BEN DE GELECEM (Asker türküleri)

Şu Karadeniz türkülerimiz bir âlem. Aşkı, sevdayı, hüznü, ayrılığı, kavuşmayı, hayata dair, türküye konu ne varsa onu dile getirmede üstlerine yok. Güldürürken üzmeyi, ağlatırken güldürmeyi nasıl da bu kadar becerirler,  sır doğrusu. Her müzik parçası ilgimi çekmez.  “Kırkı çıkmış” rüştünü ispat etmiş türkülerdir tercihim daha ziyade. Aracımdaysam şayet, çok sevdiğim bir türküyse çalan, park etsem […]


Şu Karadeniz türkülerimiz bir âlem. Aşkı, sevdayı, hüznü, ayrılığı, kavuşmayı, hayata dair, türküye konu ne varsa onu dile getirmede üstlerine yok. Güldürürken üzmeyi, ağlatırken güldürmeyi nasıl da bu kadar becerirler,  sır doğrusu. Her müzik parçası ilgimi çekmez.  “Kırkı çıkmış” rüştünü ispat etmiş türkülerdir tercihim daha ziyade. Aracımdaysam şayet, çok sevdiğim bir türküyse çalan, park etsem de inmem araçtan, bitmesini beklerim illa.   Sözünü edeceğim böyle kıdemli bir türkü değil ama. Çiçeği burnunda bir beste türkü.  Bölge televizyon kanalının birinde ilk kez duyuyorum. Bir daha, bir daha dinlemek geliyor içimden. Bakıyorum kayıtlara, söz müzik: Nurettin BAY.  Bedellisi, vicdani retlisi, raporla çürüğe çıkartılmışı, kısa devre askerlik süsü verilmişi, derken askerliğin iyice sulandırılmaya çalışıldığı bir dönemde anlamlı bir türkü doğrusu.

Ne tür operasyon yapılsa da “asker millet” özelliğinin yok olmayacağının, o duygunun hep var olacağının güzel bir ispatı. Bir diğer Türk müziğimiz olan sanat musikimizden destek alırsak;

“Silemezler gönlünden -Türk milletinin- ne askerlik aşkını, ne türkülerini… “

Başka da hangi millet var ki;

Askerinin adını Peygamberinden alsın

Hücum sloganı “Allah…!Allah…!” olsun,

Ocağın adı da “peygamber ocağı” olsun.

“Asker millet” olmak lazım bunun için.

Türkümüze dönersek, askerlik vakti çatmış delikanlıyla onu gözünün önünden ayırmak istemeyen yavuklusu arasındaki duygu dile getirilmiş sözlerinde, saza dökülmüş sonra da.

-Ben askere gidecem,
-Bende gelecem canım,

-Sen orada nedecen,
-Soğan soyarım canım,

-Çorba koyarım canım,

Devam ediyor
-Postal boyarım canım, 
-Yemek yaparım canım,

-Nöbet tutarım canım, 
-Postal dikerim canım,

-Mekik çekerim.

TRT arşivlerinde Karadeniz yöremizden başka asker türküleri de vardı elbet. İbrahim CAN sevdirmişti mesela bize .

Oy miralay miralay

Askerin alay alay

Al kızları askere

Askerlik olsun kolay…

Aslan yatağı boş kalmıyor demek ki. Yenileri geliyor arkadan. Klipi de dolaşmakta sosyal paylaşım sitelerinde. Çocuklar sevmişler en çok da. Bu da bir başka sebep türküyü sevimli kılan.

Anadolu’da doğum, sünnet, askerlik, evlilik gibi mürüvvetlerin her biri bir “gedik” diye anılır.  Son gedik “ölüm” elbette. Önemli olan da son gediğe gelene kadar arkada kalan sicil.  Her yörenin kendine göre türküleri, ağıtları, manileri var elbette bu gediklerine dair. Niyetler bir lisanlar, mizaçlar farklı sadece. Şairin dediği gibi ;

“Güzeli sevmek boylu boyunca,

Sizde bir türlü, bizde bir türlü.”

Duygu aynı duygu.

Başkentin şimdiki büyükşehir Belediye binasının olduğu yer bir zamanlar otogardı bilindiği gibi. Dilleri olsa da konuşsa.   Nelere tanıklık etti kim bilir?  Bir asker uğurlamaya rast gelmiştim mesela. Akraba-i taallukat halaya durmuşlardı asker ocağına saldıkları evlatlarının hatırına. Kadınlı erkekli bir iştahla oynuyorlardı ki gözümü alamadım onlardan. Durup izledim sonuna kadar bu sözlü halayı.  Açtım baktım Erzurum Aşkale yöremize aitmiş, öyle görülüyor kayıtlarda.

O yaylalar yaylar

Çimen bağladınız mı?

Ben askere giderken

Kızlar ağladınız mı?

Dinlenmez mi şimdi böylesi de siz deyiverin. “Kışla”, “askerlik”,  denir de “kışlalar” anılmaz mı hiç? Yöre Urfa. Kaynak kişi Hamza ŞENSES. Baştan sona dinleyebildiğim pek nadirdir bu türküyü. Göz pınarlarım müsaade etmez nedense. İlk mısrada dolarım daha. Bu türküyü bize sevdiren Yakın zamanda kaybettiğimiz Muzaffer AKGÜN’E bin rahmet olsun.

Kışlalar doldu bugün.

Doldu boşaldı bugün

Gel kardaş görüşelim.

Ayrılık oldu bugün

Naçar elinden yar yar yar

Geceler yârim oldu

Ağlamak karım oldu

Her dertten yıkılmazdım

Sebebim zalim oldu

Garib elinden yar yar yar

***

Esmeray’ın “gel tezkeresi” vardı bir de türkü tadında. Şafak sayanların dilinde. Çikolata renkli o sanatçımızı da kaybettik ne yazık ki.

Gel tezkere, gel tezkere bitsin bu gurbet
Evde baban anan yüzüne hasret
Yolunu gözleyen yarin yüzüne hasret

….

Bir yıl oldu davul zurna yolcu ettik seni
Duvarın üstüne astık yırtık resmini
Hiç gam yemem yaş dolsa da görür gözlerim
Vatan borcu namus borcu derim beklerim

Öksüz kaldı “kışlalar”, “Gel tezkereler” onlar gidince. Hoş seda bıraktılar geride. Nur içinde yatsın ikisi de. Onlar türküleri yaşattılar, türküler onları yaşatmakta şimdi de.

Türkülerin vefası da böyle bir şey işte.

….

Esat KABAKLI üstadın türküsü var bir de bu cümleden, yakın zamana ait, yüreğimizi dağlayan.

“Gömdüm oğul…”

Türküyü dinleyen bir babanın “zulüm ediyor insana yahu” dediğini nakletmişti Esat Hoca.

Baba haksız mı şimdi?

Hangi vicdan dayanır şu dizelere?

Gömdüm oğul seni toprağa gömdüm
Kanlı gözyaşımla pınara döndüm
Tabutun üstünde dirildim öldüm

Seni vuran eller kırılsın oğul
***

Kışlaları dolaşmaya çıktık madem, Yozgat ‘a da uğrayalım.  Yöresinin türkü klasiği “Asker yolu beklerimi”, onunla özdeş Nida Tüfekçiyi de rahmetle analım.

Asker yolu beklerim,

Günü güne eklerim.
Sen git yârim talime de,

Ben sılayı beklerim.

Mendilimde tel oya,

Gülmedim doya doya. 
Asker yolu beklerim de,

Günleri saya saya.

“Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer.”

Bir programda TRT de Nida Hoca, Yıldırım GÜRSES ve Özdemir ERDOĞAN bir araya gelmiş Türk müziğini konuşuyorlardı.  Şu hikâyeyi anlatmıştı Nida TÜFEKÇİ;

Erzurumlu Hanım eşini işine göndermiş, evine dönmüş. Radyonun düğmesini çevirmiş bakmış ki beyinin pek sevdiği bir türkü çalmakta. Geri kapatmış hemen.  “Akşam herif dönsün de beraber dinlerik” diyerek.

Türküler deyip geçmemeli. Cephe gerisinde milletin moral gücün diri tutan onlar.

Âşık Veysel’in tespiti ile;

“Sıkılınca dar günlerde

Türk’üz Türkü çağırır” bu millet

Karadenizli kızımızın “ben de gelecem” diye tutturmasında bir gariplik yok bu bakımdan. “Anca beraber kanca beraber. “  Böyle yoğrulmuş bu milletin hamuru. Talihin cilvesi, bu coğrafyanın bir dayatması belki de bu bize. Kaçış yok ondan.  Savaşta, barışta, askerlikte, sivilde yan yana. Bakmayın  “o şimdi asker, canı neler ister” türünden işin kimyasına aykırı ucuz lakırdılara siz. Ömürleri sabun köpüğü kadar onların.

Ot kökünün üstünde biter.

Millet yine o millet.

Evlat da yine o evlat.

Adı musikisiyle özdeş bir başka millet yok daha da milletler âlemi içinde.

“Türk, türkü, Türkî…”

Bir bizde böylesi.

Telaşa mahal yok. “Askerlik yapmayanı adamdan saymamaya”  devam ettiği müddetçe daha çok kuşak adam eder bu millet.

Deryadan damla bizimkisi.

Asker türkülerimiz bunlardan ibaret değil elbet.

Depreştirmeyelim yaraları şimdi hatırlatıp da Yemeni, gideni gelmeyeni… Dememiz o ki:

“Çok kimse anlamaz eski musikimizden,

Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden”

Türkülerle kalın, Hoşça kalın…

 Osman ERENALP

Ankara Mart 2012

Osman Erenalp
Yazar

Osman Erenalp

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.