Yumuşak güç ve akıllı güç. Geçen yıl vefat eden dünyanın önde gelen siyaset bilimcilerinden Joseph S. Nye’ın uluslararası siyaset bilimine kazandırdığı kavramlar bunlar. Yumuşak gücün özet tarifi şöyle: Uluslararası siyasette, diğer ülkelerin, sizin istediklerinizi istemesini sağlamak!
Birden fazla merkez Yumuşak Güç İndeksi ölçüyor. Bunlardan Portland’ınki şu altı bileşenle çalışıyor: (1) Ülkenin dijital altyapısının gücü ve bunu kullanarak başkalarını etkileme gücü, (2) kültürünün cazibesi, (3) yatırımcılar için arz ettiği cazibe, (4) yabancı öğrencilerin o ülkede okuma arzusu, (5) ülkenin diplomatik yollarla başka ülkelere mesajlarını ulaştırma ve düşüncelerini anlatma gücü, (6) diğer ülkelerin gözünde ülkenin ilkelerine bağlılığı ve güvenirliği. Birçok konudaki gibi bunları ayrı ayrı ölçüp Yumuşak Güç İndeksi diye yayımlıyorlar. Bunları ve indekste sonlarda yer alışımızı eski yazılarımda anlatmıştım.
Yukarıda sayılan altı bileşenin, ülkenin okullarının çekiciliği maddesinin bir başka yönü de başka ülkelerde açılan okullar. Yabancı ülkelerde açılan okulların yumuşak güçteki değerini anlatmak için ABD okulları ile Türkiye ilişkisi ilgi çekicidir. Birinci Dünya Harbi sırasında müttefikler, Türkiye kendilerine harp ilan ettikten sonra ABD’den de Türkiye’ye harp ilan etmesini istemişti. ABD’nin cevabı şöyleydi: Bizim Türkiye’de okullarımız var. Harp ilan edersek onları kapatırlar. Birinci harpte ABD, Türkiye’ye harp ilan etmedi.
GÜÇ-VEKİL-AKIL
Başkalarını dijital altyapısıyla etkileme gücü de yumuşak güçle istihbarat operasyonu arasında bir yerde konuşlanıyor. Özellikle sosyal medya üzerinden ülkelerdeki seçimleri etkileme girişimleri pek de tatlı olmayan tonlarda tartışılıyor.
Peki akıllı güç? Akıllı güç, iki gücün birlikte ve birbirini destekler tarzda kullanılışı.
Şimdi bakmak istediğim konu, yumuşak ve sert güçlerin ve birlikte oluşturdukları akıllı gücün ötesinde. Vekil güç!
Nerden çıkardım? Gün geçmiyor ki vekâlet savaşından bahsetmeyelim. Husiler kimin vekili? Hizbullah kimin? Suriye’de Dürzileri, İran’da Halkın Mücahitleri’ni kim vekil kıldı?
İSRAİL ULUS DEVLET İSTEMİYOR
Vekil güç deyince, paralı askerlerden bahsetmiyorum. Mevcut etnik gruplardan birinin devşirilip vekil kılındığı hâlleri kastediyorum. Bunlara yumuşak gücünüzle yaklaşıyorsunuz. Fakat o güç yetmiyor. Parayla, lojistikle destekliyorsunuz. Sonra “eğit-donat”a geçiyorsunuz. Para, silah, eğitim… Irak’ta Kürtler Saddam’a karşı kullanılırken Amerikan 100 dolarlarının balyalar hâlinde bölgeye gönderildiği, medyada anekdotlarla anlatılıyordu. Bölgeden biri, Amerikan bir Amerikan gazetesine şikâyet ediyordu: “Söyleyin bozuk da göndersinler. Burada her şey 100 dolar oldu. Bir bisiklet de 100 dolar, bir somun ekmek de…”
Sonunda hedefe varıldı. İki ulus devletin rejimleri, Irak ve Suriye diktatörleri çökertildi. Irak, üç parçalı federasyonsu bir hâle getirildi. Suriye macerasının sonu belli değil ama artık İsrail ülkenin içinde epey bir söz sahibi. Ne demişti Tom Barrack? “İsrail, bölgede güçlü ulus devlet istemiyor.” Irak’ta vekiller, Barzani, Talabani ve Şii militanlar yetmedi, uyduruk bir kitle imha silahları hikâyesi ile ABD’nin sert gücü kullanıldı. Bir milyona yakın sivil zayiat verildiğine dair tahminler var. Suriye’de vekil güç yetti. Benzer operasyonlar İran’a yöneliyor ama yakın zamanda ülke içindeki vekillerin zaferi görünmüyor. Herkesin çorbada tuzunun bulunduğu, paralı askerlerin, vekillerin, vekillerin de vekillerinin, her türlü güçle giriştikleri Libya bir başka sahne.
AKILLI GÜCÜN YENİ TARİFİ
Sert güç, yumuşak güç ve vekil güç. Vekil güç edinmek şöyle başarılıyor: Yumuşak gücünüzle kendinize bağladığınız bir grubu, hedef ülke içinde kendi çıkarlarınız için kullandığınız, sert güce dönüştürüyorsunuz.
Güçleri böyle üçleyince akıllı güç tarifini de yenileyebiliriz. Akıllı güç, bir ülkenin millî çıkarları için sert, yumuşak ve vekil güçlerini, üçünü birden, uyum içinde kullanmasıdır.
Akıllı gücün başarı şartlarından biri de herhâlde hedef ülkedeki aptallıklardır. Her ülkede, kendi çıkarları için yabancıların yumuşak güçlerine tabi olacaklar bulunur. Hani Gençliğe Hitabe’de “Hatta bu iktidar sahipleri, kendi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.” diye anlatılanlar. Fakat tam böyle değil. Yabancı yumuşak güce teslim olanların illa iktidarda bulunması gerekmiyor. Yabancı gücün illa müstevli olması da. Hatta Irak’ta olduğu gibi müstevli olma zorunda kalmak, gücün pek de akıllı olmadığının delilidir. 21. asırda istilalar bile yumuşak güçle ve vekil güçle, özetle, akıllı güçle yapılıyor.