20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtını unutma! – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Söz Konusu-5: Açık Oturum   • Çağrı: Bize katılın

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtını unutma!

20 Temmuz 1974 Barış Harekâtına dünya hayranlıkla şapka çıkardı. 1974, yani 46 yıl öncesinin şartlarında Türk Kara, Hava ve Deniz kuvvetleri birlikte, tarihimizde ilk defa en zor harekâtı başardı.

17 Temmuz 2020
Sadi Somuncuoğlu

Bu tarih çok önemlidir. Çünkü Kıbrıs Türkünün toptan imhasına ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasına “Dur” dediğimiz kutlu zaferin yıldönümüdür. Hacim olarak mütevazi, özgül ağırlığı bakımında muhteşem, doğurduğu sonuçlar bakımından muazzamdır.  Algılama bakımından ise üzülerek ifade etmeliyiz ki “sıradan” bir olaydır, unutulmaya terkedilmiştir.

Meselenin gerçeğini doğru anlamak için o günleri hatırlayalım. Türkiye’nin her ilinde askerlik şubeleri önünde “Kıbrıs’a biz de gitmek istiyoruz” diyenler kuyruklar oluşturmuştu. Kıbrıs Türk’ü sevincinden göklerde uçuyordu. Kendini Türk Milletinin bir mensubu sayan hiç kimse gösterilemezdi ki, aynı hazzı yaşamamış olsun.

20 Temmuz 1974 Barış Harekâtına dünya hayranlıkla şapka çıkardı. 1974, yani 46 yıl öncesinin şartlarında Türk Kara, Hava ve Deniz kuvvetleri birlikte, tarihimizde ilk defa en zor harekâtı başardı. Hem de Yunanistan’ın, NATO’nun, ABD’nin, AB’nin, İngiltere’nin, Rusya’nın karşı çıkmalarına rağmen. Başarı şüphe yok ki büyüktü, bedeli ödenmişti. Türk Ordusu Kara Kuvvetlerin 415, Deniz Kuvvetlerinden 65, Hava Kuvvetlerinden 5, Jandarmadan 13 olmak üzere 498 şehit verdi. 1200 de gazimiz oldu. 1967’lerden itibaren, şehirlerde, köylerde dağlarda mahrumiyet içinde vatanını savunan Kıbrıs Türk mücahitlerinden 70, sivillerden 270 olmak üzere toplam 340 şehit verildi, sivillerden 1000 yaralı- gazimiz oldu.

Kıbrıs Millî davamızın şehitlerine, vefat eden gazilerine Allah’tan rahmet, halen sağ olanlara huzurlu ve sağlıklı ömürler diliyoruz.

**

Kıbrıs Türklüğüne selam olsun!

Bilindiği gibi Kıbrıs Osmanlı Türk Devleti tarafından 1571’de fethedildi. Akdeniz’de dünya ticaret yollarının güvenliği sağlandı. Türkler 449 yıldır Kıbrıs’ta yaşıyor. 1878’e kadar (307 yıl) Osmanlı hâkimiyeti, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (82 yıl) İngiliz hâkimiyeti, 1962-1963’den 20 Temmuz 1974’e kadar Türklerin ortaklıktan atılması ve kanlı terörün yaşandığı (12 yıl) Rum dönemi, 1974’den 1983’de Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kuruluşuna kadar  (9 yıl) Türk federe yönetimi, 1983’den günümüze kadar (37 yıl) Bağımsız KKTC dönemidir. Bir bilgiyi daha hatırlatalım Kıbrıs 1571’den günümüze kadar Türk nüfusu Rumlardan hep az olmuş, ortalama olarak söylersek üçte biri hiç geçmemiştir.

Barış Harekâtı gerçekleşmese idi ne olurdu? Hemen söyleyelim. Yunanistan’da darbeyle işbaşına gelen Albaylar Cuntası, gazeteci Nikos Sampson’un başında bulunduğu birlikle 15 Temmuz’da Makarios’u düşürerek idareye el koydu. 20 Temmuz’da da kuşatılan bütün Türk köylerinde katliam için emir bekliyordu. 20 Temmuz’da Türk Ordusu adaya çıkınca kısa zamanda duruma hâkim oldu. Yunanistan’da Cunta düştü, yeni hükümet suçluları gizli bir mahkemede yargıladı. Sampson ifadesinde “Eğer Türkiye biraz daha geç kalsaydı kurtaracağı Türkleri bulamayacaktı” dediği medyada yer aldı.

Bu bir. İkincisi, Kıbrıs kaybedilebilirdi. Veya işin içine haçlılar karışıp işler çıkmaza girebilirdi. Unutmayalım ki 1960 Londra-Zürih Antlaşmalarının tanıdığı yetkiye dayanarak 20 Temmuz Harekâtı ile yaygın Türk katliamını önleyip barışı sağladığımız halde ABD Türkiye’ye ambargo uygulayabilmiştir.

***

Yazılı metinlerde olduğu gibi 1960’dan sonra Kıbrıs Türkleriyle konuşmalarımızda sorunların “Türk tarafı, Rum tarafı” kalıbı içinde ele alındığını gördük. Türklerin tamamına yakınının Türkçe bildiklerine, dillerini unutmadıklarına şahit olduk. Türkler Rumca ve İngilizce değil Türkçe konuşuyorlar. Rum nüfusunun yoğun olduğu karma köylerde oturan Türklerin Rumcayı bilmeleri tabiidir. Aksi halde komşusuyla ticaret yapması bile mümkün olmazdı.  Malum dil egemenliğin ve millet olmanın temel kurumudur.

Ahmet Zeki Bulunç’tan (Hem KKTC’nin Ankara Büyükelçisi, hem de mücahit idi) dinledim.  Erenköy, coğrafi konumu itibarıyla ana gövde ile teması kısıtlı bir bölgemizdi. Bu yüzden burada Rumcayı iyi bilenler vardı. Ancak Türklük şuuruna sahip oldukları için Kıbrıs direnişinde silah ve mühimmatın sevkinde ana merkezlerden biri oldu

Onur Öymen beyden dinlemiştim, KKTC’de Büyükelçilik Müsteşarıydı, adadaki en yaşlı Türkleri toplamış ve sormuş; “büyüklerinizden duyduğunuza göre Rumlarla Türkler arasında evlenme olmuş mu, olmuşsa ne kadar.”  “Cevapları topladım, 46 çıktı” demişti. Hatırımda kaldığına göre böyleymiş.

Yukarıdaki genel analizi doğrulayan bu sade örnekler yeterince bilgi vermektedir.

Demek ki, Kıbrıs Türkleri 94 yıl, neredeyse 1 asır, İngiliz’in sinsi-eritici ve Rum-Yunan ikilisinin, deniz korsanlığından kalma vahşeti altında yaşadı. Buna rağmen Türklüğünü unutmadı, kimliğini kaybetmedi. Türk ve Müslüman olarak yaşadı. Osmanlı’dan koparılan diğer Türk ve Müslüman topluluklar bu kadar süre içinde, Türk olduğunu kısmen bir hatıra olarak hatırlasa da, Türk kimliğini neredeyse tamamen kaybetmiştir.  Kuzey Afrika ülkeleri, Mısır, Ürdün, Lübnan vb. gibi.

Yaşasın, asırlardır yedi düvele karşı Türklüğüne sahip çıkan ve kimliğini koruyan Kıbrıs Türkleri. Buyurun bir selam da siz gönderin!.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları