“Kaderde Şehitlik Var” Da, O Kaderi Kim Yazıyor?..

Başbakan Erdoğan Türkiye içinde her itirazı, her farklı görüşü“dön de kendine bak” diye susturdu. Son olarak İran’a haddini bildirip, bu ülke yönetiminin “kendini hesaba çekmesini” istedi. Madem hesap-kitap işine giriştik, son 1 haftanın bilançosunu çıkaralım.   Son dakika saldırısından başlayalım. Hakkari’ye, Çukurca’ya, Şemdinli’ye bakarken PKK, İzmir Foça’dan çıktı. Hem bombalı hem de silahlı saldırıda 1 şehit […]


Başbakan Erdoğan Türkiye içinde her itirazı, her farklı görüşü“dön de kendine bak” diye susturdu. Son olarak İran’a haddini bildirip, bu ülke yönetiminin “kendini hesaba çekmesini” istedi. Madem hesap-kitap işine giriştik, son 1 haftanın bilançosunu çıkaralım.

 

Son dakika saldırısından başlayalım. Hakkari’ye, Çukurca’ya, Şemdinli’ye bakarken PKK, İzmir Foça’dan çıktı. Hem bombalı hem de silahlı saldırıda 1 şehit verdik. Allah’ım rahmet eylesin. 4 askerimiz de yaralı.

 

Foça!.. Nasıl olur!..” diyorsunuz değil mi? Demeyin. Oslo’da PKK ile “müzakere masasına” oturtulan dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in, “Şehirleri patlayıcılarla doldurdunuz, biliyoruz” sözlerini hatırlıyorsunuz değil mi? Ne oldu Afet Hanım’a? Bizzat Başbakan Erdoğan tarafından koruma altına alındı. Ya “şehirlere doldurulan patlayıcılar”? Anlaşılan hiçbir şey yapılmamış ve Foça da “doldurulmuş”!..

 

AKP’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ömer Çelik, PKK’nın Hakkari saldırılarında kullandığı silahların Suriye tarafından verildiğini öne sürdü. “2007’den beri adeta rutine binen Dağlıca-Aktütün katliamlarında acaba silahları kim temin etmişti?” sorusunu sormayacağım. Çelik’in bu açıklamasından bir gün önce yayınlanan bir habere atıfta bulunacağım.

 

Suriyeli muhaliflerin Halep’teki komutanı, Şam’a yürümek için Türkiye’den füze ve uçaksavar istedi”

 

Ne bu şimdi? Verip vermediğimizi geçiyorum; hangi hakla, hangi cesaretle Türkiye’den böyle bir talepte bulunulabiliyor? Bunu cevaplayın, yeter.

 

*     *     *

 

Suriye ile ilgili bir başka haber:

 

Türkiye’de bulunan Humus Devrim Konseyi Sözcüsü Halid Ebu Salah’ın iddiasına göre Esad, hapisteki PKK’lıları bırakmış. Doğru, yanlış; haklı olarak çok öfkelendik!..

 

Tamam da adama: “Habur’da siz PKK’lıları nasıl serbest bırakmıştınız?” diye sorulmaz mı? Ya da Öcalan başta olmak üzere cezaevlerindeki tüm PKK’lıları “ovaya salmak” için yıllardır ne çabalar sarfedildiğini, TSK’nın elinin-kolunun nasıl bağlandığını hatırlatan olmaz mı?

 

*     *     *

 

Açılımcı ve terörle mücadeleci Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, BDP için: “Korkak, cesaretsiz. Talimat neyse onu yerine getiriyorlar.” demiş.

 

Güzel!.. İyi de BDP’lilerle birlikte Atatürk Orman Çiftliği’ndeki TİGEM tesislerinde Habur açılımını organize eden kimdi? Ya da Başbakan Erdoğan: “Terörle mücadele, siyasi temsilcilerle müzakere ederiz.” derken, bu “korkak, cesaretsiz, talimat neyse onu yerine getirenlerle” masaya oturmayı planlamıyor muydu?

 

*     *     *

 

Son alçak saldırıların ‘suçlusu’ da kolaylıkla bulundu: Suriye ve karakollar. En kısa sürede listeye İran da eklenecektir, merak etmeyin. Şu karakolların yapımının gecikmesi konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “Biz kibrit kutusu değil karakol yapıyoruz.” gibi gayet veciz bir izahatta bulunmuş.

 

Kısa zamanda, binlerce TOKİ konutu dikmekle övündüler hep. Yoksa konut değil de kibrit kutusu mu yapmışlardı? Deprem veya selde en çok etkilenen TOKİ konutları olduğuna göre, demek ki öyleymiş. Bu itiraf için Bayraktar’a teşekkür mü etsek, ne?

 

*     *     *

 

Başbakan Erdoğan işi sıkı tutup sert bir genelge yayınlamış. Neyle ilgili mi? Havaalanlarındaki VIP salonlarının kullanımı konusunda. Listede olmayanlar kullanmayacak, denetimler sıkılaştırılacakmış.

 

Ve aynı gün bir başka haber: Hakkari’de terör örgütü PKK’nın saldırısı sonucu Geçimli Karakolu’nda yaralanan Jandarma Komando Er Erhan Yakut İnegöl’deki evine otobüsle gönderildi!..

 

Babası çok kızmış. Niye kızıyorsun babam; oğlun VIP listesine girmeye hak kazanamamışsa, devlet ne yapsın?

 

*     *     *

 

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, şehit yakınları ve gazilerle bir iftar yemeğinde buluşmuş. Güzel bir konuşma yapmış. Demiş ki:

 

Hiç istenmese de güvenlik güçlerinin kaderinde şehitlik var.”

 

Yukarıda çıkardığım kısa bilançonun ardından Bakan Şahin’in bu kaderci tespiti için ne diyeceğimi bilemedim. Yorumu sizlere bırakıyorum. Haydi değerli okurlar, “kendinizi bir hesaba çekin” de göreyim!..

 

Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe’ye kucak dolusu sevgiler…

Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.