Yükleniyor...

Ormanların konumuz ile ilişkili boyutuna dair çok kısa bir bilgi sunduktan sonra konuya girmenin uygun olacağını takdir edersiniz.
Ormanlar iki tür değer üretirler; Maddi değerler ve fonksiyonel değerler.
Maddi değerler denince başta altı binden fazla kullanım yeri olan odun ve diğer ikincil ürünler anlaşılır.(reçine, tohum, yaprak, meyve, kabuk, sığla yağı …vb.)
Ormanlar çoğu zaman tam olarak ölçülemeyen ve paha biçilemeyen fonksiyonel değerler üretirler. Bunların bazıları: Toprak aşınmasını (erozyonu) önlemesi, sel ve taşkınları önlemesi, yağan yağmurun hızlıca yüzey akışına geçmesini engelleyerek toprak tarafından emilmesini sağlayıp temiz su üretmesi, rüzgârı, gürültüyü, tozu keserek uygun ortam sağlaması, dış ortama nazaran mikro-klima yaratması vb…değerlerdir.
Gene konumuz açısından ormanların ürettiği önemli diğer fonksiyonel değer, fotosentez yolu ile havanın karbon dioksitini yutarak depolamasıdır. Kyoto Sözleşmesi gereğince küresel ısınmanın azaltılmasında birinci önlem sera gazı salınımının azaltılması ise ikincisi de karbon yutaklarının, yani ormanların arttırılmasıdır. Ormanlar fotosentez ile havaya oksijen verirler ki canlıların oksijen ihtiyacının en önemli kaynağından biri okyanuslar, diğeri de ormanlardır.
Ormanların “estetik fonksiyonu” başlığı altında toplanabilecek, insanların spor, eğlenme, dinlenme ihtiyacını karşılaması ile seyir ve gözlem yapılarak her türlü sanatsal üretim için esin kaynağı olması da ürettiği bir başka değeridir.
REKREASYON veya FİŞİN ÇEKİLMESİ
İnsan doğanın bir bileşenidir. İnsanın, tarım devrimi ile yerleşik hayata geçtiği bundan önceki on bin yıl ve apartmanlara tıkıldığı son bir kaç yüzyıl, milyonlarca yıllık biyolojik tarihi içinde dikkate alınmayacak kadar küçük bir zaman dilimini ifade eder. Bu açıdan bakınca insan, yaratılışı itibarıyla doğada yaşamaya uygun ve onun bir bileşeni olarak kodlanmıştır.
Rekreasyon, çok basit bir tanımı ile; “İnsanın yoğun sosyal hayatın içinde rutin çalışma ortamının oluşturduğu sıkıntı ve gerginliğin, ortam değiştirilerek, kendini yenilemesi, güç kazanmasıdır”
Elektronik aletlerle içli-dışlı olduğumuzdan beri “Fişin çekilmesi” diye bir kavram öğrendik. Televizyon veya İnternet bağlantımız kesintiye uğradığında, fişi çekip sistemin yükünü boşaltıyoruz, bir müddet sonra fişi takıp sistemi yeniden çalışır hale getiriyoruz. Ben bu açıdan rekreasyonu hayatımızın rutin gidişatında “fişin çekilmesi” ne benzetirim.
Hayatın rutin gidişatından koparak müzik dinlemek, resim yapmak, deniz kenarında yürümek bir rekreasyon faaliyetidir. Ama en yaygın olanı insanların kendini ormanlara atmasıdır. Kentleşmeyle birlikte çok katlı binalar arasında sıkışan parklar, çocuk oyun alanları ve spor alanları, genelde bu amaç için yetersiz kalmaktadır.
Ülkemizde orman alanlarının doğal ve kültürel değerler yönünden özellik gösteren bazı bölümleri, özel statülerle korunarak, koruma–kullanım dengesi içinde halkın hizmetine sunulmaktadır. Bu bağlamda ülkemizde, millî park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanı, yaban hayatı geliştirme sahası, orman içi dinlenme yeri gibi değişik statülerde birçok rekreasyon alanları tesis edilmiştir. Buralarda insanların ihtiyaçlarını karşılayacak tesis ve donatılar bulunmaktadır. Bu arada tüm diğer ormanlar da rekreasyon etkinliği için kullanıma açıktır.
Ormanları rekreasyon amaçlı kullanmayı en üst düzeye çıkaran ve bu eylemin insan sağlığı üzerindeki etkilerini çeşitli klinik deneylerle ölçerek, somut veriler elde eden Japonlar, bu eylem için özel bir de kavram geliştirmişlerdir.
SHİNRİN YOKU (ORMAN BANYOSU)
“Shinrin Yoku”, Japon Hükümetinin 1982 yılında ortaya attığı, kentlerde yaşayan insanlar için, ormanları çekici kılmayı amaçlayan bir kavramdır. Bu kavram, basit bir romantizme indirgenemeyecek bir tedavi(terapi) yöntemidir.
“Shinrin Yoku”, Orman havasını içine çekme, onunla yıkanma anlamına gelen, Şinto ve Budist kültürünün etkilerini de taşıyan bir şifa pratiğidir.
“Shinrin Yoku”, Bir egzersiz değil görme, duyma, koklama, dokunma gibi tüm duyuları kullanarak doğayla bağlantı kurmayı sağlayan, bir çeşit meditasyon veya mental detokstur. (Mental detoks: Duygu ve düşüncelerinizi yeniden organize ederek olaylara ve durumlara, o güne kadar verdiğiniz anlamları değiştirerek, hayatınızda da olumlu değişiklikler yaratmaya yarayan anlayış, tarz.)
ORMAN BANYOSUNUN TEMEL KURALLARI VE AŞAMALARI
Amaç kalori harcamak olmadığı için, bir mesafe kuralı yoktur. Bir kilometre yürümek yeterlidir. Ulaşılacak bir hedef de yoktur. Amaç ormanda bulunmaktır. Ormanda yürürken kendi ritminizi doğanın ritmine uydurursunuz, kentleşme ile kaybettiğiniz doğa ile aranızdaki bağı tekrar kurarsınız.
Verimli bir Orman Banyosu için, yürüyüşe başlamadan önce yanınızdaki tüm cihazları kapatacaksınız. Bir ağaç veya bir kaya gibi doğa parçasını başlangıç eşiği olarak alıp oradan yürüyüşe başlayıp, dönüp orada bitireceksiniz. Birileri ile beraber yürümek zorunda iseniz, sonuna kadar kesinlikle konuşmayacaksınız. Hedef ve güzergâh belirlemeden ayaklarınızın götürdüğü yere gideceksiniz. Zaman zaman durarak, oturarak, uygun yerlerde yalınayak yürüyerek, hatta yatarak beş duyunuzu kullanacaksınız. Ağaçları, dallarını, yapraklarını, çiçeklerini, kabuklarını gözlemleyeceksiniz. Sesleri dinleyeceksiniz. Koklayacaksınız. Her biri değişik tat ve kokuya sahip yaprakları çiğneyeceksiniz. Ağaçlara dokunacak, hatta sarılacaksınız. Böylece bir parçası olduğunuz doğa ile bütünleşip, genetik kodlarınıza uygun olarak, âdeta fabrika ayarlarınıza geri döneceksiniz.
Negatif iyonlar: Havada bulunan oksijen molekülünün elektron almış hâlidir. Elektronik cihazlar, ofis ortamı ve klimalar çevremizde pozitif iyonlar oluşturarak, kendimizi yorgun hissetmemize neden olurlar. Sorunun çözümü; Havadaki pozitif iyonları yok edecek, parçalayacak negatif iyonları üretmek veya bunların yoğun olarak bulunduğu şelalelerde, kıyılarda ve orman gibi sakin yerlerde bulunmaktır. Negatif iyonlar oksijenin beyine ulaşmasına yardımcı olarak, yorgunluk hissini azaltmaktadırlar. Negatif iyonlar, havayı temizleyerek çevrenizde koruyucu bir daire oluştururlar. Bunların miktarı, kentsel alanda 500 iyon/cm3, kırsalda 1200 iyon/cm3, ormanlarda ise 1650 iyon/cm3 tür.
Fitonsitler: Bitkiler tarafından kendilerini böceklerden ve çürümeden korumak için salgıladıkları antimikrobiyal, tadı ve kokusu olmayan, uçucu organik bileşiklerdir. Ormanlarda havaya yayılarak, bu havayı soluyan insanda zararlı maddelerden yıkanma etkisi yaratırlar.
Topraklama: Yalınayak yürüyerek vücudunuzu toprakladığımız zaman, vücudumuz ile toprak arasındaki elektron alışverişi nedeniyle, dünya ile aramızdaki potansiyel farkı dengelenir.
Son sözler olarak; Japonların ve Japon devletinin “shinrin Yoku” bağlamında ormanlarla kurduğu doğa ve insan sağlığına uygun ilişkiye imrenirken, bizim çocukluğumuzda “Baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana” şarkısı ile başlayıp, “Ormanda mangal yakma” ile süren ve devletin son yıllarda tüm ormanları madenciliğe ve yapılaşmaya açık hâle getirmesi ile devam eden çarpık ilişki düzenini sorgulamamız gerektiğini değerlendiriyorum.