DÜŞMAN ATEŞ OLSA, TÜRKLER TUFAN OLUR… – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______12 Mart 2014_______

DÜŞMAN ATEŞ OLSA, TÜRKLER TUFAN OLUR…

Hicabi Koçak
Paylaş:

 

İstiklâl Marşı’nın Kabulünün 93.Yıldönümü

12 MART 1921 – 12 MART 2014

İstiklâl Marşı, Büyük Türk Milleti’nin ve O’nun bağrından çıkan şanlı ordusunun, aziz Türk vatanını istilâ etmek cüretinde bulunan, Avrupalı barbar ve haçlı sürülerine karşı kazandıkları İstiklâl savaşının destanıdır.

Türk Milleti, mukaddes Türk vatanına saldıran, insan maskesi takmış yamyam kılıklı, vahşi Avrupalı müstevlilerin, kanlı lokmalarını çiğnemeye fırsat vermeden; azgın düşmanın önce dişlerini kırmış, sonra onu pençeleriyle boğarak, temiz vatan toprağımızı kirletmesine fırsat vermeden denize dökmüştür!…

Tarih boyunca Türkler, insanlığın ilk ayak izlerinin yeryüzünde var olduğu andan itibaren, çok geniş bir coğrafyaya yayılarak, varlığını ve üstünlüğünü göstermiştir. Yüce gönüllü, çelik iradeli, erdemli, şimşek bakışlı, tunç sineli, yıldırım akisli, gül yüzlü Türkler, arslanlar yurdu olan Anadolu’ya girmek isteyen insan suretindeki sırtlanları, çakalları ve onların yerli işbirlikçisi hain tilkileri, cihânın dört bir yanından duyulan kükreyişleriyle, ebediyyen harîm-i ismet’inden kovmuştur.

Bu utku ile gökyüzü, gecenin sevdalı kollarında ay ve yıldızların ışıltısıyla bezenerek; puhu kuşunun, guguk kuşunun, cırcır böceklerinin, çekirgelerin, ateş böceklerinin ses ve ışık cilveleriyle buluşup, lâhûtî bir manzaraya dönüşüyordu.

Tan yeri ağarıp şafak sökerken, bâd-ı sabâ, uzun zamandır sükût etmiş bülbüllerin çılgın ötüşlerindeki coşkulu nağmelerini bütün muhite duyuruyor, zaferin muştusu, seher vaktinin titreşen bûsesiyle birleşiyordu…

Türk’e hiç tasmalık etmemiş olan altın lâle, “ezelden beri hür yaşayan” necip Türk Milleti’nin bağrından çıkan Kahraman Ordusu’nun keskin vuruşları altında paramparça oluyordu! Kaldı ki; şehitlik, Türk Göğünde, Türk Güneşi altında zaferle biten vuslatın, ay ve yıldızın örtüsüyle süslenen, Allah’ın yüce ruhlara bahşettiği bir lütuftur…

İstiklâl Marşı, vecde gelmiş milli bir vicdanın, gönül fezasından patlayarak yeryüzünü sarsan, muhteşem bir gök gürlemesidir!…

Bayrakla konuşan bir savaşçının; samimi, hüzünlü, umutlu ve bir o kadar da heybetli duruşunun duygu yüklü, çağlayan bir terennümüdür.

Türklerin yirminci yüzyıldaki bu ölüm-kalım savaşında, bütün bir Anadolu’yu Ergenekon hâline getirerek, diriliş ve kükreyiş meydanına çıkışının destanıdır…

Mübârek vatan toprağının her köşesinde; yakınlarda… uzaklarda… serhatlarda… büyüyen, parıldayan ve kendine çağıran Kızılelma’ya, inançla ve azimle kavuşmasının coşkusudur…

İstiklâl Marşı; vatanına ve milletine sevdalı, istiklâle âşık bir Türk Şairi’nin, doğacak hürriyet güneşinin aydınlığında güzel günleri müjdeleyen şafakların habercisidir.

