Kuyu – Adnan İslamoğulları’na bir soru

Dikkat dikkat.. Bu satırlar Kuyu kitabı ve yazarına ithafen yazılmıştır. Siz sevgili okurlarımız, kitabı anlatan bir yazıyı okumuyor olacaksınız. Kendinizi bu yazıda kitabın duygularına kaptıracaksınız. Şaşırmayın ve devam ediniz.


Dikkat dikkat..

Bu satırlar Kuyu kitabı ve yazarına ithafen yazılmıştır.

Siz sevgili okurlarımız, kitabı anlatan bir yazıyı okumuyor olacaksınız. Kendinizi bu yazıda kitabın duygularına kaptıracaksınız. Şaşırmayın ve devam ediniz.

Kuyu kitabının ilk ismini duyduğumda Adamlar’ın “Yanmış içinden” şarkısını mırıldanmaya başladım. Şuan sadece benim bu satırları yazarken mırıldanmamla olmaz, hafiften açın şarkıyı ve devam edin… Hatta dayanamayacağım, mırıldanırken yazıya da eşlik etsin.

Akar zaman, yakar zaman

Kirli temiz eksik tamam

Yuvarlanıp yokuşlardan

Duraklarda duruyorum

… Duyduğumu bağırmadan

Fazlasına sarılmadan

Gece gündüz arasında

Mekikleri dokuyorum

… Yanmış içinden

Söylenmez, dile gelmez

Kuyunun dibinden

Çalar eski bir şarkı

Şarkı dinleyerek kitabı düşünüyorum. Kitaptaki inancı, umudu en önemlisi de mücadeleyi yaşıyorum.

Ahh sevgili yazarımız kulaklarınızı öyle derinden çınlattım ki. Her gün okuduğum satırlar rüyalarıma bile uğradı. Hatta karakterlerin yüzlerini tanır oldum. Yusuf’un çizdiği resimler gibi ben de hafızamda çizdim tek tek resimlerini. Ve bir ilk oldu. Çoğu kitap gözümüzde canlanır ama bu kitap bana resim çizdirdi. Samimiyetimi kabul edin lütfen. Kitap öyle sıcak öyle akıcı bir anlatıma sahip ki. Yaşadım, öyle de içten yazıyorum.

Öyle anlara şahit oldum ki… Sayfanın bittiği yerde diğer sayfayı çevirmeden düşündüğüm şey tam olarak yeni sayfada karşıma çıktı. Dedim yazarımız bana oyun mu oynuyor? Nasıl tahmin edebilir? Bu nasıl olur? Bir kitap sizin düşüncenizi alıp o sayfaya koyabilir mi? Oluyormuş sevgili okur…

Kuyu, dünya görüşünü yansıtan bir kitap olarak tanımlasak tam da yerinde olur. 12 Eylül’ü anlatıyor. 12 Eylül’de asıl kazananın üçüncü taraf olduğu üzerinde duruyor. Sahi, bu üçüncü taraf kimdi? Merak ediyorsan hemen başlamalısın okumaya. Çünkü ilk başta dediğim gibi kitabı anlatmıyorum, kitabın bana kattığı duygudan bahsediyorum. Kızma bana, biliyorum sen de merak ediyorsun.

Hemen okuyup devam edemiyorum. Dönüp dolaşıp o kuyunun başına geliyorum. Biraz soluklanıp dinleniyorum. Kuyunun dibinde ne var merak ediyorum ve karanlığın içinden mücadele ederek çıkmaya çalışıyorum.

Bir ara kendimi ağlarken buldum. O sayfaya geldiğinizde beni anlayacaksınız. Hatta arkadaşıma hissettiğim duyguyu pat diye mesaj attığımda (bir anda telefonunuza “… Öldü, çok üzgünüm” diye mesaj geldiğini düşünün) nasıl bir korku yaşattığımın farkında bile değilim.

Gördüğünüz gibi kitabın üzerimdeki etkisi çok fazlaydı. Yazar nasıl benimle kitabı okurken sohbet ettiyse, ben de şimdi sizin aracılığınızla onunla sohbet ediyorum. Duygularımı dile (aslında yazıya) döküyorum.

Ama buradan bir küçük mesajım var yazarımıza (Adnan İslamoğulları), tabiî, ben onu duydum ama o beni duyar mı bilmem.

Kitap ve bu okurun duyguları yarım kaldı. Kitabın devamı ne zaman geliyor?

 

 

 

 

Yazar

Özge Yıldız

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar