Son durduğumuz zaman dilimi hangisi? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Meselelerimiz- Sadi Somuncuoğlu   • Söz konusu açık oturum 10: Türkçesiz Türkler (Canlı yayın)

Son durduğumuz zaman dilimi hangisi?

Zaman en kıymetli hazinemiz ve onun değerini bilerek iyi kullanmamız gerekiyor. Bu hazineyi kullanırken engelleri aşamıyorsak, en azından kendi gölgemizi aşmalıyız.

22 Kasım 2020
Özge Yıldız

Hayat, su misali akıp giderken ardı ardına bize bir şeyler sunar. Zamanı geri döndürme ya da ileriye götürme şansına sahip olamadığımız için sadece bulunduğumuz zaman diliminde yaşıyoruz. Bu durum, içinde bulunduğumuz anın yani şimdinin önemini daha da arttırıyor. Hepimiz bulunduğumuz an ile ilgilenmek yerine, birçok problemi düşünürken buluyoruz kendimizi. Bitiremediğimiz bir iş, tartıştığımız biri… Geçmişteki bir olay veya gelecekteki bir plana takılıp kalıyoruz. Yaşamın içinden birçok şeyden yakınıyor, birçok şeye söyleniyor ve olup bitenden şikâyet ediyoruz. Ama şikâyet ettiğimiz durumu da konuşmak yerine susarak devam ediyoruz.

Son durduğumuz zaman dilimi hangisi?

Sevdiklerimize dokunmanın sakıncalı olduğu zaman.

Her ne kadar fiziken gidemesek de hayal ve düşünce dünyamızda veya geçmişten bahsettiğimizde, geçmişe adım atar ve kendimizi orada hissederiz. Gelecekten bahsettiğimizde ise geleceğe uzanıp, orada gezindiğimizi fark ederiz. Zaman oldukça hareketli, büyüleyici ve sihirli. Biraz da mevsim geçişleri gibi…

Zamanın acımasızlığına bir kez daha şahit olduk. Hepimiz bir ses arıyoruz ama kulaklarımızda yankı yapan şey yalnızlığın çığlığı.

Birbirimizi, birimiz zamana veda ederken burnumuza gelen toprak kokusunda bulduk… Sağlık, şifa umut ettik… duaları virgülle devam ettirdik. Ama vedalar hiç bitmedi.

Son zamanlarda gönlümüzdeki açılan yara aynı. Yaşam mücadelemiz ya dile gelmiyor ya da hüsranla bitiyor. Yan yana gelemediğimiz gibi, duyduğumuz bir ses tonunda umut ediyor, teselli bulmaya çalışıyoruz. Ölüm niye bu kadar yakıyor içimizi? Zaman yine devreye giriyor. Gün geçtikçe azalıyor, hafifliyor ama varlığını hep koruyor. Bir şarkıda, bir mekânda, okuduğun bir kitabın satırında seni bulup, karşına çıkıyor.

Her gidiş başka bir yolun sonu

Bir yıl içerisinde kaç “ölmek istemiyorum, nefes alamıyorum” çığlığı barındıran oldu sahi, onu sayamadık bile..

Her şeyin düzelebileceğini umutla beklerken, her şeyin kötüleşeceği kaygısını artıran gelişmeler arasında sıkıştık, kaldık. O kadar ısındı ki dokunsak yanarız. Uzaklık çığ gibi büyürken, su söndürebilir miydi böyle bir yangını? Hüzün bir anda değil, yavaş yavaş gelecek ve üzerinden zaman geçtikten sonra yokluğu can yakacak. İnsan neyi kaybederse, hayatındaki en değerli şey o olur. Hastalanır, sağlığını kaybederse, sağlığını geri kazanabilmek için elindeki her şeyi kaybetmeyi göze alır.

Farkında mıyız?

Henüz vakit varken ve bir şeyleri değiştirmek elimizdeyken, bu zamanı değerlendirebilir miyiz? Zamanla geleceğini sandığımız, henüz zaman varken hiç bir şey yapmadığımız, “Çok özledim” diyemediğimiz kimler var aklımızda? Niye susuyoruz konuşmak yerine? Ölmesini mi bekliyoruz sevgi göstermek için? Bekleme. Çünkü o zaman hiçbir anlamı olmayacak. Yaptıkların da, yapamadıkların da toprak kokusunda kalacak ve unutulacak.

Gün gelecek, sesini unutmaktan korkacaksın. Henüz vakit varken, hayatın sıradan akışı devam ederken, ara, duy ve de kaydet sesini sevdiklerinin.

Zaman en kıymetli hazinemiz ve onun değerini bilerek iyi kullanmamız gerekiyor. Bu hazineyi kullanırken engelleri aşamıyorsak, en azından kendi gölgemizi aşmalıyız. “Günü yakala, anı yaşa” sözü, yaşamı hoyratça harcamamızı değil, vaktin kıymetini bilmemiz gerektiğini ifade eder. Yaşanılan ânın önemini vurgular. Geçmişi, bugüne yansıtmak veya gelecek hakkında tedirgin olmak yerine yaşanılan ânın değerini bilmemizi sağlar.

Yarının ne olacağı bilinmediği için, içinde bulunan zamanın kıymetinin bilinmesi, yarına mümkün olduğunca az güvenilmesi gerektiği zihne kazınmalı. Şimdi hayatımıza değer katmamız gerektiği aklımızda tutulmalı. Dünden ders alınmalı, bize verilen en önemli hazine olan zamanın kıymetini bilerek yaşamalı. Zaman önce kendimizin sonra sevdiklerimizin önüne geçtiğinde artık çok geç olabilir. Hayat bir denge ve bu dengeyi iyi kurabilenlerden olmak lazım…

Can Yücel’in de ifade ettiği gibi,

“Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O hâlde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür.”

Neden şimdi olmasın? Dün geçti, yarın henüz doğmadı! Bekleme, erteleme. Hepimiz bir gün toprak kokusunda buluşacağız. Yaşadığın zamanı anla ve dolu dolu yaşa.

 

 

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları