ÖKÜZ… ZOMBİ… KÖLE… – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Söz Konusu-5: Açık Oturum   • Çağrı: Bize katılın

ÖKÜZ… ZOMBİ… KÖLE…

Başbakanlık, MİT, askeri birimler, Emniyet ile kritik diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik peş peşe gerçekleştirilen siber saldırılar Ankara’da alarma neden olmuş. Ve konu MGK’da masaya yatırılacakmış. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da MGK’ya saldırılarla ilgili bir sunum yapacakmış. Ya kişilere, bizlere yapılan saldırılar?.. Bu saldırılarla yıllarca “özgürlüğümüzün” gasp edilmesi?.. Acaba onu da masaya […]

27 Temmuz 2012
Milli Düşünce Merkezi
Başbakanlık, MİT, askeri birimler, Emniyet ile kritik diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik peş peşe gerçekleştirilen siber saldırılar Ankara’da alarma neden olmuş. Ve konu MGK’da masaya yatırılacakmış. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da MGK’ya saldırılarla ilgili bir sunum yapacakmış.

Ya kişilere, bizlere yapılan saldırılar?.. Bu saldırılarla yıllarca “özgürlüğümüzün” gasp edilmesi?.. Acaba onu da masaya yatıran bir MGK olur mu?

Balyoz’da bir türlü TÜBİTAK’a gönderilmeyen tartışmalı dijital “deliller”

Oda Tv’de TÜBİTAK’a gönderilen, ama 5 aydır cevabı gelmeyen dijital “deliller”

Rahat rahat çalışma ile 3 hafta, bilemediniz 1 ayda yapılacak bir inceleme… Lâkin gelmiyor da gelmiyor; Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Yalçın Küçük, Hanefi Avcı ve diğerleri Silivri’de bekliyor.

Hoş, bu insanların özgürlüğü gelecek rapor ve çıkacak sonuca mı bağlı ki? Olsa, herhalde ben tahliye edilmezdim!..

Başka mahkemeler ODTÜ, Boğaziçi, Yıldız Teknik üniversitelerinin Bilgisayar Mühendisliği bölümlerini “bilirkişi”kabul edip onlardan raporlar istiyor. Ama Oda TV davasında bu üniversitelerin verdiği raporlar kaale alınmıyor:“TÜBİTAK’dan başkası olmaz.” deniyor.

TÜBİTAK’tan 3 bilirkişi tayin edildi: Ünal Tatar, Osman Pamuk ve Emin Çalışkan…

Onları bekliyoruz!..

Belli ki işin uzmanı, neyin ne olduğunu da bilen isimler…

Mesela Ünal Tatar, “bilgisayar oyunları” veya “siber saldırılarla” gerçekleştirilen “sosyal mühendislik atakları”konusunda konferanslar veren bir isim. Hatta bir bildirisini karikatürlerle anlatmış. İşte onlardan birisi:

Tatar Mayıs 2009’da da Anadolu Ajansı’na bir demeç vermiş. Türkiye’de kablosuz internet ağı kullanan 30 bin bilgisayar üzerinde yaptıkları araştırmaya göre, bilgisayarların yarısına dışarıdan ulaşılabildiğini tespit ettiklerini söylemiş. Saldırganların kontrolü altındaki bilgisayarın “zombi” bilgisayar olarak tanımlandığını ve bu bilgisayara yüklenmiş zararlı programlar bulunduğunu anlatan Tatar,“yüklemenin de internet sitelerinden, e-posta ile gelen bir eklentinin açılması ile olabileceğini” vurgulamış. Zombi bilgisayarları ise “bir saldırganın emri altında çalışan bir orduya” benzetmiş.

Ünal Tatar Microsoft’un Haziran 2009’da İstanbul’da düzenlediği Güvenlik Konferansı’nda da şu hususlara dikkat çekmiş:

– İnternet siteleri ya da e-posta yoluyla gelen eklentilerin açılmasıyla bilgisayara yüklenen zararlı programlar, bilgisayarları hackerların“köle”si haline getiriyor… 

Türkiye, “köle bilgisayar” sayısı açısından Avrupa ve Asya’da ilk sıralarda yer alıyor…

Diğer bilirkişi Osman Pamuk. O da zararlı yazılımlar konusunda uzman. Bu tür yazılımların, “kurum itibarını zedeleme, casusluk yapma ve siber savaşa kadar giden geniş bir yelpazede” kullanıldığını anlatan bir isim.

Mesela son yıllarda adı duyulan “solucan virüsler” üzerinde çalışmış, “siber savaş adı altında yıllarca dillendirilen senaryoların aslında çok da gerçek dışı olmadığının ortaya çıktığı” sonucuna varmış. Bilgisayarlara, “uzaktan dosya yüklenebildiğini” vurgulamış. İlginç ve önemli bir tespiti ise şu:

Birçok araştırmacı tarafından bu tür bir projenin basit bir suç örgütünden ziyade, devlet desteğindeki bir kuruluş tarafından gerçekleştirilmiş olması daha gerçekçi gözükmekte…”

Osman Pamuk, “virüslerin bir ülkenin su kaynakları, petrol platformları, enerji santralleri ve diğer sanayi tesislerini kontrol için kullanılabildiğine” de dikkat çekiyor; ki böyle bir şey bizim, Silivri’nin boyunu çok aşar. Çünkü şayet hedef ülkelerden biri isek zaten tüm Türkiye’nin “tutsaklığı” anlamına gelir.

Toparlarsak, bilgisayarlar üzerinden sadece kurumlara değil kişilere de ne tür siber saldırılar yapılıp ne tür tuzaklar kurulabileceğini adeta ezbere biliyorlar.

Öyleyse bu kadar gecikme niye? 

Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe’ye kucak dolusu sevgiler…

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları