Kurban Bağışı “Terörist Faaliyet” Olur Mu?

Kurbanımı her yıl Mehmetçik Vakfı’na kestiriyordum. Bu yıl Van depremi sebebiyle Erciş’in yoksul bir köyünde kesilmesini istedim.   Vatan’dan Can Ataklı’nın bir yazısından haberdar oldum, Mehmetçik Vakfı’nda kontenjan-kota vs. olmuş. Yani belli sayıda bağışı kabul edebilmişler.   Tam o günlerde AB’nin Türkiye 2011 İlerleme Raporu’nu okuyordum. Her yıl satın satır takip ettiğimden: “Farklı ne var; […]


Kurbanımı her yıl Mehmetçik Vakfı’na kestiriyordum. Bu yıl Van depremi sebebiyle Erciş’in yoksul bir köyünde kesilmesini istedim.

 

Vatan’dan Can Ataklı’nın bir yazısından haberdar oldum, Mehmetçik Vakfı’nda kontenjan-kota vs. olmuş. Yani belli sayıda bağışı kabul edebilmişler.

 

Tam o günlerde AB’nin Türkiye 2011 İlerleme Raporu’nu okuyordum. Her yıl satın satır takip ettiğimden: “Farklı ne var; araya ne sıkıştırmışlar?” diye düşünür, iyice bakarım. Buldum; hem de çok önemli bir şey. Raporun 14. sayfasından aynen aktarıyorum:

 

“Kayda değer miktarda mali harcamayı kontrol altında tutan TSK Güçlendirme Vakfı’nın, Sayıştay’ın denetim yetkisi dışında bırakılmış olması, yenilenen Sayıştay Kanunu’nda önemli bir eksikliktir.”

 

“Bunda ne var? Denetlensin.” demeyin hemen. O işler hep böyle suret-i hakla başlıyor: “Kapatın, kaldırın.” a varıyor. (AB, askeri vakıflar için denetim isterken iktidarın aynı günlerde KHK ile en netameli kurumlar olan THY ve Türk Telekom’u Sayıştay denetimi dışına çıkardığını belirteyim. Bakalım AB, bu işe ne diyecek?)

 

Mesela OYAK’ta da bunu yaptılar. AB OYAK’ın mali gücünden rahatsız oldu, gereğinin yapılmasını istedi. Şimdi “yolsuzluk, antidemokratik uygulamalar, ticaret hukukuna aykırılık” iddialarıyla bir yandan OYAK’ı yıkma operasyonu yürütülüyor, öte yandan “Ergenekon”la bağlantısı bulunmaya çalışılıyor. Niyeyse Kâşif Kozinoğlu’nun da bu “bağlantı”yı bulma uğruna Silivri’de ölüme yatırıldığını hissediyorum.

 

OYAK şirketlerinin satılıp tasfiye edilmesi için baskı yapılırken dönemin Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner TBMM’ye bir yazı gönderip “bu durumun AB müktesebat ve uygulamaları ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını” bildirmiş. Garibim, demek ki bu operasyonu bizzat AB’nin istediğini bilmiyordu!..

 

Mehmetçik Vakfı’na dönersek; Başbakan Erdoğan’ın -halen Silivri’de tutsak- MHP milletvekili Engin Alan’ın, bu vakfın başkanı olduğunu öğrenince: “Bilsem yaptırmazdım, engellerdim.” dediğini de unutmayalım.

 

* * * *

 

“İleri hukuk”ta delilden suçluya değil, ‘suçlu’dan delile gidiliyor ya; “ETÖ” bulunamadı ama ‘para kaynağı’, finansörleri araştırılıyor besbelli. “Finansör” diye Silivri’ye atılan Kuddusi Okkır hayatını kaybetti., parasızlıktan cenazesini belediye defnetti malûm. Yeni ‘finansör’ hedeflerinin bulunduğu anlaşılıyor.

 

Meselâ, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün “ETÖ”ye mali desteği konuşuluyuor…

 

İş Bankası üzerinden CHP sıkıştırılıyor. Hatta: “CHP kapatılırsa bu hisseler ne olacak?” diye açıkça soruluyor…

 

Yarın öbür gün sıra Karamehmet’e gelirse hiç şaşmayın. Yabancılar Türkcell’i istiyor. Irak’ın kuzeyindeki petrol kuyularında İngiltere’nin gözü var… Karamehmet geçmişte TSK’yla az iş yapmadı; herhalde kolayca bir “ETÖ” bağlantısı bulurlar!..

 

Bu parçaları birleştirin… Hiçbir şey tüsadüf değil. TSK’nın öz mali kaynaklarını da kurutmak, daha geniş çerçevede ise milli sermayeyi tasfiye etmek istiyorlar.

 

Üstelik üstüne ‘terör’ damgası vurarak!..

 

Buradan geliyoruz benim işgal kanunu dediğim bir kanun tasarısına… Bugünlerde Meclis İçişleri Komisyonu’nda görüşülüyor. Tam adı Kara Para Aklama ve Terörün Finansmanıyla Mücadele Kanunu Tasarısı. Bizim icadımız değil; OECD’nin istediği, ABD-AB’nin perde arkasında hararetle desteklediği bir düzenleme. Özü şu: OECD üyesi ülkelerden herhangi birinin (Mavi Marmara faciası yaşanırken İsrail de üye oldu ve Türkiye veto etmedi), değil mahkeme kararı, BM kararı bile olmadan: “Biz şu kişi veya kuruluşun terörü finanse ettiğine inanıyoruz.” demesi yetecek “terörist” olmamıza!..

 

2 yıldır bunun pazarlığı sürüyordu. Türkiye’nin hiçbir itirazı kabul edilmedi. AKP’nin ayak sürümesinin sebebi bizim duyduğumuz kaygılardan ziyade: “Acaba İHH’nin başına bir iş gelir mi?” idi.

 

2010 yılı sonuna kadar çıkacağna söz verdiler; yapamadılar. OECD: “20 Haziran 2011 son tarih.” dedi, “Seçim var.” gerekçesiyle uzatmalar oynandı.

 

Ve bakın ne oldu: ABD Büyükelçisi Riccardone, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e yeni görevi için tebrik ziyaretinde bulunduğu gün, bu kanunun acele çıkmasını beklediklerini söyledi. İşte, bu kanun komisyonda görüşülüyor.

 

TCK’nın mimarı olduğu halde son tutuklamalar karşısında: “Örgütün suyunu çıkardılar.” diye isyan eden biri var. Prof. Dr. İzzet Özgenç. Özgenç, OECD’nin o tasarısına çok direndi; olmadı gidip komisyonda milletvekillerine derdini anlatmaya çalıştı. İnşallah kulak verilmiştir!..

 

Bu yasanın, İran operasyonu yaklaştığında AKP’nin başında da Demokles’in kılıcı gibi sallandırılabileceği uyarısında bulunsam, acaba bir faydası olur mu?

 

 

Silivri’den kucak dolusu sevgiler,

 

Müyesser YILDIZ

19 Aralık 2011

Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.