BİNBAŞI OSMAN’IN OĞULLARI – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______21 Mart 2017_______

BİNBAŞI OSMAN’IN OĞULLARI

Talat Şalk
Paylaş:

PKK terör örgütünün hızlı olduğu ’80’li yıllardı. Kanlı örgüt terör eylemlerini doğu ve güneydoğu bölgelerimizde yoğunlaştırmış, halkımızı katlediyor, karakollara saldırıyor, askerimizi şehit ediyordu.

Teröristlerle savaşan askerimiz o yıllarda yeterli araç ve gerece sahip değildi. -20, -25 derecede, karla kaplı dağların mağaralarında barınan ve eylem yapmak için baharı bekleyen teröristlere operasyon yapamıyordu. Ancak bugün Mehmetçik, 1000-1500 – 2000 metre yükseklikteki karla kaplı dağlarda, hava ne kadar soğuk olursa olsun operasyon düzenleyebiliyor ve bu acımasız katiller sürüsünü mağaralarında vurabiliyor.

Askerimiz kıt imkanlarla PKK teröristlerinden vatanını ve halkını korumak için kahramanca savaşıyor, alışık olmadığı vur kaç savaşında azgın örgüte göz açtırmıyordu.

Hasan Kundakçı Paşa anlatıyor:

“Teröristlerin bir köye geldikleri, örgütün propagandasını yaptıkları istihbaratını alıyorduk. Birliklerimiz hemen köye gidiyordu. Askerlerimiz köye vardıklarında teröristler köyden çıkmış oluyorlardı. Köy muhtarı köyden yeni çıkmış olan çapulcuların gidiş istikametini bize gösteriyordu ancak yaptıkları takiplerde askerlerimiz teröristlerin izine rastlamıyordu. Köylüler de, teröristlerin, daha önce gösterilen istikamette gittiklerinde ısrar ediyorlardı. Sonra teröristlerin bazılarını yakaladık ve sorguya çektik.

Irak’ın kuzeyindeki kamplarında Alman subayları, Rus subaylarının kendilerine eğitim verdiklerini söylediler. Bu terörist eğiticisi subaylar: ‘karşınızda çok eğitimli ve çok güçlü bir ordu var. Onun için siz vuracaksınız ve kaçacaksınız. Bir köye baskın yaptığınızda bilin ki mutlaka takip edileceksiniz. Bu sebeple köyden uzaklaştıktan sonra, o köy halkına görünmeden hemen aksi istikamete dönüp izinizi kaybettireceksiniz. Böyle yaparsanız yakalanmazsınız, aksi halde çabuk yakalanırsınız’ diyorlarmış.

Yani, teröristler köyden uzaklaştıktan hemen sonra, kaçtıkları yönün tam aksi istikametine döndükleri için birliklerimiz teröristlerin izini bulamıyor canileri yakalayamıyorlarmış.”

Hasan Paşa genel durumu özetledikten sonra devam etti:

“Birliklerimiz Gabar Dağında konuşlanmış, teröristlerin saldırılarını karşılamak, kaçmalarını engellemek için arazi yapısına uygun tedbirleri almıştır. Kış henüz bitmemiştir ve hava soğuktur. Bu soğuk havalara rağmen Mehmetçik gece demeden gündüz demeden terörist gözlemektedir.

Askerimiz en çok uğraştıranlardan birisi de Agit kod isimli Mahsum Korkmaz’dı. Bu cani köylere baskın düzenliyor, karakollarımıza saldırıyor, askerimizi şehit ediyor kaçıyordu. Yakalanması mümkün olmuyor, nereden geldiği nereden kaçtığı anlaşılmıyordu.

Kanlı terör örgütünün, ölümünden sonra adını eğitim kampına verdiği bu teröristin faaliyet gösterdiği alan Turgut Albayın  sorumluluğundaydı. Albay iyi bir askerdi, arazinin yapısına göre teröristin hangi noktalardan gelebileceğini, nerelerden kaçabileceğini tespit etmiş, buralara keskin nişancılarını yerleştirmişti. Bu askerlerimiz gece gündüz bu noktalarda nöbetteydi ama bütün bunlara rağmen bu caniyi yakalamak mümkün olmuyordu.”

