Paralimni’deki Kayıplarımız – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

Paralimni’deki Kayıplarımız

Son yedi aydır düzenli olarak çarşamba geceleri saat 20:10’de Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) TV kanalı olan BRT1’de program ortağım Sayın İsmet Özgüren ile birlikte “Tarih konuşuyor” adlı bir programı sunuyoruz. Programımız başlarken ve biterken, “1955-1974” yılları arasında yer alan Milli Mücadele ve Ulusal Direniş döneminde fiilen görev yapan TMT’cilerimizi ve Mücahitlerimizi programa katılmaya davet […]

30 Mayıs 2011
Milli Düşünce Merkezi

Son yedi aydır düzenli olarak çarşamba geceleri saat 20:10’de Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) TV kanalı olan BRT1’de program ortağım Sayın İsmet Özgüren ile birlikte “Tarih konuşuyor” adlı bir programı sunuyoruz.

Programımız başlarken ve biterken, “1955-1974” yılları arasında yer alan Milli Mücadele ve Ulusal Direniş döneminde fiilen görev yapan TMT’cilerimizi ve Mücahitlerimizi programa katılmaya davet ediyorum.
 
Canlı olarak yaşadıklarını, gözlemlerini ve hatıralarını anlatmalarını rica ediyorum. Programımızın sonunda tüm anlatılanlar kitaplaştırılacak ve “Kıbrıs Türkünün Şanlı Direniş” olarak tarihimize kazandırılacak çağrısıyla.

Her programdan sonra genelde iki veya üç kişi beni heyecanla aramakta ve bilgilerini aktarmak istediğini söylemekte.

Şu anda çekim için veya programa davet etmek için sıraya koyduğumuz yedi kişi var. Koşarak gideceğim kendilerine.

Bu haftanın sürprizini Güney Kıbrıs’ta yaşayan eski Mağusalı bir Rum yaptı.

Sürpriz hem de ne sürpriz.

Programı seyretmiş ve sonra da sora sora nerede yaşadığımı öğrenmiş. Çat kapı geldi ve beni buldu. 1963-64 yıllarında yaşanan bir olayı anlattı bana, ismi saklı kalmak kaydı ile.

1964’de, içinde 3 Yunanlı subay ve Lefkoşa Polis Müdürü’nün oğlunun da bulunduğu bir otomobil Mağusa’nın Surlar içine girmiş. Kale kapılarını emniyete alan mücahitler onları durdurmak istemişler, Rumlar ateş edince de ateşle karşılık vermişler ve üç Yunanlı subay bu çatışmada ölürken bir tanesi de yaralı olarak kurtulmuş.

Ertesi günü bir grup EOKA’cı Rum, Rum bölgesindeki bankalarda ve dükkanlarda çalışan, yolda işine gitmekte olan Kıbrıslı Türkleri tutuklamış. Tümü de sivil olan ve bir önceki gün meydana gelen çatışma ile ilgileri olmayan bu 32 Kıbrıslı Türk’ü, arkası kapalı bir kamyona doldurup öldürülen Rumların intikamını almak için Paralimni’ye götürmüşler.

Ve devamla, “evimin hemen yanındaki bir kör kuyuya getirdiler esir Türkleri. Sayılarını hatırlamıyorum ama kalabalıktılar. Türkleri iyice dövdükten ve işkence ettikten sonra canlı canlı kuyunun içine attılar ve en sonuncuyu da attıktan sonra da oraya bir başka araçla getirdikleri yanmamış kireç torbalarını açıp açıp kuyunun ağzından içeri döktüler.

Sonra da bir traktörün arkasına takılı, ovadaki hayvanları sulamak için su taşıdıkları, iki tekerlekli bir su tankını kuyunun yanına getirdiler ve kuyudan içeri su dökmeye başladılar.

Kuyunun içinden gelen feryatlar ve çığlıklar o kadar yüksek ve canhıraştı ki, duymamak için önce evin tüm pencerelerini kapattım. Durmak bilmeyen feryatlara dayanabilmek olanaksızdı. Bir müddet sonra duruma dayanamayarak iki tane çocuğumu ve eşimi de alarak Larnaka’ya gittim.”

Yıllarca da bu kabusu ailecek yaşadık diyerek de sözlerine son verdi.

Kayıp Şahıslar Komitesine çağrım olsun. Paralimni’de kör kuyuda hunharca katledilen şehitlerimizin bazıları.

Prof. Dr. Ata ATUN

6 Nisan 2011
 

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları