Milliyetçilik Üzerine

Sopalı, silahlı milliyetçilik olmaz. Türk milliyetçisi, her Türk’ün hak ve hukukunu korur. Hizipçilik, mezhepçilik, particilik gayretiyle birilerine iltimas yapmaz.


Milliyetçilik en kısa tarifiyle milleti sevmek ve onun yükselmesini istemektir. Namık Kemal bir yazısına “İnsan olan vatanını sever.” diye başlıyordu. Aynı şekilde “İnsan olan milletini sever.” de diyebiliriz. Elbette sevme kavramının içinde “korumak, gözetmek, geliştirmek” de vardır. Bir milliyetçi, milletini korur, gözetir, onu geliştirip yükseltmek ister.

“Millet”in ne olduğu konusunda çok yazdım. Bu sebeple o konuya girmeyeceğim. Ancak millet deyince, milletin tarihî ve manevi varlığı yanında milletin tek tek bütün fertleri de anlaşılmalıdır. Sadece fertler değil onların maddi ve manevi bütün varlıkları da anlaşılmalıdır. Dolayısıyla bir milliyetçi, milletinin bütün insanlarını, onların maddi ve manevi bütün varlıklarını da sever, koruyup gözetir, geliştirip yükseltmek ister.

Bu görüş açısından bakarak Türk milliyetçilerinde bulunması gereken özellikleri maddeler hâlinde şöyle sayabiliriz.

  1. Türk milliyetçisi, milletini tarihî ve manevi bir varlık olarak görür; dünüyle, bugünüyle ve yarınıyla Türklüğü benimser; bir bütün olarak Türklüğü yükseltmek ister.
  2. Türk milliyetçisi, Türk olan her insanı sever ve geliştirmek ister. En ücra köydeki yoksul bir Türk çocuğu da bir milliyetçinin ilgi alanındadır. Tek tek bütün Türkler yoksulluktan ve cahillikten kurtarılmalı, refaha kavuşturulmalı ve asgari bir kültür seviyesine eriştirilmelidir.
  3. Türk milliyetçisi, milletinin insanlarının bir kısmını şu partidendir, bu gruptandır diye ayırıp onlara her gün hakaret etmez, bağırıp çağırmaz, sövüp saymaz. Milliyetçinin dili, konuşması bir Türk’e yakışacak şekilde ince, nazik ve kucaklayıcı olur; kaba saba ve dışlayıcı olmaz.
  4. Türk milliyetçisi, çeşitli gerekçe ve bahanelerle insanlarının bir kısmını düşman görüp onlara saldırmaz. Sopalı, silahlı milliyetçilik olmaz.
  5. Türk milliyetçisi, milletin toprağını, dağını, taşını; suyunu, denizini, gölünü, ırmağını; bitki örtüsünü, hayvan varlığını, zeytinini, çınarını, kuzusunu, danasını korur; onları daha verimli, daha gelişmiş hâle getirmeye çalışır.
  6. Türk milliyetçisi, uzak ve yakın tarihten gelen bütün maddi varlıklarını koruyup gözetir. Tarihî camilerini, köprülerini, konaklarını, yalılarını koruyup yaşatır; bankalarını, limanlarını, bütün kurumlarını korur ve geliştirir; onları yabancılara satmaz, kiralamaz, devretmez.
  7. Türk milliyetçisi bütün kültür varlıklarını da koruyup geliştirmeye çalışır. Ninni, şarkı, türkü, masal, efsane, destan; zeybek, halay, bar, horon… Müzik aletlerinden yeme içmeye kadar bütün varlıklar ve gelenekler milliyetçilerin ilgi alanına girer. Onları hem özgün biçimleriyle koruma altına alır, hem de bilimin ve teknolojinin getirdiği yeni imkânlarla geliştirir, olgunlaştırır, güzelleştirir.
  8. Türk milliyetçisi, eski yeni demeden bütün sanat eserlerini, bütün edebiyat ürünlerini benimser; bütün tür ve üslupların geliştirilmesi; sinema, televizyon, genel ağ (internet) ortamlarına uyarlanması için çalışır.
  9. Türk milliyetçisi, milletinin fertleri arasında ayrım yapmaz; fırsat eşitliğinin şartlarını hazırlayarak her Türk’ün önünün açılmasına çalışır. Daha iyi bir yere gelmenin ölçüsü daha yetenekli, daha bilgili, daha çalışkan, kısaca daha layık olmaktır.
  10. Türk milliyetçisi, her Türk’ün hak ve hukukunu korur. Hizipçilik, mezhepçilik, particilik gayretiyle birilerine iltimas yapmaz. İltimas yapmanın, başka Türklerin hak ve hukukunun çiğnenmesi demek olduğunu bilir.
  11. Türk milliyetçisi çalmaz, rüşvet almaz, yolsuzluk yapmaz; bütün bunların, başka Türklerin haklarını gasp etmek demek olduğunu bilir.
  12. Türk milliyetçisi, milletini yükseltmenin yolunun bilimden geçtiğini bilir, ülkesinde bilimin yayılması için çalışır. Ülkenin yönetiminde bulunuyorsa bilimi ana politika olarak benimser. Bilim adamlarının sayısını, seviyesini, maddi refahını yükseltmeyi öne alır.
  13. Milliyetçilik, milleti yükseltme ülküsü olduğuna göre her Türk milliyetçisi yetenek ve gücünün yettiği en yüksek yere gelmeye çalışarak yükseltmede pay sahibi olmak ister. Bulunduğu her makamda da görevini aksatmadan yerine getirir. Görev ahlakı Türkçülüğün olmazsa olmaz şartlarındandır.
Ahmet Bican Ercilasun
Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.