Prangasız Tutsaklık – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

Prangasız Tutsaklık

Kimlik ve kültür kodlarınıza uyarlayamadığınız o kavramlar zaman içinde sizi kuşatır ve tutsak eder. O sözcüğü yaratan kültür ve düşünsel iklim hiç farkına varmadan sizi zihinsel olarak fethedecektir.

19 Temmuz 2020
Hüseyin Özbek

Kullandığınız terminoloji dil ile zihnin gelgitleri arasındaki yolculuğun son durağı olan bellek envanterinizde yerini alır. Kültür kodlarınızın ürünü olmayan ithal sözcük ve deyimler bu envanterde kendi kimliklerini korurlar. Kimlik ve kültür kodlarınıza uyarlayamadığınız o kavramlar zaman içinde sizi kuşatır ve tutsak eder. O sözcüğü yaratan kültür ve düşünsel iklim hiç farkına varmadan sizi zihinsel olarak fethedecektir.

İstanbul boğazındaki Karadeniz Marmara arasında ters yöndeki dip ve yüzey akıntısı misali en sonunda o kültürel akıntının sürüklediği limanda demirlediğinizin farkına bile varamazsınız. Sizi tutsak eden kültürel ve düşünsel iklim, süreç içinde şekli kimliğiniz ile aidiyet hissiniz arasındaki uçurumun nedeni olacaktır.

İki paragraflık girişi yeter sayıp konuyu somutlaştıralım isterseniz. Bazı askerler, bahsedilen kişiyi övgü anlamında “Şövalye ruhlu” olarak tanımlarlar. Mete Han’a atıf yapılan, kuruluşu M.Ö: 209 yılına dayandırılan bir ordunun savaşçı-asker modelinin şövalye olmasındaki tuhaflık nedense pek dikkati çekmez.

Şövalye, Batı-Hıristiyan kültürüne ait bir kavramdır. Kralın ya da senyörün emrinde seçkin savaşçıdır. Amacı Hristiyanlığın doğduğu toprakları Müslümanlardan geri almak olan Haçlı seferlerinin asker figüründe şövalyelerin öne çıkması boşuna değildir. Kara Avrupa’sında ve Akdeniz’de yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğuna karşı batının ekonomik, dinsel, kültürel çıkarları için verdiği savaşlarda şövalyeler yine ön saftadırlar.

Mete Han’ı kurucu komutan, O’nun ordusunun onluk, yüzlük, binlik, tümen sistemini kuruluş konstrüksiyonu olarak kabullenen bir anlayışın asker modeli “Alp” olur, “Bagatur/Batur” olur ama şövalye olamaz. 1701’de Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını Türklere açan ordunun alpları, baturları, gazileri vardı ama şövalyeleri yoktu! Şövalyeler Alparslan’ın karşısına çıkan Bizans Ordusunun saflarındaydı.

Haçlı donanmasına karşı çarpışan Barbaros Hayrettin Paşa’nın, Malta kuşatmasında şehit düşen Turgut Reis’in, şövalyeleri yoktu, leventleri vardı. Şövalyeler hasım ordu ve donanmanın saflarında Osmanlıya kılıç sallamaktaydılar.

Kahramanlık, vatanseverlik, onur ve erdem sözcükleri asker bazında somutlaştırılırken şövalye sözcüğünden vazgeçilsin artık.  Alplerin, baturların, gazilerin ruhlarını incitmek istemiyorsak, kültür kodlarımızın, ruh dünyamızın dışındaki ithal kavramlarını terk etmenin zamanıdır.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları