Teröristbaşının Sekreteri Ne Dedi?

      Sene 2000. Dönemin koalisyon ortakları Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz’ın yaptığı üçlü zirvede, idam kararının bekletilmesi sonucu çıkınca kurtulduğunu anlayan Öcalan, İmralı’dan ilk “demecini” patlatıp, şunları söyler:   “Bu karar ile bundan sonra özellikle AB’ye uyum çerçevesinde Türkiye’nin reformlara ihtiyacı var. Bu zirve kararı bunlara da bir başlangıç olur. Bu plana […]


 

 

 

Sene 2000. Dönemin koalisyon ortakları Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz’ın yaptığı üçlü zirvede, idam kararının bekletilmesi sonucu çıkınca kurtulduğunu anlayan Öcalan, İmralı’dan ilk “demecini” patlatıp, şunları söyler:

 

Bu karar ile bundan sonra özellikle AB’ye uyum çerçevesinde Türkiye’nin reformlara ihtiyacı var. Bu zirve kararı bunlara da bir başlangıç olur. Bu plana herkes olumlu temelde katkı sunmalıdır. Bunun için de gerekli olan iç barış ve istikrara ihtiyaç vardır. Eğer bu yönlü gelişmeler olursa, PKK tarafından olumlu davranışlar geliştirilecektir.”

 

Bunun üzerine dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit öfkelenip şu açıklamayı yapar:

 

İmralı’nın bir siyaset kürsüsü gibi kullanılmasına müsamaha ile bakılması mümkün değildir. Terörizmi sona erdirmenin bedeli olarak bölücü akımı siyasallaştırma eğilimleri var. Asıl tehlikeli olan bu, buna asla fırsat vermeyeceğiz.”

 

Geldik bu günlere… Yine “PKK tarafından olumlu davranışlar geliştirileceği” masalını dinlerken; Kiminle görüşeceğine o karar veriyor. Tercihi MİT Müsteşarı Hakan Fidan…

Artık hemen her konuda, “Acaba İmralı ne diyecek?” diye bekleniyor…

 

Teröristbaşı, yeni Anayasa’yı yazacak isimleri bile atıyor; “Kritik bölümleri Numan Kurtulmuş ve Osman Can yazsın.” diyebiliyor.

 

Hafta başında KONDA Araştırma Şirketi’nin kurucusu, Radikal Gazetesi köşe yazarı Tarhan Erdem de şunu söyledi:

 

Öcalan’ı 5-10 sene sonra TBMM’de üye olarak görmeye alışmalıyız…”

 

-Öcalan’ın Özel Sekreteri-

 

Tarhan Erdem’in bu iddiası bana 20 yıl önceki bir başka sorguyu hatırlattı.

 

Sene 1991/92. Urfa’da bir operasyon yapılır ve Sultan kod adlı Şadiye Manap isimli bir PKK’lı ele geçirilir. Sultan önemlidir; çünkü uzun yıllar Öcalan’ın özel sekreterliğini yapmıştır. Bilhassa Avrupa ve Türkiye’den Öcalan’a gönderilen mesajları alıp aktaran, cevaplarını kaleme alan birisidir.

 

Sorgusunda: “Yazılı ifademde silah, örgüt elemanı ne isterseniz veririm, ama Apo’nun irtibatlarını açıklamam.” der. Gerçekten verdiği bilgiler doğrultusunda PKK’nın çok sayıda silah deposu bulunur, onlarca terörist yakalanır. Yargılaması sonucunda da müebbet hapis cezasına çarptırılır. Manap’ın adını son olarak PKK’nın Ekim’de cezaevlerinde başlattığı açlık eyleminde duyduk. Mardin Midyat M tipi cezaevinde olan Manap da eylem yapanlar arasındaydı.

 

Şadiye Manap sorgusunda Öcalan’ın Avrupa ve Türkiye “irtibatları”, onunla yazışanlar hakkında tek kelime etmez. Ancak bir gece sorgusunu yapanlarla özel sohbetinde bir iddiada bulunur. İfade tutanaklarına geçirilmeyen o sözleri şudur:

 

Gün gelecek Apo Türkiye’ye de dönecek, siyaset de yapacak!..”

 

Bu iddia, sorgucuları o zaman bıyık altınden gülümsetir!..

 

Şimdi ise olanlara bakıp konuşulanları duydukça Şadiye Manap’ın o sözlerini hatırladıklarını ve hiç de gülemediklerini öğrendim.

 

Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe’ye kucak dolusu sevgiler…

 

 

 

Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.