UYUM SORUNU – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______1 Ocak 2014_______

UYUM SORUNU

Hüseyin Özbek
Paylaş:

 

İlk göç dalgasının nedeni Almanya’nın üretim çılgınlığı yaşadığı 1960’ lı yılların iş gücü açığıydı. Tahta bavullarıyla, şilteleriyle Sirkeci’den uğurladığımız Anadolu çocuklarının alın teri Alman ekonomisinin can suyuna dönüşecekti. Onlar Türkiye’de Alamancı, Almanya’da Türkiyeli olarak anılacaklardı.

İlk kuşak için Türkiye öz, Almanya acı vatandı. Düğün dernek yapacak, ev bark kuracak parayı denkleştirince döneceklerdi. Oğul uşakla ömür tüketilecek yer, gündüz hayallerinden, gece düşlerinden çıkmayan Türkiye idi. Tarhanayı, bulguru buradan götürdüler. Tencerede pişirip kapağında yediler. Biriktirdikleriyle köylerine Almancı evleri diktiler, davullu düğünler ettiler. Lafın kısası parayı buraya gömdüler. Avrupa’nın sanayi devinde Türkiye hayaliyle ömür tükettiler.

Alman ekonomisi gel gel ettikçe ipek yolunun yerini alan emek yolundan işçi akınları da sürüp gitti.

Dede Korkut at ayağı çevik, ozan dili çabuk olur der.

Teni Almanya’da canı Türkiye’de kalan ilk kuşağı bırakıp, biz haberi üçüncüden verelim.

İlk kuşağın kulaklarındaki Anadolu tınıları, belleklerindeki yaylak kışlak anıları, toprak kokusundan çok azı geçti son kuşağa.

İlk kuşağın masal dünyasında yaşattığı Ese İle Köse’nin, Keloğlan’ın yerini Hansel ile Gretel’in alış hikâyesine getirelim sözü.

Avrupa’nın ekonomik ve siyasal lideri Almanya için Germen kültür saflığının korunması bir devlet politikasıdır. Almanya’nın iktidar ve muhalefet partileri bu politikanın titizlikle uygulanmasında hemfikirdirler.

Günümüzde sayıları 4 milyonu aşan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının ulusal ve inançsal kimliklerinin korunması, kültürel aidiyetlerinin sürdürülmesi Almanya’nın anlattığımız politikasına ters düşmektedir.

Almanya’nın sorunun çözümü için geliştirdiği strateji, uyum –entegrasyon– sözcüğüyle adlandırılmaktadır. Entegrasyon, yurttaşlarımızın ortak kimliklerinin, müşterek paydalarının Alman kültür potası içinde eritilmesidir.

Kısacası gözden ırak Türkiye’nin gönülden de ıraklaştırılmasıdır !

Gurbetçi çocuklarının eğitiminde Almanca’nın esas alınması (din dersleri dahil) teneffüslerde bile Türkçe konuşmanın yasaklanması anlattığımız stratejinin pedagojik uygulamalarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını çok kimliklilik, çok kültürlülük ekseninde kompartımanlara ayırma amaçlı uygulamalar kuşkusuz ayrı bir incelemenin konusudur. Sünnilik, Alevilik gibi mezhepsel ve inançsal aidiyetlerin (Türkiye’nin kuruluş felsefesiyle çatışmaya kurgulanarak) birincil kimlik olarak özendirilmesi aynı stratejinin teolojik çalışmaları olarak değerlendirilmelidir.

Türk kimliğinin tutkalı Türkçe engellenirken, Lazca, Gürcüce, Kürtçe, Çerkezce ve diğer yerel dillerin fonlu teşviklerle desteklenmesi de entegrasyon çalışmaları kapsamındadır.  

Türkiye’nin birinci kuşaktan baba için anavatan iken üçüncü kuşaktan çocuklar ve torunların gözünde babanın, dedenin vatanına dönüşmesi uyum politikasının mucizevi sonuçlarını göstermektedir!

Hasan – Halime olarak girdiği uyum tornasından Hans – Helga olarak çıkanlara ilişkin kuşkusuz ki çok örnek verilebilir.

Almanya, politik, kültürel, sportif sahada zirveye çıkardığı Türkiye kökenli bazı modeller üzerinden yeni kuşak Türkleri entegrasyon turnikesinden geçmeye teşvik etmektedir. 

Genel girişi burada kesip sözü uyum mucizesinin son örneğine getirmenin zamanıdır.

16 Aralık 2013 tarihli gazetelerden Alman sosyal Demokrat Parti (SDP) Genel Başkan Yardımcısı Aydan Özoğuz’un, Angela Merkel başkanlığında kurulacak Hıristiyan Birlik Partileri CDU ve CSU ile SDP’nin koalisyon hükümetinde Göç Mülteciler ve Uyumdan sorumlu bakan olarak görev yapacağını öğreniyoruz.

Bakanın babası Mustafa Özoğuz’un; “Aydan, önce Türklerin yabancı dil sorunu üzerinde çalışacak. Ben de çocuklarım büyüyene kadar evde Almanca konuşmalarını yasaklamıştım. Şimdi ise Türkçe yerine Almanca konuşuyorlar.” sözleri kızının uyum bakanlığındaki uyum programının özeti anlamında değerlendirilmelidir.

Alman Die Welt Gazetesi; “Bir Müslüman entegrasyon ile uğraşacak” başlığını kullanırken, Hürriyet Gazetesi; “Umut Yolcuları Bakan Çıkardı“ manşeti altında şunları yazmış; Almanya’ya göçün resmen başlamasından 52 yıl sonra bir Türk bakan koltuğunda SPD’li Aydan Özoğuz, Göç ve Uyumdan sorumlu Devlet Bakanı oldu. Özoğuz, Salı günü yemin edip göreve başladıktan sonra Başbakan Merkel’e en yakın isimlerden biri olacak. Bakanlığını şöyle yorumluyor: ‘Bu, Almanya’daki göçmen kökenli gençlere “Gelin, siz de katılın. Sizin yolunuz açık’ mesajını içeriyor.”

Hürriyet’ten Ege Cansen, “ Alman Bakan Aydan Özoğuz “ başlıklı yazısında Aydan’ı “Alamanyalı” değil, Türk kökenli bir “Alman” olarak tanımlamaktadır. Yazıdan kısa bir alıntı yapalım; “Aydan, kendisine ‘Almancanız çok güzel’ diyen Almanlara ben de bir Alman’ım, pek tabi Almancayı iyi konuşacağım vurgusu yapma kastıyla ‘Sizinki de çok iyi” diye cevap verir.

İstanbul’a geldiğinde (ki oldukça sık gelir) Türkiye’ye kesin dönüş yapmayı düşünüp düşünmediğini anlamak için “dönecek misin?” diye soranlara, soruyu anlamamış gibi yapıp “Evet, bir hafta sonra Hamburg’a dönüyorum” diyecek kadar kendini Almanya’ya ait görür.

Bir Almanla evlenmesine rağmen Özoğuz soyadını terk etmemiştir. Türkiye ile çok ilgilidir. Başkalarının hakkına saygı, dürüstlük, çalışkanlık ve icap etse de yalan söylememe bakımından birinci sınıf Alman’dır. Bu haliyle Almanlara benzemiş ve Almanya’ya entegre olmuştur.

Bakanlık koltuğuna entegrasyon imbiğinden geçirilerek entegre edilen bir Türk’ün oturtulması Alman kurnazlığı olarak değerlendirilmelidir. Bu atamanın gurbetçilere uyum gişesi önünde izdiham yaşatacak bir manevra olarak tasarlandığı kuşkusuzdur.

Tarih, Germen kültür havuzunda milli tortulardan arındırılan, entegrasyon tornasında aidiyet kodları sıfırlanan insanlarımızı Türkiye’nin savaşsız kayıpları olarak kaydedecektir.

Yurttaşlarını döviz sağmalı olarak gören, Germen kültür şokunun karşısında yapayalnız bırakan Türkiye, stratejik şaşkınlıktan bir an önce kurtulamazsa Alman uyum kazanının geride kalanları da yutması kaçınılmazdır.

 

 

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları