Bulaşmak – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

Bulaşmak

Siyasete bulaşmak… Paçasına çamur bulaşmak…. Pis işlere bulaşmak

6 Nisan 2020
Ayşe Göktürk Tunceroğlu

Dilimizdeki fiiller genellikle, kendi başlarına olumlu veya olumsuz anlam taşımazlar, nötrdürlar. Önlerine gelen isimler, içinde yer aldıkları söz grupları onlara olumlu ya da olumsuz mânâ giydirir. Prof Dr. Zeynep Korkmaz Hoca’nın tasnifiyle “deyimleşmiş birleşik fiil” olduklarında… Meselâ, çıkmak. “Yoldan çıkmak, zıvanadan çıkmak, ipliği pazara çıkmak” dersek olumsuz bir anlam yüklenir; ama “başa çıkmak, arka çıkmak, doğru çıkmak” dersek olumludur.

Düşmek… Dara düşmek, yere düşmek, kötü yola düşmek derseniz olumsuz olur; sevdaya düşmek, ateşi düşmek, fırsat düşmek…. derseniz olumlu olur.

Oynamak fiiline bakalım. Şen şakrak bir havası vardır, hep olumlu anlamlar yüklenecek gibi hissederiz. Zil çalıp oynamak, oyun oynamak, piyeste oynamak. Ama “yanlış ata oynamak, sağlığımızla oynamak” deyince iş değişir.

Kısacası, derin bir araştırma yapmış değilim ama, genellikle fiiller yalın halde iken olumlu ya da olumsuz bir anlam yüklü olmuyor, duruma göre giyinip kuşanıyorlar.

Fakat “Bulaşmak” fiili kendi başına olumsuz. Aklıma olumlu olduğu hiç bir örnek gelmiyor. Torosların âşık gönüllü şairi Karacaoğlan’ın bir koşması hariç!

             Seherden uğradım ben bir geline

            Bal bulaşmış dudağına, diline

 

Herhalde “bulaşmak” kelimesinin daha sevimli kullanıldığı başka bir yer yoktur! Bunun dışında kullanıldığı bütün yerlerde olumsuz hava var:

Siyasete bulaşmak

Paçasına çamur bulaşmak

Pis işlere bulaşmak

“Bulaşık” dediğinizde de zaten kirli, yağlı şeyleri kastedersiniz.

Bir de çatmak, sataşmak mânâsı var, o da olumsuzdur: Bugün çok sinirli, bulaşma ona!

Bir de malûmunuz!  Hastalık bulaşmak. Bugünlerin en çok kullanılan kelimesi!

Amerikan The New Yorker dergisisin mizah yazarı Andy Borowitz bir başlık atmış:

“Yeni Deliller Zekânın Bulaşıcı Olmadığını Gösteriyor.”

Kısa bir yazı, şöyle:

“Salgın Hastalıkları Kontrol Merkezi tarafından yapılan birkaç haftalık bir araştırmanın sonucunda açıklanan rapora göre zekâ bulaşıcı değildir

            Uzmanların kontrolü altındaki deneyde, yetmiş dokuz yaşındaki zeki bir adam birkaç hafta müddetince yetmiş üç yaşında zeki olmayan bir adamın yanına, birincinin bilgi ve kaabiliyetlerinin ikinci adama bulaşıp bulaşmayacağını anlamak için yerleştirildi. Haftalar boyunca, neredeyse sürekli bir şekilde zekâya maruz kaldığı halde, yetmiş üç yaşındaki adamın hiç zekâ belirtisi vermediği, yüzde yüz asemptomatik göründüğü araştırmacılar tarafından belgelendi.

            Raporun açıkladığına göre, veriler ve bilim açısından zekânın bulaşıcılığı sıfırdır.

            Ancak yine de araştırmacılar, zekânın deneyin konusu olan yetmiş üç yaşındaki adama değilse bile, diğer insanlara bulaşabilme ihtimaline açık kapı bıraktı.

            Yine rapordan öğrendiğimize göre bu deneyin öznesinin zekâya karşı süper bir bağışıklık geliştirdiğini gösteren kanıtlar var. Temel bilgiler bile olağanüstü kalın kafatasından içeriye nüfuz edememektedir.”

Anlaşılacağı üzere bu yazı siyasî bir mizah yazısıdır. “Deneyin öznesi” olan “yetmiş üç yaşındaki adam” Donald Trump’tır. Borowitz Trump’la inceden inceye alay etmektedir. İngilizce’de “humor” derler buna. Bizde hiciv.

Aklıma Şair Eşref geldi. Çoğu zaman dili yergiden sövgüye kaysa da, zekice ve ipince hicivleri de çoktur.

Eşref, Kırkağaç’ta kaymakamlık yaparken, İzmir Valisi Kâmil Paşa, ilçeye denetime gelir. İlçede Eşref’i bir eşeğin sırtında dar bir yolda gelirken görünce, takılmaden edemez, Eşref”e seslenir:

“ Dikkat et Eşref, kenarlar hendek, eşek seni düşürmesin!

Eşref’in cevabı:

“Meraklanmayın paşam, eşek kâmildir.”

Kâmil Paşa, Kıbrıs’a geziye gidiyordu. Eşref’e “Bir isteğin varsa getireyim.” der. Eşref  buna sevinir: “Bana bir Kıbrıs eşeği getirirseniz ömür boyu size duacı olurum.” Kıbrıs’ın eşeği meşhurdur ya.

Kâmil Paşa’yı dönüşünde karşılayanlar arasında Eşref de vardır. Paşa, Eşref’i görünce: “Ah Eşref, affedersin, istediğini getirmeyi unutmuşum. Seni görünce eşek aklıma geldi.” der. Eşref cevabı yapıştırır:

“Aman Paşam, üzülmeyin, eşek gelmese de olur. Siz gelmişsiniz ya…”

Şair Eşref devrin şartları içinde Kamil Paşa’yı, Andy Borowitz, Korona günlerine uygun espriyle Trump’ın zekâsını taşlamış. Mizah bulaşıcı değildir ama zekâ ürünüdür.

Zekânın bulaşıcı olmadığını anladık! Peki sosyal hayatta acaba neler bulaşıcıdır?

İyilik bulaşıcıdır. Bulaşan en iyi şey herhalde o!

Korku, kaygı, panik, evham bulaşıcıdır. (Tecrübeyle sabit!)

Öfke bulaşıcıdır.

Köşe dönmecilik, tembellik, adamsendecilik, kolaycılık, kopyacılık, kayırmacılık, liyâkatsizlik, sahtekârlık, yolsuzluk, gösteriş budalalığı, züppelik… hep bulaşıcıdır.

İlâcı, aşısı, tedavisi var mıdır? Vardır herhalde, bulunur mutlaka. Ama aramaya başlamadık!

Bunca doktor, sağlık çalışanı, sağlık bilimleri uzmanı  her gün, her saat konuşur, kamuyu bilgilendirirken, Korona’nın sağlık, hastalık, salgın boyutu üzerine konuşmak bizim haddimiz değil!  Bize kurallara uyup dua etmek, bir de böyle gevezelikler düşüyor!

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları