Kızılderililerle Akrabalığımız

Kızılderililerle akrabalığımız şimdilik sadece TÜRK’ün ne kadar eski ve yeryüzünde ne kadar yaygın bir soy varlığı olduğunu göstermek bakımından önemli. Kızılderililer bizimle öğünebilirler. Örfleri, ahlak sistemleri, inanç sistemleri de eski Orta Asya Türk topluluklarınkine zaten çok benziyor.


Omaha Kızılderilerine at ay yıldız motifli ceket

Omaha Kızılderililerinin ay-yıldız işlemeli kıyafeti

Bir süredir sosyal medyada ABD’nin Dakota eyaletlerindeki Omaha Kızılderililerine ait üzerinde ay-yıldız işlemeli kıyafetin fotoğrafı paylaşılarak ’Tarih yeniden yazılmalı…’ etiketiyle paylaşımlar yapılmakta. Kıyafetin çok eskilere dair olmadığı üzerindeki ay-yıldız motiflerinin hatlarından belli. Ancak Kızılderililerle Türklerin uzak akrabalıklarına ilişkin ilgili bilim dalları ve disiplinleri artık hemfikir ve eminler.

Bu vesileyle, konuyla ilgili bir-iki anekdotumu paylaşmak ve birkaç cümleyle görüşlerimi ifade etmek isterim.

1988 yılı yazında ABD Minnesota Eyalet üniversitesi “Erken Osmanlı Dönemi” konferansı düzenlemişti. Dünyanın belli başlı Osmanlı tarihçileri ve Türkologları davet edilmişti. Türkiye’den biri Prof. Dr. Ekmelettin İhsanoğlu olmak üzere üç kişi gelmişti.

Rahmetli Prof. Dr. Halil İnalcık da Wisconsin Üniversitesinden gelmiş ve hem oturumlardan birinin başkanıydı hem katılımcıydı.

Yaz tatilinde ABD’li öğrenciler gittiğinden yurtlarda azalan benim gibi yabancı öğrencileri Missisipsi Nehri kenarındaki bir yurda yerleştirmişlerdi ve konferans da bu yurttaydı. Halil İnalcık’ın akşam yemekleri sonrası sohbetlerini unutamam. Halil İnalcık ‘’Hocam konferansın ana başlığı neden Osmanlı’nın Yükselme Dönemi değil de Erken Osmanlı Dönemi?’’ soruma; “O büyük devlet-toplum sistemini kuranın ne olduğunu ve nereden kaynaklandığını anlamaya çalışıyorlar.’’ demişti.

Türkçe ve Kızılderili dillerindeki ortak kelimeler

Minnesota’da yaşayan zengin, varlıklı ODTÜ makine mezunu bir Türk, bir öğle sonrası konferansa katılanları ve bizi, göl kenarındaki geniş arazideki muhteşem malikanesinde ağırlamıştı.

Orada yaşlı bir bilim insanıyla karşılaşmak ufkumu ve bilgimi alabildiğine açtı. İki saat boyunca bu yaşlı bilim kadınını dinledim. Çok sordum. 7-8 yıl kadar Orta Asya’da Ruslarla birlikte çalışmış bir arkeolog ve dilciydi. Emeklilikten sonra Kanada’ya yerleşmişti. Konferansa da onur konuğu olarak çağırılmıştı (Adını hatırlayamadım ama ilgili bilim insanlarımız sanırım bu kadın bilim insanını ismen de olsa tanırlar.).

Kadın, Orta Asya Türk soy varlıkları ile ABD’deki Kızılderililer arasında ortak 38 tane KÖK KELİME bulduğunu, bu kök kelimelerden yüzlerce kelime üretildiğini söylemişti. Çeşitli topluluklar arasındaki akrabalık bağının en önemli kanıtlardan birinin de “sözcükler” ve “kök kelimeler” olduğunu söylemişti. Antropolojik, etnolojik bakımdan ABD yerlisi Kızılderililerin bu günkü Türk soylularla akrabalıklarının bu kelimelerle açıkça ortaya çıktığını ifade etmişti. O yıllarda genetik bilimi ve teknolojiye aktarılması günümüzdeki kadar ileri düzeyde değildi ve dil sözcükleri en kuvvetli delildi.

Kızılderililerle Türk soy varlıkları arasında duyduğum ilk bilimsel veri buydu. Sonraki yıllarda çok bilimsel yayınlar okudum ve hepsi bunları doğrular mahiyetteydi. Yakınlarda İhsan Sabri Çağlayangil’in hatıratından konuyla ilgili bir anekdot da paylaşılmıştı.

Tarihi kim yazacak ve yorumlayacak?

Kıta Amerikasınının güneyine doğru indikçe Aztek, İnka, Maya toplumlarında da ortak Türkçe kök kelimelerin olduğu birçok yazıda gözden geçirildi. Bu toplumlar bugünkü medeniyet (civilisation) anlamında kuzeydeki Kızılderililere göre daha ileriydiler ve birçok maddi kalıntılar bıraktılar.

Kısaca, TARİH YENİDEN YAZILIYOR ZATEN.

Ancak tarihi yazan da yorumlayan da güçtür: siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, bilimsel… güçtür… Gelişmiş ve yaygın bir dil de tarihin tescili bakımından en önemli güçtür.

Kızılderililerle akrabalığımız şimdilik sadece TÜRK’ün ne kadar eski ve yeryüzünde ne kadar yaygın bir soy varlığı olduğunu göstermek bakımından önemli. Kızılderililer bizimle öğünebilirler. Kültür ve medeniyet değerleri yönüyle, bizim Kızılderililerle öğünecek ne bilimsel, ne medeniyet ne de diğer değerler sistemleri olmadı. Bunun tabi ki çok çeşitli sebepleri vardır ve Kızılderililer göz ardı edilemezler. Örfleri, ahlak sistemleri, inanç sistemleri de eski Orta Asya Türk topluluklarınkine zaten çok benziyor.

Bu tarihi, antropolojik, etnografik bulgular gelecek nesillerimiz için önemli. ABD toplumu ilanihaye bu yapısını sürdüremez. Ancak ABD’de Latino-Hispanikler ve Afro-Amerikanlar ile halen yeni bir ırk olarak nerdeyse sabitlenmiş melezler Kızılderililerden önde olurlar. Çünkü bu demoğrafik yapılar birçok belirleyici kriterler (indikatörler) bakımından kurumlaşmış durumdalar. ABD’de toplumsal yapının her yönünde varlar. Bu günkü Brezilya nüfusunun yarıya yakını sabitlenmiş melez ırk insanlardan (beyaz-siyah-yerli karışımı); Meksika nüfusunun dörtte biri ise İspanyol-yerli karışımından oluşmakta. Bu yüksek oran Güney Amerika ülkelerinde yaygındır ve ülkeler demokratikleştikçe bu demografik yapı siyasi olarak da öne çıkıyor.

Şu da var ki insanlık tarihi boyunca toplumlarda soy ilişkisi önemli olmakla birlikte ‘milletleşmede’ en önemli bileşen olmamıştır. Dil ve dille ilgili örfi ve kültürel değerler daha belirleyici olmuştur.

Yazar

Mustafa İmir

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar