Kayaların Oğlu Barış Manço

Barış Manço’yu doğumunun 78. yılında sevgiyle ve saygıyla anıyoruz.


İnsanlar belli fikirler etrafında bir araya gelir. Onları ortak bir amaç etrafında bir araya getiren, birlikte hareket etmelerini sağlayan fikirler, düşünceler, zihin haritaları vardır. Fikirler insanlara hayat verir. Hareket verir. Ancak en az fikirler kadar, belki onlardan da önemli olmak üzere duygular insanı ateşler. Geniş kitleleri etkilemek, bir fikir etrafında toplamak isteyen bir kişi konuşmasına “Bir fikrim var, bir düşüncem var” diye değil de Martin Luther King örneğinde olduğu gibi “Bir hayalim var” diye başlarsa yani onların gönüllerinden girip akıllarına ulaşırsa çok daha etkili olacağı muhakkaktır. Örneğin vatan için can verenlerin değerini anlatmak için ciltler dolusu kitaplar yazılsa, saatler boyu konferanslar verilse, İstiklâl Marşı’mızın:

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı,

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı”,

veya Orhan Şaik Gökyay’ın:

“Bu vatan toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır

Bir tarih boyunca onun uğrunda kendini tarihe verenlerindir”

mısralarının çarpıcı etkisini sağlamaları mümkün olmaz.

Bu sanatın ve sanatçının gücüdür. Beste yapanın, şiir yazanın, roman yazanın, resim yapanın kendisine lütfedilmiş sihirli değneğidir. Sadece dokunması yeter.

Konu popüler kültür yönünden ele alındığında sihirli değneği ile “Yediden Yetmiş yediye” herkesi büyüleyen başlıca isimlerden biri Barış Manço’dur. Barış Manço besteleriyle, şarkılarıyla, yaptığı TV programlarıyla ve hatta görünüşüyle adeta gerçek üstü bir karakterdir. Ona baktığımızda, onu dinlediğimizde zamanının ötesinde olduğunu hissederiz. Ondaki tanımlayamadığımız, adını koyamadığımız başkalığı fark ederiz. Uzun saçlarıyla, kendine özgü kıyafetleriyle Bozkurtlar romanına girse, oradaki ozanlardan biri olup, yere bağdaş kurup çalıp söylese yadırgamayız.

Barış Manço eserleri ile gönül telimize dokundu, çocukluğumuzdan itibaren kalbimizin derinliklerine girdi ve orada kaldı. Zaten bir çocuğun kalbine girmeyi başaran insan orada sonsuza kadar kalacak demektir.

Onu özel yapan sadece eserleri, sanatçı kimliği değildi. Sözleri ile, hali ile, tavırları ile, yurtdışında kendi kimliği üzerinden Türk’ü tanıtması ile de Türk milletinin samimi sevgisini kazanmıştı. Örneğin Birleşik Krallık’ta yayınlanacak bir program için Türkiye’ye gelen İngiliz sunucuyla olan şu diyaloğu ilginçtir:

-Biz ülkeleri Türklerin dostu olanlar ve olmayanlar olarak ayırırız. Çünkü biz kendimizi dünyanın merkezinde görüyoruz.

-Peki İngiltere?

-Dostumuz değil. Yani uzak geçmişe gidersek, hayır.

“Biz kendimizi dünyanın merkezinde görüyoruz”. Barış Manço’nun İngiliz sunucuya verdiği bu tek cümlelik yanıt, Türk’ün tarih sahnesinde var olalı beri genetik kodlarına işlemiş bir bilginin ifadesidir. Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar hükmeden Bilge Kağan’ın soyu olmak ona bunu hissettirir ve söyletir. Ve Bilge Kağan’ın torunu olduğu için Kayaların Oğlu adlı şiirinde Turan özlemini dile getirmiştir:

2023’ün ılık bir ekim sabahında,

Bacaklarımda hafif bir uyuşma ile uyandım,

Ve sanki yüz yıllık ulu bir çınar gibi,

Kök salmaya başladım o sabah,

Ve ilk kez sağımda solumda asırlardır,

Durmakta olan diğer çınarları fark ettim,

Doğudan hafif bir seher yeli yükseldi,

Ve asırlık çınarlar beni de aralarına aldılar,

Ve 2023’ün ılık bir ekim sabahında,

Yeni bir kayaların oğlunun doğuşunu,

Beraberce seyre koyulduk…”

Sağında, solunda asırlardır durmakta olan diğer çınarlar Türk dünyasının diğer üyeleridir. Kayaların oğlu Barış Manço, diğer çınarları özlemekte ve onlarla bir olmak istemektedir.

Barış Manço’yu biz çok sevdik. Yalnızca biz Türkler değil, Türklerin sevdiği, dostluk duyduğu ve Türkleri seven milletler de onu sevdi. Örneğin Japonlar. İstiklâl Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un:

Doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat;

Âcizin hakkını i’laya samimi gayret;

(…)

“Öleceksin!” denilen noktada merdane sebat;

Yeri gelsin, gülerek, oynayarak terk-i hayat

(…)

Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;

Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.

Diyerek övdüğü, yücelttiği; biz Türklerin kültürüyle, töre ve gelenekleriyle değer verdiğimiz Japon ulusu da onu bağrına bastı. Ay yıldızlı al bayraklar Japonların elinde coşkuyla dalgalandı. Bu sanatçının gücüdür. Sanatçı en kısa yoldan kalbe ulaşan kişidir.

Barış Manço’yu doğumunun 78. yılında sevgiyle, saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

 

Yazar

Özgehan Özkan

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.