MİLLİ YEMİNİ HATIRLAYIN! – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

MİLLİ YEMİNİ HATIRLAYIN!

  Bugün Cumhuriyet’in 88. yıldönümü…Ata’mızın ölümünden beri,  70 küsur yıldır  Türkiye BATININ DELİ GÖMLEĞİNE DOLANMIŞ HALDE!   Mustafa Kemal Atatürk, 1921 de  Kurtuluş savaşının ortasında bugünü anlatan şu sözleri etmiştir: ‘Batı ile uyuşma, Türkiye’nin kaçınılmaz olarak köleleştirilmesi anlamına gelecektir.’   Ve devam eder: ‘Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir ulusun evladı olmalıyım. Bu nedenle Ulusal […]

3 Kasım 2011
Milli Düşünce Merkezi

 

Bugün Cumhuriyet’in 88. yıldönümü…Ata’mızın ölümünden beri,  70 küsur yıldır  Türkiye BATININ DELİ GÖMLEĞİNE DOLANMIŞ HALDE!

 

Mustafa Kemal Atatürk, 1921 de  Kurtuluş savaşının ortasında bugünü anlatan şu sözleri etmiştir:

‘Batı ile uyuşma, Türkiye’nin kaçınılmaz olarak köleleştirilmesi anlamına gelecektir.’

 

Ve devam eder:

‘Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir ulusun evladı olmalıyım. Bu nedenle Ulusal bağımsızlık bence bir yaşam sorunudur.!..Benim ulusumu yok etmek isteyen herhangi bir ulusun, bu isteğinden vazgeçene kadar amansız düşmanıyım!’

 

Atatürk ölene kadar ulusal bağımsızlığımıza zarar verecek hiçbir dış ilişkiye girmemiştir.  Emperyalist devletler 1938’e kadar Türkiye’ye bulaşamamışlardır.

 

Ölümünden 140 gün sonra İsmet İnönü, Fransa ve İngiltere ile ‘Üçlü Anlaşma’yı imzalamıştır. Bu imza ile Türkiye Batı’nın Deli Gömleğini kafasından geçirmiştir.

 

Sırtlan sırıtmasıyla bekleyen  emperyalist devletler, Lozan Anlaşması sırasında söylediklerini hayata geçirmek için harekete geçmişlerdi.. Lozan’da İsmet İnönü’ye Lord Curzon’un  dedeiklerini hatırlayın.

‘Müzakerelerde sizden istediklerimizi alamıyoruz.  Ama unutmayın , bugün reddettiklerinizi yarın cebimizden çıkarıp önünüze koyacağız!’

 

İngiliz New Conventional gazetesi de  Lozan anlaşmasından bir gün sonra şu  yoruma yer vermişti:

 

‘Türkiye  teoride  bağımsız ülke oldu. ..Ancak sanayi ve ticarette yeteneksiz ve sermayeden yoksun olan bu toplumu tanıyanlar bilirler ki, bu bağımsızlığın ömrü çok kısa olacak, ve eski durum bir başkasının egemenliğinde  geri gelecektir.’

 

Ne yazık ki batının bu öngörüleri, ülkeyi yönetmeye talip olanları yeteneksiz ellerinde gerçekleşmiştir!

 

Üçlü anlaşma sonrası 1945’e kadar geçen süreyi batı iyi değerlendirmiş, ‘uzman’ları istihbaratçılarını Türkiye’ye yollamış, çizdiği yol haritasını yönetime kabul ettirmiştir.  

Türkiye 1945’de , batının dayatmasıyla   ‘demokrasi (!)ye geçme’ kararı almış,  hiçbir hazırlığı olmadan, dayatılan ‘piyasa  demokrasisi’ne balıklama atlamıştır.

Yine 1945’de ABD’nin siyasi mekanizması Birleşmiş Milletler’e üye olmuş, deli gömleğine biraz daha sarılmıştır.

1947’de Atatürk’ün Türkiye’si, ABD’nin ekonomik sömürü mekanizması  Dünya Bankası, ve İMF üyeliğiyle tanışmıştır. 1952’de ABD’nin  savaş mekanizması NATO’ya da  üye olarak kımıldayamaz hale gelmiştir..

 

Bu üyeliklerle Türkiye, MİLLİ   ekonomisini, Milli eğitimini ve Milli savunmasını Batının eline vermiştir. 

1960’da OECD üyesi olacak, onlarca  emperyalist mekanizmanın içinde kaybolacaktır.

1995’de, havai fişekler eşliğinde  AB  Gümrük Birliği’ne girerek  kendi milleti aleyhine her türlü düzeneğin içinde debelenecektir.

 

1991’de Avrupa Yerel Yönetimlere Özerklik Yasasıyla Ulus devlet  olmaktan çıkacak  BAĞIMSIZLIĞINDAN feragat edecektir.

 

2003’de BM İkiz yasaları kabul ederek BÖLÜNMEYE ‘evet’ diyecektir.

2006’da Bölgesel Kalkınma Ajansları’na ‘Peki’ diyerek federalizme yol döşeyecektir.

 

 

Mustafa Kemal Atatürk  MİSAK-ı MİLLİ  yani MİLLİ YEMİN  derken , Toprak bütünlüğü yanı sıra, MİLLİ eğitimi ve MİLLİ ekonomiyi ve MİLLİ savunmayı   kastetmişti. Onlarsız tam bağımsızlık imkan dahilinde değildi!

 

Sizi 88. yılda MİLLİ YEMİNİ HATIRLAMAYA DAVET EDİYORUM!

 

Bakın 1992’de Alman Dışişleri bakanı Hans Dietrich Genscher,  1994’de Amerikan büyükelçisi Morton Abromowitz, 1998’de  Alman Süddeutsche Zeitung’da Wolfgang Koydl  ardı ardına ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin ölmesi gerektiğinden’ söz etmişlerdi…

 

Sonuncusu  şöyle demişti:

 

‘On yıl içinde Türklerin komşusu olan 3 güçlü politik sistem battı.Ve sessiz sedasız yok oldu.  İran’da  Şah monarşisi,  Sovyetler Birliği’nin Politbüro komünizmi, ve Yugoslavya’da federatif Balkan deneyimi… Hepsi de dinsel ya da etnik  çelişkiler yüzünden yıkıldılar.  Türkiye’de her ikisi de var…. Lenin’in devleti 73 yaşına basmıştı. Yugoslavya 74 yaşındaydı. Atatürk’ün Cumhuriyeti bu yıl hayli kritik 75. yaşına girdi!’

 

Bugün  Atatürk Cumhuriyeti  88.  yaşında!  Hala nefes alıyor! 88. yaşında  geleneksel geçit törenleri de yasaklandı.  Ama halkın kalbinden  Cumhuriyet aşkı  söküp alınamadı!  AB yetkilisi Karen Fogg, Türkiye’deki görevinden ayrılırken bundan şikayet etmişti.. ‘ Bu milletten Atatürk sevgisi temizlenmeden  Türkiye batılı  olmaz!’ demişti.

 

Türkiye Türkiye olarak kalacak!

Cumhuriyet bayramı  bu cefakar milletin bayramı olarak kutlanacak.  Cumhuriyete düşman olanlar, bunca yıldır riyakarca kutladıkları bayramları  artık kutlamak istemiyorlar.  Artık Cumhuriyet, Cumhuriyet’in gerçek sahiplerince selamlanacak.  88. yılda da  tüm şehitlerimize selam yollanacak, dua edilecek ve bu Cumhuriyeti korumaya yemin edilecek!…

 

75. yılında can vermedi, 88. yaşında da aldığı ağır darbelere karşın korunup kollanıyor… 880. yaşında da burada olacak!  TÜRKÜ TASFİYE PLANI   son kertede de olsa başarıya ulaşamayacak!

Bizler,  kanla sulanmış topraklarda atalarımızın verdiği ahlakla  nefes aldıkça!

 

Banu AVAR

banuavar@superonline.com

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları