Ey Türk Gençliği!.. – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Ahmet Bican Ercilasun: Bilge Tonyukuk   • Meselelerimiz- Sadi Somuncuoğlu

Ey Türk Gençliği!..

Gençliğe Hitabe’de işaret edilen haricî ve dâhili bedhahlar günümüzde tam bir işbirliği içerisinde hareket etmektedirler. Gençliğe Hitabe’de işaret edilen hangi tehlike varsa bir bir gerçekleşiyor.

20 Ekim 2020
Özge Yıldız

Değerlerimizin gelecek nesillere aktarılması ve bu değerlerin doğru biçimde anlaşılarak, verilen mesajın yerine ulaşabilmesi oldukça önemlidir. Türk milletinin emanetini gururla taşıyacak olan nesillere ithafı olan en önemli eserlerden biri de Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabesi’dir.

Gençliğe Hitabe; Türk milletinin geçmişte yaşamış olduğu tarihî buhrandan kurtulmak için verdiği var olma mücâdelesine ışık tutan kültürel, siyasi, tarihî ve millî bir servettir. Mustafa Kemal Atatürk, geçmişte yaşanılan sıkıntıların bir daha tekrar etmemesi için Gençliğe Hitabe’de, Türk milletinin istikbâli olan gençlere öğütlerde bulunmuştur.
Gençliğe Hitabe, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet Halk Fırkasının II. Büyük Kongresi’nde, Nutuk adlı eserini okurken sonunda 20 Ekim 1927 günü Türk gençliğine hitapla söylemiş olduğu metindir. Nutuk’un “Türk Gençliğine Bıraktığım Emanet” başlıklı bölümünde yer alır. Atatürk; “Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım. Efendiler, bu nutkumla, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.” diyerek Nutuk’un son bölümünde okuduğu hitabeyi gençlere armağan etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’yi okurken duygulanması, kamuoyu ve gençler üzerinde heyecan yaratmış ve Maarif Vekâleti 26 Ekim 1927’de aldığı bir kararla “Gençliğe Hitabe”nin okullardaki sınıflara asılmasına karar vermiştir. 13 Ocak 1928 tarihinde alınan karar ile Türkiye’de sınıflara ve okutulan kitaplara eklenmiştir. Gençliğe Hitabe, “Türk İstiklâli ve Türk Cumhuriyeti“ kavramları üzerine kurulmuş bir metindir. On üçü tam ve ikisi eksiltili hitap cümlesi olmak üzere toplam 15 cümleden oluşur.

Atatürk, Gençliğe Hitabe’de Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki mağlubiyetiyle birlikte ortaya çıkan karanlık manzaradan bahsetmektedir. Karanlıktan Türk milletinden alınan güçle aydınlığa ulaşıldığını, bu aydınlığın devam etmesini sağlayacak gücün de Türk gençliği olduğunu vurgulamıştır. Türk‘ün gelecek planlarını ve cumhuriyetin varlığını yok etmek için uğraşacak iç ve dış güçlerin olabileceğini, bunların emellerine ulaşabilmek için her türlü hile ve zorbalığa başvurabileceklerini, devlet görevlilerinin şahsi menfaatleri doğrultusunda düşmanlarla iş birliği yapabileceklerini, devleti yönetecek olanların bile ihanet içerisinde olabileceklerini hatırlatmaktadır. Bu şartlar içerisinde yine de Türk gençliğinin en önemli görevinin Türk istiklâl ve cumhuriyetini sonsuza kadar korumak ve savunmak olduğunu açık bir dille ifade etmiştir. Türk gençliğinin her türlü mücâdele gücünün damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu ifade ederken, Türk gençliğine sarsılmaz inancını da ortaya koymaktadır.

Atatürk’ün “Birinci Vazife” olarak saydığı cumhuriyet ve bağımsızlığın korunması gibi önemli bir görevi neden Türk gençliğine verdiği, Türk milletinin her yaştan fertleri tarafından sorulması gereken sorudur. Türk gençliği, Atatürk’ün gözünde; milletin geleceği, taze gücü, asil kanı, hayat kaynağıdır. Olaylar karşısında güçlü ve iradeli davranabilmek, yenilikçi düşünebilmek ve her şartta başarıya doğru yürüme azmidir. Daima iyiyi ve doğruyu arayandır.

Atatürk’ün Türk milletine armağan ve emanet ettiği değerler onun ölümünden sonra, iç ve dış düşmanlar tarafından unutturulmak, saptırılmak ve değersizleştirilmek istenmiştir. Böylesi zor günlerin yaşandığı zamanda Türk gençliği, her zamankinden daha çok tecrübeli ve daha bilinçli olarak geçmişten bugününü anlayabilmeli ve Atatürk’ün düşünce sistemini bütün boyutlarıyla kavrayabildikleri oranda her türlü bölücü ve yıkıcı akımlara karşı koyacak gücü kendilerinde bulabilmelidir.

Gençler bir hedefe niçin yürüyeceğini, hedefe yürürken yapacaklarını öncesinde kararlaştırma, fikirlerin karşısındaki kişi tarafından özümsenmesini sağlama konusunda kendini geliştirmelidir. Çünkü Atatürk, gençlerin sahip olması gereken en önemli özelliklerinden birinin düşündüğü her fikri hemen ileri sürmek ve fikirlerine göre yandaş toplamak değil, bir fikri ortaya attığında ilk olarak karşısındakinin inanmasını beklemek değil, fikirlerin kişi tarafından kendi içinde özümsenmesinin önemli olduğunu vurgulamaktadır. Atatürk’ün “tahsilin hududu ne olursa olsun…”, “en evvel” ve “her şeyden evvel” sözleri üzerinde ısrarla durduğu konu millî değerlerin kazandırılmasıdır. Çünkü millî değerlerinden yoksun kalmış toplumlar kendilerini geleceğe taşıyacak azim ve kararlılığı kendilerinde bulamayacaklardır.

Gençliğe Hitabe’de işaret edilen haricî ve dâhili bedhahlar günümüzde tam bir işbirliği içerisinde hareket etmektedirler. Ülkenin önemli fabrikalarının, limanlarının, madenlerinin köprü ve otoyollarının, bankalarının vb. yabancıların eline geçmesi, TSK’nin yapısının bozulması, Gençliğe Hitabe’de işaret edilen hangi tehlike varsa bir bir gerçekleşiyor. Gençliğe Hitabe, Türk gençliğine yabancı hâle getirilmeye çalışılmaktadır. Bireylerin yetişmesi ve olaylar karşısında millî birlik ve beraberlik çerçevesinde hareket edilememesi gibi daha derinlerdeki sorunlar ortaya çıkmaktadır. Gençliğe Hitabe’deki değerleri içselleştiremeyen, davranışlarına yansıtamayan ya da bu değerlerin bilincinde olduğu hâlde onları umursamayan bireyler ise sosyal bir model olma noktasında sıkıntılara yol açmakta ve hitabedeki değerlerin sayfalar arasında saklı kalmasına yol açmaktadır. “Gençliğe Hitabe”deki değerlerin aktarılmasında sorumlu tek organın eğitim kurumları olmadığını, aile ve medyanın da bu süreçte önemli görevlere sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Gençliğe Hitabe’yi ara ara okuyarak hafızamızdaki yerini korumalı, duyguların hep canlı kalmasını sağlamalıyız.

Gençliğe Hitabe’nin her cümlesinde geçmişten gelen izlerin bugünü var. Taşıdığı izlerin 93. yılını gururla anıyoruz.

 

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarların diğer yazıları: