KUCAKLAŞMA

Bayramda Diyarbakır’da, kendi köyümdeydim. Bayramın yaz tatiliyle örtüşmesi nedeniyle gurbetçilerin çoğu da köydeydi. Bir hafta ne TV seyrettim, ne gazeteye baktım. Bunun yerine yaşlıları ziyaret ettim, yenilerle tanıştım. Neresinden bakarsan bak, bayram köyde güzel. Çok şey değişmiş eskiye göre. En dikkat çekeni “eğitim”. Okumak ilköğretimle son bulmuyor artık. Kız erkek ayrımı olmadan okutuluyor çocuklar. Her […]


Bayramda Diyarbakır’da, kendi köyümdeydim. Bayramın yaz tatiliyle örtüşmesi nedeniyle gurbetçilerin çoğu da köydeydi. Bir hafta ne TV seyrettim, ne gazeteye baktım. Bunun yerine yaşlıları ziyaret ettim, yenilerle tanıştım. Neresinden bakarsan bak, bayram köyde güzel. Çok şey değişmiş eskiye göre. En dikkat çekeni “eğitim”. Okumak ilköğretimle son bulmuyor artık. Kız erkek ayrımı olmadan okutuluyor çocuklar. Her evden yüksek öğrenim gören var neredeyse. Kiminde birkaç tane. Batıya göç devam ediyor bir yandan da. Kimi geçim derdi, kimi de çocuk okutmak için. İlçe nüfusu 2500’e inmiş durumda bu yüzden. Dağılan nüfusu bayramlar bir araya getirebiliyor ancak. Başka yenilikler de göze çarpıyor. Eski cami yıkılmış yenisi yapılıyor yerine. Köyü ilçeye bağlayan 4 km lik yol asfaltlanmış. Arka yamaçlar Orman Bakanlığı tarafından ağaçlandırılmış. Sürü sokulamıyor artık. Çocukluğumda iki yanı ağaçlandırtmış yoldan köye çıkmayı hayal ederdim hep. Beş on yıl sonrasını düşününce heyecan duyuyor insan. İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Altyapı, su sıkıntısı, derslik eksiği ise çözüm bekliyor. “Kuyruk yıldızı doğunca tabiatta kel meyve kalmaz” denir bizde. Tam o mevsim işte. O yıldız çıplak gözle görülebiliyor geceleri gökyüzüne baktığında. Köyün bol zamanı o yüzden. Üzüm, incir, sebze, meyve her şey var. Son dönem üzüm para etmeyince bağa ilgi azalmış. Hopan olmuş çoğu yöre değimiyle (kendi kaderine terk edilmiş). Tatmayan bilmez. Çeşidi, lezzetiyle bir başkadır bizim üzümler. Banmalar (kurutma) olmuş. Bişmelere ise (pekmez-pestil yapımı) daha var. Geçmişin bağ bozumu şenliklerinin büyüklerimizden duyardık. Birkaç yıldır ilçede “üzüm pekmez festivalleri” yapılıyor eskiyi canlandırmak için. Davullu zurnalı o günlere dönüldüğünü de görürüz inşallah. Karakaya Barajı dönüm noktasıdır yöre için. Onunla gördü öğrendi vasıflı işçiliği yöre insanı. Çok şey borçludur bu yüzden bu dev esere. Etüdü tam beş yıl, yapımı ise 10 yıl sürmüş. Yetmiş kadar da can kaybı olmuş inşasında. Bizden de bir kayıp var. Selahattin. 22 yaşında. Onun da adı kazılı dikilen anıtta. Bir daha gezdik bu mühendislik harikası bu enerji santralini. Göremeyenlere tanıttık. Bilmediğimiz inceliklerini anlattı görevliler. Yılda bir de olsa doğup büyüdüğün yerin havasını teneffüs etmek şart. Geldiğin yeri unutmamak bakımından da bu önemli. Bir de şu “ineğin depip de ablamın köprücük kemiğini kırması” olmasa bayram neşemize diyecek yoktu doğrusu. Diyarbakır Araştırma Hastanesinde geçti bir günümüz bu yüzden. Sarılı kolla da olsa o da neşemizi paylaştı neyse ki. Bir bayram izlenimiydi bizimkisi Diyarbakır’dan, kendi köyümüzden. Haber değeri olmadığından böyle haberler verilmiyor yöreden bilindiği gibi. Sayılı gün çabuk geçti. Köyü köyde bırakıp yollara düştük yeniden. İşimizle birlikte yeniden ülke gündemine de döndük bir bakıma. Başka buluşmaların da olduğunu duyduk yörede. BDP’li “millet şakileri” kucaklaşmışlar dağdaki uzantılarıyla. Buna şaşırmadık doğrusu. Kapalı, yarı açık görüş oluyordu şimdiye kadar, açık görüş olmuş bu kez. Terörün siyasi kanadı terörle arasında mesafeleri kaldırdığını ilan etmiş alenen. Türkçesi bu sarmaş dolaş olmanın. Görmeyen görsün bilmeyen de bilsin diye. Böylelikle de Kumrular-Foça-Gaziantep bombacılarını diğerlerini aklamışlar bu kucaklaşmayla. “İyi işler olacak” müjdesi almamış mıydık? O cümleden işte bütün bunlar. Yaşayan ne kucaklaşmalar görür daha. Kendiliğinden gelinmedi elbette bu günlere. Buluşturana bak sen. Ne yapılıyor buna karşılık mutat demeçler dışında? Beklemek… Ola ki yorulur vazgeçerler diyerek. Evvel yok idi böyle bir tedbir, böyle bir yurt savunma biçimi Türk Devlet geleneğimizde, yeni çıktı. Yöreyi çıkmazdan kurtarmak için tedbirleri varmış meğer. “Bölge vekilleri 35 bin yardım poşetiyle bölgedeymişler. Bir hükümetle olmazmış bu iş. Halk da tavrını koymalıymış. Göstermeliymiş devletinin yanında olduğunu. Faturayı halka kesmek kolay elbette. Devletini yanında görebilse kimin yanında yer alacağını iyi bilecek de, devlet nerede? Vekilini, mülki amirini, il başkanını koruyabildi mi ki halka sıra gelsin? Şimdi de Afyon’dan 25 şehit haberi. Başsağlığı dilenmedik gün yok şehit haberleri yüzünden. İçine düşürüldüğümüz hale de bak.

Osman Erenalp
Yazar

Osman Erenalp

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.