Yükleniyor...
Teğmenlerimiz hakkında yürütülen soruşturma süreci, kamuoyunu her geçen gün daha derinden yaralamaktadır. Hayatlarının baharında, vatanlarına hizmet aşkıyla yanıp tutuşan Türk gençlerine tam da bu vatan aşkları sebebiyle ve çeşitli kesimlerin isteği üzerine bedel ödetilmeye çalışılıyor.
Burada olay gününü bir kere daha hatırlatmakta fayda var. Resmî tören bittikten sonra, davetliler artık dağılmaya başlamışken, genç mezunlar, aileleriyle birlikte başarılarının gururunu alanda yaşıyorken, coşkulu bir şekilde bir araya geldiler ve eski ant olarak bilinen andı okudular. Bu arada yine coşkuyla “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” sloganını attılar. Bu görüntüler, sonraki günlerde Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı oldukları kamuoyunda zaten bilinen bazı çevreler tarafından dillere dolanmış ve Türk Ordusunun geleceği, gencecik insanlar hedef gösterilmiştir. Nihayet iktidarın da bu koroya katılmasıyla ordu kurmaylarına yapılan baskılar, olayı soruşturma aşamasına kadar getirdi.
Kısaca özetlenen bu gelişmeler sırasında vaktiyle aynı aşamalardan geçen ve silah arkadaşlarını koruması beklenen bazı yetkililer ise bütün geçmişlerini inkâr edercesine Atatürk düşmanı koroyla bir olmuşlar ve teğmenlere yüklenmişlerdir. Bu kişiler, bazı çarpıtmalarla, daha soruşturma bile başlamadan kamuoyunda teğmenlerin suçlu olduğu algısını yaratmaya çalışmışlardır. Fakat bu algı oyunu çabası tutmamış ancak silah arkadaşlığı hukuku bir kere daha darbe yemiştir.
Soruşturma sürecinde teğmenlerin savunmaları da göstermiştir ki Türk ordusunun bu genç mensupları, bağlı bulundukları Türk Silahlı Kuvvetlerindeki her türlü görev ve sorumluluğu kâmilen yerine getirebilecek kabiliyettedirler. Soruşturmanın seyrinden de anlaşıldığı üzere iktidarın çarpıtmalarının aksine mesele tam da “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” sloganıyla ilişkilidir. Nitekim, iktidar daha önce de yine aynı vurguları taşıyan öğrenci andını da ilk ve orta dereceli okullardan kaldırmıştı.
Böyle bir süreçte heyet tarafından verilecek olumsuz bir karar, sadece Türk milleti tarafından vicdanlarda mahkûm edilmekle kalmayacak, geçmişteki kumpasların bir devamı olarak hatırlanacak, yüce Türk Ordusunun bağrında yeni ve derin bir yara daha açacaktır.
Bugün Türk Ordusu’nu yönetenler ise ya İstiklal Harbi’ni yapan ordunun temsilcileri olacaklar ya da bu şerefli mirası reddedeceklerdir. Tarih onları ya altın yaldızlı ya da kapkara harflerle yazacaktır. Tercih onlarındır.
Millî Düşünce Merkezi
1 Yorum