Yeni ‘Çekiç Güç’ TSK Mı?

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Hanım ülkemizi şereflendirdi(!), Suriye için “tampon, uçuşa yasak bölge” senaryoları hızlandı. Binlerce ajan içimizde ve bölgede. Silah satışı ve sevkiyatı peynir ekmek gibi. Fransızlar Suriye sınırına yığınak yaptı. Oluk oluk kan akıyor. Gül, bu tabloyu “rötuşlamak” üzere Çankaya’dan, Suudi Arabistan’a uçtu. İsrail harıl harıl İran operasyonuna hazırlanıyor, Başbakan Netanyahu ‘süperman‘ yetkilerle donatıldı. Türkiye-İran ilişkileri […]


ABD Dışişleri Bakanı Hillary Hanım ülkemizi şereflendirdi(!), Suriye için “tampon, uçuşa yasak bölge” senaryoları hızlandı. Binlerce ajan içimizde ve bölgede. Silah satışı ve sevkiyatı peynir ekmek gibi. Fransızlar Suriye sınırına yığınak yaptı. Oluk oluk kan akıyor. Gül, bu tabloyu “rötuşlamak” üzere Çankaya’dan, Suudi Arabistan’a uçtu. İsrail harıl harıl İran operasyonuna hazırlanıyor, Başbakan Netanyahu ‘süperman‘ yetkilerle donatıldı. Türkiye-İran ilişkileri usul usul ‘limoni‘den, ‘acılı‘ya dönüyor; ki Suriye filan hikâye, hedef İran’dır.

 

Eksiği yok, fazlası var Irak’ın işgâli ve bölünme senaryosunun tekrarı. Fazlası Türkiye’nin yeri ve rolü. O zamanlar Çekiç Güç vardı. Ya şimdi?

 

Bağdat’a binlerce ton bombanın yağdırıldığı gün ABD kongresinin önemli isimlerinden Les Aspin, heyecanla savaşla şu üç hedefe ulaşıldığını anlatıyordu:

 

İsrail’in güvenliği sağlandı… Petrol bölgelerinin hakimiyeti ele geçirildi… Amerika dünyaya gücünü ispatladı…

Bunları duyan dönemin Refah Partisi Milletvekili Abdullah Gül ise şunları söylüyordu:

 

Çekiç Güç amacı bu olan bir savaşın artığı olarak ülkemize yerleşmiştir. Bölgeyi gezdim, gördüğümüz manzara şuydu: yardım teşkilatı adı altında 22 teşkilat gelmiş, bunların 21’i resmen kilise teşkilatı, 22’ncisi İsrail’in İstanbul Başkonsolosluğu idi… Bizim kadar rahat Türkçe konuşan genç kızlar vardı; bunların Alman, İngiliz misyonerleri olduğunu öğrendiğimde hayretler içinde kalmıştım…

 

Gül’ün Irak’ı bölen “uçuşa yasak bölge“ye ilişkin öngörüsü de can alıcıydı:

 

Olan şey şudur; Amerikan, İngiliz ve Fransız üçlüsünün bu bölgeyi bölmek, bölgedeki petrol hakimiyetini devam ettirmek, İsrail’in güvenliğini temin edebilmek için baskı yapmaktır…

 

Ya o günün Türk hükümetine uyarılarına ne demeli?

 

Türk Hariciyesi ve hükümet çok tehlikeli bir yöne sevk olunmuştur. Eğer siz, BM kararlarıyla hiç ilgisi olmayan, 3 ülkenin böyle yaptırımlarını başınıza taç yaparsanız, yarın aynı şeylerin Türkiye’nin başına gelmeyeceğini kim garanti edebilir? Yarın Türkiye’nin şu bölgesinde Amerikan ve İngiliz Kuvvetleri: ‘Siz uçak uçuramazsınız.’ dediğinde: ‘Evet.’ mi diyeceksiniz?

 

Bugün emperyalizmin her buyruğu, her kararı, her yaptırımı baş tacı. Aynı şeylerin Türkiye’nin başına gelmeyeceğinin hiçbir garantisi kalmadı.

 

PKK ve Barzani BM mutfağında öyle yemekler pişiriyor ki!… “Güneydoğu’da operasyonlar karşılıklı dursun.” hezeyanları, CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılması üzerine gündemimize giren “kontrollü operasyon, bölgeyi boşaltma” kavramları: “Türkiye’nin şu bölgesinde uçak uçuramazsınız.” demenin kibarcasıdır. Tabii anlayana!..

 

Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe’ye kucak dolusu sevgiler…

Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.