Güç kendini gösterir… – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • 4. yılında 15 Temmuz (Canlı yayın)   • Şefika Ortaylı’nın vefatı ve taziye mesajı

Güç kendini gösterir…

Değerler, değerlerin değişimi, yapılara yansıması ve gelecek değerlerinin oluşumu üzerine bir deneme

23 Mayıs 2020
Mustafa İmir

İnsanlar ve toplumlar değerler yaratıyorlar, yüceltiyorlar ve bu yüce değerleri duygu ve düşünce dünyalarında işselleştirip derinleştiriyorlar sonra hayatın her yönüne yansıtıyorlar; sanata döküyorlar; ebedi olacağını düşündükleri somut yapılara dönüştürüyorlar. Toplumlar maddi (somut) olmayan değerler de yaratıyorlar, kültür ve medeniyet anlayışları inşa ediyorlar, ahlak sistemleri geliştiriyorlar ve bu değerleri somut yapılara işleme yanında varlık ve övünç kaynağı ve geleceğe  umut ve güven temeli olarak görüyorlar. Değerler sistemi diğer yönüyle hayatı anlamlandırma arayışı ve çabasıdır.

İnançlarını yüceltme, adanma adına yapılan somut ve soyut  yapılar aynı zamanda o toplumun ekonomik gücünü, hayal gücünü, sanat gücünü, maddi ve manevi zenginliğini de gösteren sembol, anıtsal yapılar olarak ortaya çıkıyorlar.

Tarih boyunca; Mezopotamya, Mısır, Hint, Çin, Roma; Yeni kıtanın İnka, Aztek, Maya kültür ve medeniyetleri; Türk-İslam ve Batı Medeniyetleri (civilisation) aslında konsolide edilmiş değerler sistemleridir. Mezopotamya uygarlıkları maddi yapılar kadar (tarım kültürü ve sulama sistemleri…) maddi olmayan kültürel miras da bıraktılar (yazı, Gılgamış Destanı, İbrahimi dinlerin kitaplarına girmiş kıssa hikayeleri…). İbrahimi dinler dışında ilk ahlak doktrinleri ‘DOĞU’da  ortaya çıkmış soyut değerler sistemleridir. Tekrar düşünürsek, arkalarında fazla öne çıkarılmayan, ancak ortadaki tezahürleriyle anlaşılabilecek derin, köklü bir toplumsal arayış ve güç vardır. Değerler;  ideolojilerin, siyasi akımların bir çerçevede ve tümsellik içinde sunduklarının ötesinde, çağdan çağa, medeniyetten medeniyete aktarılarak sürdürülen sistemlerdir. Gelecekteki değerler sistemlerinin temelinde de geçmiş veya günümüz değerler sistemlerinin derin izleri mutlaka olacaktır.

Bugün bizleri onurlandıran değerlerin arkasında hangi onbinlerce insanın acıları, emekleri ve sefil hayat hikayeleri vardı? Bugün bizi kahreden, utanç duyduğumuz yada hüzünlendiğimiz değer oluşturma felaketlerinin arkasında ne büyük ihtiraslar ve hayaller vardı? Kazanan kahraman kaybeden hain midir? Tarihi okumak, hayatı anlamlandırmak gerçekten bu kadar yalın ve basit midir?

Değerler oldurur da öldürür de!…

Yakın tarihte, dünya nüfusunun yarıdan fazlasını kucaklayan sosyalist-komünist sistem değerleri, liberal-kapitalist sistem değerleri karşısında tutunamadı. Sosyalizmle cilalanmış neo-liberal sistem değerlerin insani yönünün sorunlu olduğu üzerine aydınlar, düşünürler, bilim insanları giderek artan bir ivmeyle yoğunlaşıyorlar. Büyük kapitale hükmeden güçler ve onların kurumları da arayışta ve kendilerine yer açma peşinde. Birkaç onyıl içinde yeni değerler sistemlerinin konsolide edilebileceği beklenebilir mi?  Neo-liberal sistem değerleriyle üzerinde yaşadığımız doğal çevre dengelerinin  uyuşmadığı uzun yıllar boyunca elde edilen verilerle de desteklendiğine göre nasıl bir gelecek değerler sistemi şekilleniyor?

Bizim nesil iki yüzyılın geçiş nesli… Bilimsel ve teknik değerler, yapay akıl değerleri yanında çok farklı soyut değerler arayışının fısıltılarını duyabiliyoruz…

Bir kültürler bütünlüğü de olan medeniyetteki değerler sisteminin maddi-somut (mabed, saray, altyapı, heykel, resim,…) ve soyut (müzik, edebiyat, fikriyat, ideoloji, ahlak, vicdan…) yapıları hem teşvik eden ve destekleyelerin hem de yapanların o toplumdaki geçerli anlayış derinliğinde övgüye değer yerleri olur. Toplumun hafızasında ve tarih kayıtlarında, hele bir de özgün iseler, o toplumun gurur kaynağı olarak yer alırlar. Bu yapılar ancak zengin düşünce ve maddi zenginlik içinde ortaya çıkabilir. Tarih boyunca iktidar gücünü elinde tutanlar bilim adamlarını, sanatçıları ve zenaatçıları korumuşlar ve desteklemişlerdir, çünkü onların ortaya çıkardıkları yapılar kendi güçlerinin de sembolü ve kalıcı göstergeleridir.

Türkiye’de son yıllarda yapılan büyük yapıların, çeşitli yönlerden mutlaka gerekleri ve gerekçeleri vardır; ancak yukarıda ifadeye çalıştığımız motivasyonların da etkisi vardır. Gücü elinde tutan, kontrol eden veya hakim gücü etkileme durumunda olanlar kendilerinden öncekileri aşmak isterler. Bunu siyasi olarak, ekonomik olarak, sosyal olarak, bilimsel ve kültürel olarak ya da tarihte iz bırakacak bir legacy (devlet adamlığı mirası) bırakmak motivasyonu ile yapmak isterler. Kendilerini, kendilerinden öncekilerle kıyaslar ve onları aşmak isterler. Bazıları (yaptıranlar da yapanlar da ) başarır ve toplumda bir değer olarak kabul ve takdir görürler… Bazıları ise böylesine iddialı yapı ve değerlerin altında ezilirler. Kaynak ve toplumsal enerji boşa gider. Çünkü değer yaratmak, kalıcı kılmak toplumun enerjisini, kanını ve canını da alır. Tarih boyunca yapılan somut yapıların temelinde binlerce, onbinlerce işçinin alın teri, acısı  veya canı vardır. Binlerce çiftçinin alın teri vardır. Bugün okuyup tartıştığımız düşünce insanlarının, filozofların, bilim adamlarının zamanında ne gibi baskılara ve zorluklara katlandıklarını da; nasıl taltif ve övgü içinde değerler ortaya çıkardıklarını da biliyoruz. Dünya tarihi biraz da değerler sistemlerinin mücadele tarihi ve uğrunda yüz-milyonlarca insanın öldüğünün veya öldürüldüğünün de tarihidir.

Şimdi, ifade etmeye çalışageldiğim kapsamda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Boğaz Köprüleri ve Alt Geçişleri, otoyollar, İstanbul Havaalanı, Çanakkale Köprüsü, Çamlıca Camii gibi büyük ve anıtsal yapılarla ilgili bir düşünün! Bu yapıların fırsat değeri (opportunity cost) milyonlarca insanın refah kaybı mıdır? Ya da milyonlarca insanın hayat standartlarını arttırıcı, değerler yaratıcı yapılar mıdır? Yahut da bir değerler sistemi inşaasının çağdaş somut örnekleri mi? Hükumet etme sistemindeki değişikliği, Cumhurbaşkanlığı sistemini düşünün… Konu yıllardır tartışılıyor ama ben tarihe nasıl bir yol döşendiğinden emin değilim!..

Siyasi bir tartışma konusu yapmadan, AK Parti Lideri ve iktidarının bilincinde böylesi açık-örtülü; Özal’ı, Menderes’i ve hatta Atatürk’ü aşabilme arzusu, ihtirası ve motivasyon var mıdır? Değer ortaya çıkarma ve bir LEGASİ (siyasi miras) oluşturma çabası var mıdır?

Siyasi miras: Cumhuriyet

Yalnız bir özel dönem ve durumu bundan ayrı ve fakat yine ifade etmeye çalıştığım çerçeve içinde düşünebiliriz. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki yapılar görkemli ve anıtsal yapılar değillerdi belki, ama daha sonra yapılabilecek yapıların sağlam, güvenli zeminleri hazırlandı, öngörüler oluşturuldu ve yanmış, yıkılmış, yoksul Türk yurdunda Türk Milleti yeniden inşaa edildi. O zamanki gerek somut, gerek kurumsal gerekse de soyut; fikri, kültürel, bilimsel, sanatsal değer ve altyapılar gerçekten Türk Milletinin üzerinde yükselebileceği bir temel oluşturdu. Cumhuriyet başlıbaşına bir ‘LEGASİ’dir, Atatürk ve arkadaşlarının Türk Milletine mirasıdır.

Mabedler ve anıtsal yapılar sadece ibadet edilsin diye mi, o inancı yaşatsın diye mi yapıldı? Yoksa onu yaptıran ve yapan gücü de mi yansıtıyor? Mabetler sadece birer ibadet mekanları mıydı?

Tüm dinlerin ilk ibadet mekanlarındaki sadeliği, yalınlığı ve mütevaziliği  hatırlayınca daha sonraki mabedlerdeki  uyumlu ama abartılı görkemin anlamı nedir? Mistisizm de bir değerler sistemidir.

Zengin ve muktedirlerin güçlerini , hakimiyetlerini, hükümdarlıklarını somut maddi delillerle meşrulaştırma ve ebedileştirme arayışıları var mıydı? bu arayış nasıl soyut değerlere dönüştürüldü?

Türklerde değerler

Türklerde değerlerin maddi yapılarda tecelli etmemesi ve geç tecellisi nasıl açıklanır? türklerde somut ve soyut değerlerin farklı yansımaları…

Türklerde neden kale, kule, sur, saray, mabed, anıtsal yapılar, heykel, resim bazı medeniyetlerle karşılaştırıldığında gösteriş olarak daha ehven kalıyordu? İslamiyetten sonra neden, nasıl ve hangi derinlikte tecelli etti?

Türklerde inanç, akıl, erdem ve ahlak sistemleri; örf, doğa-insan ilişkileri ile bulundukları fiziksel, kültürel ve siyasi çevreye uyumları değerler sistemlerinin somut göstergeleri olagelmiştir. Çabuk organize olabilmeleri, sürekli hareket halinde ve çevik hayat tarzları kendine has değerler sistemi oluşturmuştur. Bu değerler sistemlerinden birisi de savunma, korunma ve saldırı sistemlerini de kapsayan savaş sanatlarıdır. Türklerde değerlerin maddi anıtsal yapılara yansımasından daha fazlası soyut olan erdem, ahlak sistemlerine ve destan gibi değerlere yansımıştır… Bu değerler Türklerin tarih boyunca yaşamsal uzmanlık alanları olagelmiştir. İslam dininin ana akım olarak Türkler tarafından anlaşılması, yorumu ve yaşanması de aynı inanç sistemi değerlerine sahip ülkeler ve milletlerden özgündür…

Cengiz Han dünya savaş tarihine kazınmış strateji ve taktikleri etrafındaki birkaç bin Mogol’dan mı öğrenmişti? Mahiyetindeki komutanlar, düşünce insanları kimlerdi ve hangi değerler içinden nasıl bir kültürden geliyorlardı?

Türklerin doğa ilişkileri… başlıbaşına önümüzdeki yüzyıllara taşınabilecek değerlerdir.

Türkler  ve Kızılderililer arasındaki benzer inanç ritüelleri, doğa ilişkileri ve manevi değerler… binlerce yıl öncesine dayanan ortak-kök kelimeler?

21.yüzyılın ikinci yarısından itibaren, insanlığın zamanımıza kadar geliştirdiği ortak değerler sistemlerinden farklı değerlere yönelme belirtileri… vizyonerler neler düşünüyorlar?

Hangi değerler nereye değişebilir, nasıl bir değerler sistemi geliştirilebilir?

Türkiye,Türk milleti ve dünyası böylesi bir evrensel-küresel ortamda hangi düzeyde ve nerede yer alabilir?

Peki, güç nasıl ve kaç nesilde kazanılır?

Değerler sistemleri siyaseten birkaç iktidar yılında ve birkaç nesilde oluşturulabilir mi (?) sorusunun bendeki cevabı, ‘yolu hazırlanır ve açılır’dır… Türk Milletinin, muhteşem tarihinin altında ezilmeden, Arap Alemi ve bazı Akdeniz Ülkeleri gibi tarihin arkasına sığınma tesellisiyle kendilerini avutanlardan da olmayarak; sabırla ve bilincine kazınmış ülküsüyle yoluna devam edeceğinden kuşkum yoktur.

Güç kendini gösterir… yapar da yıkar da… oldurur da öldürür de…

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları