Türk İstiklal Ve Cumhuriyetini Muhafaza Ve Müdafaa

Son büyük Türk hakanı Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi güncelliğini koruyor. İlk cümlesi şu: “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini (bağımsızlığını), Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet (sonsuza kadar) muhafaza (korumak) ve müdafaa (savunmak) etmektir.”   Türk istiklâli yani Türk bağımsızlığı ve onun kurumsallaşmış hâli olan Türk Cumhuriyeti, sadece şimdi değil; kurulduğundan beri tehdit altındadır. Zira emperyalist Batı, bağımsız […]


Son büyük Türk hakanı Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi güncelliğini koruyor. İlk cümlesi şu: “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini (bağımsızlığını), Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet (sonsuza kadar) muhafaza (korumak) ve müdafaa (savunmak) etmektir.”

 
Türk istiklâli yani Türk bağımsızlığı ve onun kurumsallaşmış hâli olan Türk Cumhuriyeti, sadece şimdi değil; kurulduğundan beri tehdit altındadır. Zira emperyalist Batı, bağımsız bir Türk devletinin kuruluşunu hazmedememiş ve sürekli fırsat kollayarak bunu yıkıp ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

 
Şimdi de uyguladığı siyasî ve ekonomik politikalarla buna devam ediyor. Türk gençliği, kendi bağımsız Türk devletini sonsuza dek koruyup savunmak mecburiyetindedir. “Türk istiklâli” demek, Türk’ün kendi ülkesinde, kendi idaresinin kendi elinde olduğu, Avrupa Birliği’nin, Amerika’nın, şunun bunun kanun ve anayasa dayatamadığı, siyasetimize, idaremize ortak olmadığı, kendi anayasamızı ve kanunlarımızı tamamen kendi hür irademizle yaptığımız, tam bağımsız ve bağlantısız hür bir Türk idaresi olması demektir.

 
Atatürk, burada “Türkiye Cumhuriyeti” demiyor, “Türk Cumhuriyeti” diyor. Bu, bu vatana ve devlete Türk iradesinin, ruhunun, yaklaşımının, bakış açısının hâkim olması demektir. Bugün bu irade, bazıları tarafından devre dışı bırakılarak “Türkiyelilik” adı altında kozmopolit bir yapıya devredilmek istenmektedir. Özellikle bir kısım “aydın” denilen emperyalist Batının içimizdeki görevlileri, sözcüleri bunun için çok uğraşıyorlar. Anayasamızdan, kanunlarımızdan, devlet yapımızdan Türklük motiflerinin tasfiye edilerek, vatan ve devlet, Türk dışı ya da Türklüğü bir millî kimlik olarak benimsemek istemeyen unsurlara teslim edilmek istenmektedir. 


Türk istiklâli demek, Türk’ün kendi parasını doların hâkimiyetinden kurtarıp kendi ihtiyaçlarına dönük olarak özgürce basabilmesi hürriyeti demektir. Türk istiklâli demek, Türk vatanının madenlerinden, fabrikalarından, limanlarından bankalarına kadar yer altı ve yer üstü tüm ekonomik zenginliklerinin yabancılara değil, sadece Türk milletine ait olması demektir. Türk istiklâli demek, Türk ordusunun Amerika’nın, NATO’nun, şunun bunun emrinde bir birlik değil, sadece ve sadece Türk milletinin hizmetinde olması demektir. Türk istiklâli demek, Türk eğitiminin sadece Türk milletinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılandırılması ve millî kimliğini, kültürünü, tarihini, dinini özgürce nesilden nesle aktarabilmesi hürriyeti demektir. Türk istiklâli demek, bir bütün olarak Türk milletinin kendine ait millî kültürünü ve İslam medeniyetini özgürce yaşayabilmesi, geliştirebilmesi ve kıyamete kadar da koruyabilmesi demektir.

 
Türk istiklâli, Türk vatanında sadece Türk milletinin millî iradesinin yegâne belirleyici olması demektir. Kendilerini Türk kabul etmeyen; ama Türklerin kendilerini yönetme yetkisi verdiği bir kısım “Türkiyeli!..” siyaset esnafının Türk devletinin ve Türk milletinin egemenlik haklarını yok etmek ya da buna oradan buradan, dağdan bayırdan, eşkiyadan, Haçlıdan ortak getirme çabaları, Türk istiklâline ihanet etmek demektir.

 
Türk iradesinin hâkim olduğu devletin bağımsızca yönetme hakkını elinden alıp, ona Amerika’yı, Avrupa’yı, İsrail’i, PKK’yı, şunu bunu ortak etmek, Türk milletinin manevî şahsiyetine, tarihî saygınlığına, saf ve temiz ruhuna, kimlik ve kişiliğine ihanet etmek demektir. Millî Türk devletinin yapısında, şeklinde, işleyişinde, yönetim anlayışında dışarıdan Haçlı-Siyon oluşumların ve onların yerli işbirlikçilerinin yeniden şekillendirici, değiştirip dönüştürücü ve yönlendirici olması Türk istiklâline ve Cumhuriyetine ihanettir. Yöneticilerin de bu yönlendirmeye açık bulunması, bu vatanı canını ortaya koyarak kanla, savaşla Haçlı işgalinden kurtarıp Türk milletinin idaresini tam bağımsız ve bağlantısız millî bir Türk devleti halinde kurumsal bir yapıya kavuşturan başbuğ Atatürk’ün ve bütün Kuva-yı Milliye mücahitlerinin kanına, emeğine, samimiyetine, fedakârlığına, imanına ve ruhuna ihanet etmek demektir. 


Dışarıdan Haçlı-Siyon odakların, içerden de onların taşeronluğunu yapan eşkıyanın ihtiras ve menfaatleri doğrultusunda siyasî, ekonomik ve silahlı baskı dayatmalarına boyun eğerek, onların belirlediği politikaları anayasal düzeyde resmîleştirip Türk vatanını bölüp parçalamak, böylece Türk vatanına yeni ortaklar getirmek, Türk istiklâlini ve Türk Cumhuriyeti’ni yok etmeye dönük bir ihanet eylemidir. 

 

Türk vatanını küresel emperyalist akbabaların emellerine hizmet eden eşkıyanın operasyon alanı haline getirmek, her türlü fitne, fesat oyunlarına açık tutmak, Türk devletinin otoritesini demokrasi adına bilerek yok edip yolgeçen hanına çevirmek Türk istiklâline ihanet etmektir. Emperyalizmin içimizden çıkardığı terör örgütüne her türlü silah, mühimmat, para, politika desteği vererek üzerimize saldırtıp sonra da bağımsız ve eşit iki ayrı devlet gibi barış müzakeresi masasına oturtmak Türk istiklâline ihanettir. Bu masada da en doğal hakkı olan kendi egemenlik haklarını korumaktan başka bir şey yapmamış olan Türk Cumhuriyeti’ni sanık sandalyesine oturtup intikam alırcasına hesaba çekmek ve bu işlerin ebeliğini yapmak, Türk istiklâl ve Cumhuriyetine en büyük ihanettir.

 

Gazetelerinde, televizyonlarında, siyasi kurum ve ortamlarında her gün, Liberalizm adına, İslamcılık adına, etnik ırkçılık adına Türk istiklâlini yok ederek, Türk vatanını Türk düşmanlarının çiftliğine dönüştürme çabalarını seyretmekle yetinen asil Türk milleti, kendi namusuna yani istiklâline ve cumhuriyetine ne zaman sahip çıkacak?

 

“Türk istiklâli” yani Türk’ün bağımsız bir millet ve devlet olma durumu ortadan kaldırılarak Avrupa Birliği’ne bağımlı, Amerika’ya bağımlı, ya da başka bir devlete ve oluşuma bağımlı uydu, köle bir millet yapılma süreciyle birlikte, Türk’ün kanıyla vatan edindiği harim-i ismeti demek olan yurdu parçalanarak eşkıyaya peşkeş çekilme süreci işlemektedir. Atatürk, Türk gençliğinin bu durumun farkına varmasını ve kendi bağımsızlığını korumasını istemiştir. Bu da ancak Türk gençliğinin zihnini, bilincini, aklını ve ruhunu her türlü emperyalist işgalden kurtararak yani tam bir millî aydınlanmayla yani millî ve dinî kimliğine sahip çıkmasıyla mümkün olacaktır. Türk genci, Tanzimat’tan beri Batının ve içerdeki sözcülerinin ve temsilcilerinin başına geçirdiği mankurtluk külahını söküp atarak özgürleşebilir ve istiklâline ancak o zaman sahip çıkabilir.

Avatar
Yazar

Nurullah Çetin

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.