Bir gün Hasan Paşaya bir mesaj gelmiştir. Mesajda Mahsum Korkmaz’ın emrindeki teröristlerle yaptığı konuşma metni yazılıdır. Eli kanlı terörist konuşmasında:

“Biz bu yola baş koyduk ancak çok dikkatli olmalı, yakalanmamalıyız. Yoldan kaçarsak dört, araba yolundan kaçarsak beş, keçi yolundan kaçarsak yedi günde yakalanırız. Yollardan kaçmayacağız. Ya ne yapacağız? Yukarı tırmanacağız, aşağı ineceğiz ama yoldan gitmeyeceğiz.

Hasan Paşa mesajı okuyunca teröristlerin eyleme gelmek ve kaçmak için yol kullanmadığını, dağdan indiğini yada dağa tırmandığını anlar.

Turgut Albayı çağırır. Mesajı ona verir ve gerekli tedbirleri almasını emreder. Albay hemen keskin nişancı subay ve astsubaylardan üç kişiyi dağ önünde, teröristlerin inmesi ve çıkması muhtemel olan yerlere yakın noktalarda nöbete koyar. Bu yiğit Mehmetçikler gece gündüz dağı bekleyeceklerdir.

28 Mart 1986 günü karargaha dağı tırmanmakta olan bir teröristin öldürüldüğü, önemli bir kişi olduğu sanıldığı ancak çok sayıda mermi isabet etmesi sebebiyle yüzünün dağıldığı, dolayısıyla tanınamadığı haberi gelir.

Hasan Paşa hemen olay yerine gider. Gerçekten de bir terörist dağa tırmanırken vurulmuş ve tanınmaz bir durumdadır. Paşa’nın yanındaki subaylardan biri “Bunu ancak Binbaşı Osman’ın oğulları tanıyabilir” der.

Binbaşı Osman ilginç bir kişiliktir. Normalde subaylar teslim aldıkları teröristin kaçma teşebbüsünde bulunmaması için ellerini bağlar. Normali de budur. Binbaşı Osman ise teslim aldığının elini bağlamaz. Özgüveninin çok yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Kendisine teslim edilen teröristlere arkadaşı gibi davranır, onlara kendi cebinden kebap yedirir, gönüllerini hoş edermiş. Bu şekilde yanında 3-4 terörist daha toplanmış. Devamlı onlarla beraber gezer, yemeğini de onlarla beraber yermiş. Diğer subaylar bunlarla “Binbaşı Osman’ın Oğulları” diyerek dalga geçerlermiş.

Anlaşılan o ki Binbaşı Osman kendisine emanet edilen teröristleri kanlı örgütten koparmış, Devlete bağlamıştır.

Binbaşı Osman’ın Oğulları tanınmayacak derecede yüzü dağılmış olan terörist cesedinin yanına gelirler. İçlerinden biri: “Komutanım vücudu bana yabancı gelmiyor, ama yüzü parçalanmış, bu sebeple kesin konuşamıyorum. Bu şahsa ait bir şeyler ele geçti mi? Ele geçen eşyasını görürsem kesin konuşabilirim.” der.

Teröristin M-15 piyade tüfeği ele geçirilmiştir. Hemen tüfek getirilir.

Binbaşı Osman’ın Oğlu daha uzaktan görür görmez hemen tüfeğin numarasını söyler ve “Bu numara mı?” der.

Gerçekten de söylediği numara tüfeğin numarasıdır. “Bunu nasıl bildin?” diye sorulur.

“Yakalanmadan önce Mahsum Korkmaz’ın yardımcısıydım. Eruh baskınında yanındaydım, tüfeğin temizliğini ben yapıyordum.” diye cevap verir.

İşte PKK’nın ölümünden sonra adını eğitim kampına verdiği Mahsum Korkmaz’ın ortadan kaldırılışının ve şehit ettikleri vatan evlatlarının intikamının alınışının hikayesi budur.

Hasan Kundakçı Paşa, Albay Turgutlar, kendine emanet edilen teröristlerin gönlünü -belki de ailesine çocuklarına harcaması gereken parayı onlara harcayarak- hoş eden ve onları yeniden devlete bağlayan Binbaşı Osman, gecenin ayazında dağ kenarında sabırla nöbet tutan gördükleri anda teröristin işini bitiren keskin nişancı Mehmetçikler… hepsi ama hepsi de kahramandırlar. Türk Milletinin kahramanları bitmez.

Vatanına ihanet eden, milletine silah çeken hainler de her zaman olmuştur. Dün hain vardı, bugün de vardır ve yarın da olacaktır. Ancak her zaman onlara karşı çıkacak ve her şartta onlarla savaşarak kafalarını ezecek kahramanları da olacaktır.

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları