormuş öyle dediler. Maaş yetmiyor babandan destek mi istesen? Ama yetmez mi bunca zamandır sana yaptıkları. İyisi mi ailene bahsetme. Kredi kartını bak yine unuttun. Özür dilerim sınav ücretini yatırırken kullanmıştın ve hâlâ ödeyemedin. Limiti arttırdın da giderlerin gelirinden fazla oldu. Offff! Öğrenim kredin, kredi kartın… Neyse ki öğrenim kredisinin ödemesine henüz iki yıl var. Şimdi denemeleri düşün. Nasıl alacaksın? Yakın arkadaşın… Evet, o daha iyi değil belki ama birbirinize destek olursunuz. Onca zaman olduğunuz gibi. Ne de olsa kapısını çalabileceğin nadir insanlardan.

Her gün iki deneme 8 saat tekrar… Yoruldun biliyorum, sona yaklaştın değecek. İnan sonunda göğsüne oturan o karanlık gidecek. Karabasanların bitecek, rüyaların aydınlığa kavuşacak. Rüyalarını süsleyen ‘’ATANDINIZ’’ yazısını hatırla.

Sınav İşte Canım!

Uyu, uyu, uyu… Uyuyamıyor musun? Evet şimdi miden de işin içine girdi değil mi? İlk yılın, o kadar çalıştın. Midene söyle akıllı olsun, rahat bıraksın. Yoksa emeklerin boşa gidecek. Hadi hayâl kurma oyununu yine oyna, oyna ki uyuyabilesin.

Ne çabuk sabah oldu değil mi? Hadi çıkalım.

Şu kalabalığa bak. Acaba kaçıncı girişleri? Çalıştılar mı? Ya sen yetersiz çalıştıysan. Yok ya, o kadar çaba verdin, yapacaksın. Sınav binasına giriş için son 23 dakika. Git hemen, ya geç kalırsan almazlarsa içeri! İçerde bekle.

İnsanlar nerede, neden bu kadar erken geldin? Oh, tek değilsin. Kalbinin atışını masadaki kalemin titreşimiyle fark ettin değil mi? Ellerin… O da ne! Bedenini kaplayan o titreme? Terlemeyi anladık da üşüme de neyin nesi? Hâlbuki hava 35 derece. Derin nefes al, ver. Görüntü bulanıklaştı mı ne aahhh miden bulanıyor n’apsan? Bir yudum su iç. Bak kalemlerin yanında şeker var, bir tane at ağzına. Evet başlıyoruz…

Birinci oturum bitti, diğerini şurada bir ağacın altında bekleyin. Annen bu sıcakta harap oldu kadıncağız. O kadar gelme dedin ama işte ‘’Telaşını hafifletirim.’’ düşüncesiyle geldi. Kim kimi düşünüyor şu an acaba. Ne gülünç ama.

Alışkınsın aslında sınavlara. Bak girdin, çıktın, bitti. Alan var daha ama halledilir. Soruları kontrol etsen mi? Hadi bak bakalım.

Sanki bakmamak daha iyiydi hepsini yanlış yapmış gibi hissediyorsun. ‘’Ne yaptığını hatırlamaz mı insan? Sen balık mısın hemen unutuyorsun?’’ o an düşüp orada ölmediğine şükret, bu sözleri duyma, moralini bozma.

Alan da bitti. Oh be! Dünya varmış. Yanlışlıkla hapse girip yıllarca gökyüzünün maviliğini kısıtlı alanda gören mahkûm gibi hissediyorsun. Normal mi acaba? Tabi ki normal. Koskoca bir yıl… Neredeyse nefes bile almadan yaşadın.

Hüsran ama ne?

Koş koş koş. 5 dakikalık mola ver derse. Sonuçlar açıklanmış. O da ne? Nasıl yani? Bu muydu? Nasıl çalıştın sen ya bu puan da ne! Değil atanmak tercih bile yapamazsın sen. Gerçi ilk yılın, bak geçen yıl genel kültüre genel yeteneğe odaklandın. Temelin sağlam. Bu yıl eğitime daha fazla ağırlık ver. Allahım yeniden başlıyoruz. Yine mi? Kendini koşma tekerine hapsedilmiş fare gibi hissediyorsun, biliyorum ama bu sefer olacak.

4×4 Her zaman iyi değildir

Yıl 2022… Dördüncü yılın… Her yıl bir bölümü sağlamlaştırdın, evet bu sene her bölümde daha iyisin. Galiba artık mide bulantıların yok. Migrenin arttı, biliyorum. Ataklar önceden bir iki gündü artık hiç geçmeyen baş ağrıları, sürekli kulak uğultusu, mide yanmaları ve kasılmaları… Sağlığından olmaya değecek mi bilmiyorum. Çık bu düşüncelerden, sınav başladı, gözetmenleri duydun.

Birinci oturum bitti. Nasıl sıcak bir pazar günü bu böyle! Klimaların kendine bile hayrı yok. Neyse iki saatin var bir kahve iç. Bak şurada annesiyle oturan bir sınavzede var. Annenleri getirmedin bu sene zaman geçir git yanlarına. Hem kafan da dağılmış olur.

Gelmese miydin hiç yanlarına, onların derdini bu kadar özümsemek zorunda değilsin ki. Elinden bir şey gelmez, sınava odaklan. Düşünme başkalarını.

Üç kuruşa dört yıldır çalışıyorsun. Zam istedikçe kapıyı gösterdiler, mobbingler yedin. O iş yerinden ayrılıp başka yere gittin, yine deneyimsiz yaftası yedin. Ama bu sefer tamam. Değdi. Sınav kolaydı. Emin misin? Evet evet kolaydı. Vazgeç bu fikirden kolay gibi görünüyordu çok kafa kurcalayıcıydı. Düşünmemek en iyisi. Bu sefer sorulara da bakma.

Sorular açıklanmış, baksan mı? Boş ver! Baksan da bir şey değişmeyecek daha çok stres olacaksın.

Kandırmanın en kolay yolu: Yalanlamak

Ağustosun cehennem gibi bir ay olduğuna yemin edebilirsin. Neyse ki dersliklerde klimalar var. Sabah dersin iptal edildi madem, hadi zaman geçir. Biraz komik video enerjini arttırır. Sonra da alan konularından bir iki soru çözersin. İki hafta kalmış şunun şurasında.

O da ne, bu doğru değildir herhalde. Yok canım provokasyondur. Her yıl sınavdan sonra söylenir zaten sorular sızdırıldı, çalındı diye. Twitter’a bak hemen.

Gözlerini göz kapaklarının içine geri yerleştir. Damarları çatlayacak biraz daha açarsan. Bu söylenenler… Allah’ım uzun zamandır olmayan uğultu geri geldi. Yalanlıyorlar mı? İspatı olan şeyi nasıl yalanlarlar? Kolay mı insanları bu kadar aptal yerine koymak. Aptal yerine koydukları insanlar kör cahil de değil ki diyelim inanırlar. Bu insanlar kafayı mı yemiş? Ne demek hükümeti suçlamak için yapılan bir oyun? Utanmasalar buna da dış güçlerin oyunu diyecekler. İyi de devletin bu kadar önemli bir kademesine getirilen bir insan, ki bu devletin başkanı tarafından getirilmiş bir insan, nasıl olur da bunu yapabilir. Nasıl olur da soruların sızdırılmasına müsaade eder? Onun emri altındakiler bu kadar mı güvenilmez insanlar.

Geçen yıllardaki sınavlarda emeğiniz emanetimizdir yazıyordu. Bu yıl sınavda 15 dakikanın geçip sınavın başlamasını beklerken kalemin üstünde sadece ÖSYM ibaresinin olduğu çekmişti dikkatimi. Her yıl emanet olan emek, bu yıl hıyanete uğradığı içindi galiba bu yazının orada yer almamasının sebebi.

Daha neler çal(ı)ndı

Şimdi onca emek vermiş, bin bir zorluklarla dershanelere gitmiş, evde çalışmış, ailesine yük olmuş binlerce insan ne olacak? Herkesin aklında tek soru: Bu soruları dışarı çıkarmak bu kadar kolaysa devlete ait daha önemli konuların başkalarına satılması neden zor olsun?

Belirli bir makama ulaşan insanlar akrabacılık yaptığı için mi sistem sürekli hata veriyor acaba?

Bozuk kaset başa sarıyor

Olaya bak ki soruların şıkları dahi aynı! Keşke babandan para isteyip alsaydın bu denemeyi, annenin pazar parasıyla alsaydın olmadı! Piyasadaki çoğu denemeyi, soru bankasını çöz; hocalarını dinle, gel bir tanesini atla. O da sınav sorularını alelade dağıtmış olsun. Hangi taş büyük kafanı oraya vur.

Alan sınavına kalmış iki hafta sınav iptal olur mu ki? Nasıl yetişecek iptal olsa da? Uyumaya mı çalışsan acaba. Gece gece ne bildirimi bu böyle üst üste.

Bu gidişle gözlerin bozukluğu geçip direkt avcuna düşecek. Bildirimin başlığı “ÖSYM başkanı görevden alındı.” Hem de kendisini o makama getiren tarafından. Yapılan açıklamaya da bakın ki göreve getiren ve görevden alan, Devlet Denetleme Kurumuna ‘’İnceleme yapın!’’ talimatı vermiş. Bu kurumun başkanı da zamanında Sağlık Bakanı’nın ‘’Covid-19’a karşı elimizde büyük bir koz var: Yakalanmamak’’ açıklamasına eşdeğer bir açıklama yapmış: ‘’Problemli bir durum var gözüküyor.’’

İçimize sular serpildi çok tatmin edici oldu. Yıllarını harcayıp bir şeyler elde etmeye çalışan bizler bu açıklamadan sonra başımızı rahatlıkla yastığa koyup pembe rüyalara dalabiliriz.

Güven kolay kazanılmıyor

İptal edilme olasılığı yüksek görülen bir sınav var ortada peki ya tekrar edildiğinde aynı durumun ortaya çıkmasa da yaşanmayacağı ne malum? Güvenilirlik esası nerede kaldı? Peki, ya yapılan diğer sınavlar? Onlarda da aynı durum var mıdır? Milyonlarca öğrenci kaç kez aptal yerine koyuldu? Sistem ne zaman bu kadar bayağı hale geldi? Düzelir mi? Düzelse de içler rahat eder mi? Bekleyip görelim bakalım.

Bendeniz 4 yıl önce Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuş ve öğretmenlik mesleği ideallerine göre işini icra etmeye çalışan özel sektörün vahşiliğinde kaybolmuş ve bu KPSS durumundan mağdur olmuş sınavzedelerden yalnızca bir tanesiyim. İstedim ki nasıl bir yol izleyip neler hissederek bu sınavlara giriyoruz siz de bilin. Bilin ki ‘’aaa, atanamadın mı hâlâ?’’ ,’’ vah vah yazık sana.’’ demeyin. Zaten bunları diyenlerden değil, duyanlardansanız; içiniz rahat olsun, yalnız değilsiniz.

Yazar

Feride Öğretmen

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar