Beyaz kâğıtlara sığan zaman

İnsanlara bir şeyleri zorla okutmak bir fayda sağlamaz. Bu bir sevgi ve öğrenme aşkıdır. İnsanın içinde olan ve onu geliştiren, büyüten bir aşk. Her aşk gibi okuma sevgisi de zorla olmuyor ve olmayacaktır. Gelin bu yazıda sizinle farklı bir yolculuğa çıkalım.


 

Şu an yazıya göz gezdiriyorsunuz ama daha okumaya karar vermediniz. Belki de hemen yazının içeriğini öğrenip geçmek istiyorsunuz. Galiba, merak duygunuz da buna engel oluyor. Bu yazı belki de farklı gelecek… Devam edelim. Giriş cümlesi değişik gelmiş olabilir. Hâlâ okumaya devam ediyorsunuz. Gayretinizden dolayı size teşekkür ederim. Çünkü bu zamanda “kimse okumuyor”, sitemlerine de yanıt veriyorsunuz.

İnsanlara bir şeyleri zorla okutmak bir fayda sağlamaz. Bu bir sevgi ve öğrenme aşkıdır. İnsanın içinde olan ve onu geliştiren, büyüten bir aşk. Her aşk gibi okuma sevgisi de zorla olmuyor ve olmayacaktır. Gelin bu yazıda sizinle farklı bir yolculuğa çıkalım. Ne dersiniz, kitaplardaki metinlerin sessiz ritimlerini duymaya başlayalım mı?

O kırmızı kurdele var ya…

Ah! Ne güzeldi o çocukluk yıllarımız değil mi? Okulun ilk günü heyecanımızı asla unutamayız. Sabaha kadar heyecandan uyuyamadığımız zamanlar… Bir çift kalemi eline almak çocukluktan başlar ve kalem aşkı yazıya işler. Ardından ilk okuma deneyimine adım atarız. İlk okumayı öğrendiğimizde yüzümüze konan mutluluğa ne demeli. Benim zamanımda diyerek başlayacağım ama bu yaşımın büyük ya da küçük olduğunu ifade etmesin. “Çocuk kalan yanımızda, yaş yoktur.” derim. Her neyse… Benim zamanımda ilk okumayı öğrenen öğrencilerin yakasına, kırmızı kurdele takılırdı. O kırmızı kurdele sonra elimdeki ekmek oldu. Yani bugünkü altın bilezik çocukluğumun en önemli hatırasıdır. İlk okumanın hissi, sıcak bir tebessümün kaynağı, kulağa gelen hoş sesin ritmi ve paylaşmanın resmidir. Küçük omuzlarda bilgi dolu çantaların taşındığı zamanlar. Evet, bütün o ağırlık bizim şimdi ki hayat adımlarımıza işledi. Küçük anılarımıza eşlik edip sıcacık bir tebessüm oluştuysa yüzünüzde devam edelim.

Kitaplar da kilitli kapılar da…

Kitaplar, hayâl kurmanın da ötesi, paylaşma cesareti… Kitabı açtığınızda içinize çektiğiniz o koku, sizi kendine çeker. İlk sayfa bize şuh bir göz kırpar. Devamında kitabı keşfetmenin sırlarını da sayfalarında saklar. Onlar, tanıktır çoğu şeye. Ağzı var dili yok olmayı başarır. Sayfalar hem açılır hem kapanır. Gitmekle kalmanın kararsızlığını da yaşatır. Başka dünyalara açılan sınır çizgileri gibidir. Her yolculuğa adım atmamızı sağlayan köprü gibidir. Beyaz kâğıtlara sığan zaman, bilinmez bir hayale, bir inanca, bir savaşa, bir umuda, bir mutluluğa götürür… Bazen de gerçeği tokat gibi yüzümüze çarpar. Yeri gelir rengârenk dünyayı bize sunar. Anlatırlar durmadan, sayfalarca… Okumayı, anlamayı bilene…

Sayfalar aralanmayı ister.

Bir sayfada sevmek, gülmek, ağlamak, durmak, susmak vardır. Bize anlam katan hayat vardır. Bazı kelimeleri hatırlatır. Kitaplar, kendimizin kattığı anlam dışında bir mesajı vardır. Bazen bir sokakta aşk yaşarken buluruz kendimizi, Bazen elimizde tüfekle vatan uğruna savaşırken. Bazen kitabın bir sayfasında hatırlarız o çocukluk zamanında okul bahçesinde andımızı içtenlikle okuduğumuzu. Geçmişte, gelecekte, dünyanın öbür ucunda, bir sevgilinin yanında buluveririz kendimizi… Kitap bunu bize yaşatandır.

Bir ritim, bir anı güzelleştiriyorsa, bir sayfadır hayata renk katan. Kaçırmayın okumaktan kendinizi.

Zamanını, beyaz kâğıtlara kalemiyle dolduran, okuyan ve bizlere örnek olan değerli kitap seven devlet adamından bir kaç satırla örnek verelim. Kim mi? Hadi devam edelim.

Okumak, başarının ilk adımı ve anahtarıdır.

En başarılı örnek, büyük Mustafa Kemal Atatürk’tür. Cephede vakit buldukça çadırında kitap okumuştur. Dönemin bütün tarih kitaplarını okuyan Atatürk, her önemli kararını uygulamadan önce konuyla ilgili araştırma yapar. Atatürk’ün en önemlisi bıraktığı eserler, onun kitap seven bir devlet adamı olduğunu göstermektedir. Kitap, Atatürk’ün hayatı için daima değerli olmuştur. Eserlerini, okumaya ve kitaba borçlu olduğunu söyleyen Atatürk;

Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli yüksek Türk kültürü ve Türk kahramanlığıdır.” demiştir.

Yeni bir yıl, kilitlenen kapıyı açmak için bekliyor. Her şeye rağmen okumak için anahtarı çevirmek bizim elimizde. Ardımızda bekleyen kitaplar kilidin ucunda. Hedef ileriye gitmekse, yeniden yeni yolculuklara başlamalıyız.

 

 

 

 

 

Yazar

Özge Yıldız

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.