Doğacaktır sana vâ’d ettiği günler Hakk’ın

Şair’in; tanık olduğu ve içinde yer aldığı Millî Mücâdele sırasındaki olayları, duygu yüklü mısralarında gönül yakıcı ifadelerle dile getirdiği, Türk Milleti’nin imân gücünü, vatan sevgisini, kahramanlığını ve fedâkarlığını, en yüksek hislerle zirveye çıkarttığı görülmektedir.

İstiklâl Marşı, şairin, yüreğinden göğsüne, oradan da dudaklarına düşen sözlerin mısralara bürünerek, gök kubbeye ulaşan yanık ezgileridir. O nağmeler ki, gurbet gibi, hicran gibi çöken gecelerden, sıla gibi kendine çeken şafaklarda, Türk’ün şahlanarak cihanı velveleye verdiği şanlı savaşının, hem ön sözünün, hem son sözünün yazıldığı destanlaşan bir şâheseridir.

***

İstiklâl Marşı’nın yazılması düşüncesi, 1920 yılının son aylarına doğru, yeni kurulmakta olan Türk Ordusu’nun isteği üzerine, İsmet Paşa’nın teklifiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulur.

Bu amaç için Meclis tarafından bir komisyon kurulur. Marşın güftesi ve bestesi için 500’er lira ödül konulur. Katılacak yarışmacılar için belli bir süre tanınır. 724 şiir gönderilir. Mehmet Âkif para ödülü olduğu için yarışmaya katılmaz. Gönderilen şiirler arasından elemeyi geçen 6‘sı Meclis tarafından bastırılarak Milletvekillerine dağıtılır. Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey, mevcut şiirleri etkisiz bulur, yeterli görmez. Mehmet Âkif’in marşı yazmasını ister. Bir mektupla kendisinden resmen talepte bulunur. Hasan Basri Çantay’da araya girerek, Âkif’in asil endişesi giderilir. Paranın milli bir yardım kuruluşuna bağış olarak verilebileceği bildirilir. Marşı yazmayı kabul eder. Âkif, şiiri tamamlayarak 17 Şubat 1921 tarihinde komisyona teslim eder.

1 Mart 1921 tarihindeki ikinci oturumda Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa, Hamdullah Suphi Bey’e söz verir. Komisyonda bulunan 6 şiir elenerek, birinci seçilen Âkif’in gönderdiği şiir, Hamdullah Suphi Bey tarafından kürsüden okunur ve beğenilir.

Meclisin 12 Mart 1921 tarihinde yapılan toplantısında Hamdullah Suphi Bey, Âkif’in şiirini kürsüden okur ve şiir coşku ile karşılanır. Teklif üzerine iki defa daha okunarak ayakta dinlenir ve alkışlanır. Şiir; 12 Mart 1921 tarihinde Türk İstiklâl Marşı olarak Meclis tarafından kabul edilir.

1924 yılında açılan İstiklal Marşı beste yarışmasına 24 besteci katılır. Ali Rıfat ÇAĞATAY (1869-1935)’ın acemaşiran makamındaki bestesi kabul edilir.1924’ten 1930’a kadar bu beste ile İstiklâl Marşı okunur. 1930 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şefi (Santuri Hilmi Bey’in torunu) Osman Zeki ÜNGÖR (1880-1958)’ün 1922 yılında hazırladığı beste yürürlüğe konulur. Orkestra düzenlemesi/armonisi Türk vatandaşı olan Edgar Manas (1875-1964), Bando düzenlemesi Servet oğlu, Hüseyin İhsan (Servet) KÜNÇER (Hocası Mehmet Veli KANIK (1885-1953) “Şair Orhan Veli KANIK’IN babası) tarafından yapılır.

2007 Yılında çıkarılan 5649 Sayılı Kanunla 12 Mart tarihi “İstiklâl Marşı ve Mehmet Âkif ERSOY’u Anma Günü” olarak ilân edilmiştir.

 

 

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları