Selefilik: İslami Köktenciliğin Tarihi Temelleri – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • 524’üncü Bilgi Şöleni: Cumhuriyetin (Devletin) liyakatla sınavı   • ATSIZ- Türkçülüğün Çağlayanı

Selefilik: İslami Köktenciliğin Tarihi Temelleri

Selefîlik konusunda Türkiye’deki en birikimli kişilerden birisi sayılan Mehmet Zeki İşcan’ın çalışması ciddi bir başvuru kitabı niteliğinde.

2 Ocak 2021
A. Selim Babaoğlu
Selefiliğin temelleri
Selefilik: İslami Köktenciliğin Tarihi Temelleri

Dinî yaşayış ve kavrayış olarak Selefîlik ülke gündemimizi son 10 yıldır bir hayli meşgul etmektedir. Bunda Selefîilerin IŞID terör örgütüyle ülke içinde ve dışında eylemler yapmaları fiilî olarak devlet kurma girişimleri etkilidir. Vehhabiler ve İhvan gibi grupları saymazsak bu olaylar Selefîleri gözümüze görünür hâle getirmiştir. Bununla birlikte dinin, Selefî yorumunu benimseyen kimselerin ilahiyat fakültelerinden, camilere kadar örgütlenme girişimleri Selefîlerin Türk milletinin dinî düşünce yapısında ve toplum hayatında daha örtülü ve sinsice yerlerini sağlamlaştırmaya çalışmaları ancak konu ile ilgilenen kimselerin fark ettiği bir faaliyet olma durumunu korumaktadır.

Selefîlerin düşünce dünyalarının anlaşılması, bu akımın hedeflerinin belirlenmesi ve çerçevesinin çizilmesi; ilk bakışta masum, özcü, sadece Kur’an ve Hadis’e bağlı gibi duran bu akımla mücadele etmek bakımından büyük önem taşıyor. Zira Selefî düşünce yapısı İslam düşünce hayatını geçmişin belli bir dönemine hapseden, gelişmeye kapalı, aklîliğin tam karşıtı naklîliği benimsemiş bir yapı niteliğinde.

O Selefîlik ki Arap milliyetçisidir. Türk ve Osmanlı karşıtıdır. Kitaptan bir örnek vermek gerekirse, İhvan’ın kurucusu Abdulaziz b. Suud’a, Suudiler ile İngilizlerin ittifakına dair tutumu sorulduğunda: “İhvan’ın size (İngilizlere) düşman olduğu doğru değildir. Zira inancımıza göre sizler Ehli Kitapsınız. Vehhabilerin nefretine hedef olan müşriklerden değilsiniz. Hristiyanlar İshak peygamberin evlatlarındandır; Araplar ise onun kardeşi olan İsmail’den gelmektedirler. Türkler ise Tatar kökenli evlad-ı İblis’tendir.” diyebilmiştir.

O Selefîlik ki primitif (ilkel) ve animist (canlandırmacılık, doğadaki her nesneye ruh izafe eden akım) Tanrı anlayışına sahiptir. Ona göre Allah tahtına istiva buradan belli zamanlarda dünya semasına nüzul etmektedir. Allah’ın eli ayağı vardır.

Selefîlik, çoğunluğun kendisini Ehli Sünnet diye tanımladığı Müslüman Türk coğrafyasında süratle yayılma eğilimde. Zaten Selefîlik geçmişten bu yana da İslamın Sünni yorumunu ciddi şekilde etkileyip yönlendirmektedir.

İslamın Sünni yorumuna Selefîliğin ne derece sızdığını somutlaştırmak için şöyle bir örnek vermekte fayda var. Allah’ın görülmesi meselesi ciddi bir tartışma konusudur. Bu konuda Selefî tutum Allah’ın gözle görülebileceğini (güneş ve ayı berrak bir şekilde nasıl görüyorsanız) savunmakta, Hz. Peygamber’in gördüğünü belirtmektedir. Ehli Sünnet’in itikat imamlarından Maturidiye mezhebinin kurucusu olarak kabul edilen Ebu Mansur el-Maturidi’nin Kitabu’t-Tevhid isimli eserine göz attığımızda aynı görüşün yer aldığını fark ederiz. “Bize göre O’nun görülmesi gereklidir, haktır, ancak bu rü’yet idraksiz ve tefsirsiz olacaktır.” (Kitabu’t-Tevhid Tercümesi, Bekir Topaloğlu, İsam Yayınları, 2005, Sayfa 98) Allah’ı somutlaştıran bu düşünce yine Ehli Sünnet’in benimsediği Ebu Hanife ve Ebu Hanife’nin izinden gidenlerce kabul edilmemektedir.

Selefîlik kitabının bölümlerinden de kısaca bahsetmekte fayda bulunuyor. Kitabın Giriş bölümü yöntemin, konunun çerçevesinin ve kitap boyunca okuyucuya gerekli kavramların tanıtıldığı bir bölüm. Bilhassa kavramların tanıtılması okuyucuyu kitabın içeriğine hazırlaması bakımından çok faydalı olmuş.

Giriş haricinde kitap üç ana başlıktan oluşuyor. Bunlar; Selefî düşüncenin Ekolleşme Öncesi Dönem, Ekolleşme Dönemi ve Selefî İttiba Söylemi ve Ashabu’l Hadis’in Din Anlayışında Belli Başlı Esaslar.

İlk bölümde selef kavramının ilk ortaya çıkışı ve sistemli hâle gelmesinden hemen önceki referans kimseler ve bunların eserleri ilgili incelemeye yer verilmiş. Selefîn kim olduğu, bu kimselerin bıraktıkları eserler -ki bu eserler Selefîlerin referans kaynaklarıdır-, bu eserlere ve Selefî görüşe itirazlar yine bu ana başlık altında incelenen alt başlıklardır.

İkinci bölümde artık okullaşmış Selefî düşünce eserleri ile tanıtılmakta ve eleştirisi yapılmaktadır. Aynı bölümde Selefî söylemin ekolleşmesinde siyasi ve kültürel duruma dikkat çekilmiştir. Zira Selefî söylemin ardında saf bir dinî kaygı bulunmamaktadır. Abbasilerle birlikte bir Orta Çağ imparatorluğu hâline gelmiş İslam toplumunun karşılaştığı yeni kültürler karşısında mahalli kültürünü ve devletteki Arap etnik unsurunu koruma çabası da yatmaktadır. Selefî hareketin sosyal, siyasi ve kültürel alt yapısı bu bölümde geniş şekilde irdelenmiş.

Üçüncü bölümde ise Selefî söylemin din anlayışı derinlemesine incelenmiştir. Bu bölümün alt başlıkları dahi selefî dinî bakışın çerçevesinin anlaşılması için bir fikir vermektedir. Bölümün alt başlıklarına örnek olarak; dinin anlaşılmasında nahif maddecilik, Allah’ın yüzü vardır, Allah’ın gözü kulağı vardır, Allah’ın elleri ve parmakları vardır, Allah’ın ayağı vardır, Allah’ın konuşması vardır, Allah görülür, eskatolojik zihniyet veya evrenin mitolojik kavranışı, Allah gökler âlemindedir, Allah’ın mekânı olarak arş ve kürs, Allah’ın arştan nüzulü, Hz. Muhammet’le ilgili mitolojik tasvirler, insanın inkarı, özcülük, Bid’at karşıtlığı, rey, görüş ve kelam karşıtlığı.

Günümüz Selefîlerinin ve düşünce dünyalarının anlaşılması bakımından Selefîlik konusunda Türkiye’deki en birikimli 3-5 kişiden birisi sayılabilecek Mehmet Zeki İşcan’ın Selefîlik çalışması ciddi bir başvuru kaynağı.

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları