10 Ekim Terörist Saldırısı – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______30 Ekim 2015_______

10 Ekim Terörist Saldırısı

Talat Şalk
Paylaş:

 

10 Ekim günü teröristler Ankara’ya saldırdı. İki canlı bomba gar kavşağında 3 saniye ara ile üstlerinde  gizledikleri çelik bilye ile zenginleştirilmiş bombaları patlattılar. Patlatılan bombaların etkisiyle kendileriyle beraber yüzden fazla vatandaşımızı öldürdüler.

Saldırının yapıldığı gün ve saldırının yapıldığı topluluk dikkati çekiyor. Saldırı KESK, DİSK, Türk Tabipler  Birliği gibi kuruluşların, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’ya yönelik operasyonlarının durdurulması ve Devletin PKK ile tekrar barış müzakerelerine başlamasını temin için yapacağını kararlaştırdığı miting gününde yapılıyor ve bu mitingi HDP de destekliyordu.

Saldırıda hedef alınan kitle de mitinge katılmak için yurdun çeşitli şehirlerinden Ankara’ya gelenlerdir. Saldırıda ölenlerin bir kısmı HDP taraftarları, diğerleri de HDP’yi destekleyenlerdir. Saldırı günü ve hedef kitle özenle seçilmiştir.

Saldırıyı gerçekleştirenlerin IŞİD elemanları oldukları anlaşılmıştır. IŞİD, Suriye ve Irak’ta yerleşen ve oralarda faaliyet gösteren bir örgüttür. Ama kitlesel bir öldürme eylemini IŞİD Türkiye’de niçin gerçekleştirsin? Bu eylemden IŞİD ne yarar sağlar?

Canlı bombalar IŞİD elemanlarıdır, ancak saldırıdan IŞİD değil PKK yararlanmıştır. Saldırının arkasında PKK vardır. Bu saldırıyı PKK ile birlikte IŞİD’in ipini ellerinde tutanlar düzenlemiştir.

İyi incelenir ve düşünülürse Ankara’ya yapılan terörist saldırısıyla, Diyarbakır ve Suruç’da yapılan terörist saldırıları arasında büyük benzerlikler vardır.

Diyarbakır saldırısı 7 Haziran seçimlerinden önce yapılmıştı. Saldırıya kadar, HDP’nin oylarının baraj sınırında olduğu ifade ediliyordu. O saldırıdan sonra HDP’nin oyları arttı, 7 Haziran seçimlerinde oyların %13’ünü aldı ve 80 milletvekili çıkardı. Yine iyi düşünülürse Diyarbakır’daki bomba kalabalığın ortasında patlatılmadı, yani mümkün olduğunca az insan öldürülmesi hedeflendi. Bu olayda devlet suçlandı ama bombanın patlatılması HDP’nin işine yaradı. Diyarbakır’da bombayı PKK’nın patlattığını düşünüyorum.

Suruç katliamında Ayn El Arab’a gitmek için, 35 genç Suruç’a gelmişlerdi. Ayn El Arab’taki PYD/ PKK ya moral vermek istiyorlardı.

Suruç’taki HDP yetkilileri, güvenlik görevlilerimizin, Suruç’ta önlem almasına izin vermedi. “Biz her türlü önlemi kendimiz  alırız” dediler. Ama Suruç’a giren canlı bomda infilak etti. Ayn El Arab’taki PYD teröristlerine moral vermek için yola çıkan 35 vatandaşımız, Ayn El Arab’a ulaşamadan hayatlarını kaybetti.

Suruç’taki canlı bomba, IŞİD elemanıydı. Ama bu canlı bombanın Suriye’de PKK ile görüştüğü tespit edilmiştir. Bombayı, IŞİD elemanı patlatmıştır. Ancak canlı bomba saldırısı PKK yararına yapılmıştır. Saldırıda IŞİD -PKK birlikteliği vardır. Saldırıyı düzenleyen PKK dır. Ama eylemde IŞİD elemanı kullanıldığı için PKK ya saldırıdan Devleti suçlamak kolay gelmiştir.

PKK, Suruç saldırısından sonra eylemlerini arttırdı. Devletimizi hafife alıyordu. Şehirlerde örgütlenmiş,   silah ve patlayıcı  depolamıştı. Kalkışma vaktinin geldiğine inandı. Ancak az zamanda yanlış yaptığını anladı. Silahlı Kuvvetlerimizin 24 Temmuzda başlayan PKK’ya yönelik saldırısı çok şiddetliydi. PKK ağır kayıplar vermeye başladı. ABD ve AB devletleri saldırıların şiddetinin ölçülü olmasını istemeye başladılar. Selahattin Demirtaş operasyonların durdurulması ve barış müzakerelerine başlanılması için Brüksel’in Türkiye’ye müdahale etmesini istedi. PKK elebaşlarından birinin; “kendimizi toparlamamız için acele ateşkesin sağlanmasına ihtiyacımız var” şeklinde konuşma yaptığı tespit edildi. PKK’nın Türk Silahlı Kuvvetlerinin, operasyonlara ara vermesine ihtiyacı  vardı.

Ankara’daki terör saldırısı Silahlı Kuvvetlerimizin, PKK ya yönelik operasyonlarını durdurmak ve Türkiye’yi yeniden PKK ile müzakereye oturtmak için yapılmıştır. Saldırı, öyle bir zamanda, öyle bir topluluğun üzerine yapılmıştır ki, saldırı sonrası rahatlıkla Devlet suçlanabilecektir.

Saldırının yapıldığı gün, Tandoğan Meydanı’nda barış mitingi yapılacaktır. Mitingi düzenleyenler KESK,  DİSK, Türkiye Tabipler Birliği gibi kuruluşlardır. HDP de mitinge destek vermektedir. Mitinge katılmak için Ankara’ya gelenlerin ve saldırıda hayatlarını kaybedenlerin bir kısmı HDP’lidir, diğerleri de HDP’nin görüşlerini destekleyenlerdir.

Selahattin Demirtaş “Bu, Devletin, milletin birliğine, bütünlüğüne yönelik bir saldırı değildir. Direkt Devlet millete saldırmıştır.” Diye konuşmuş, Devleti suçlamıştır.

Türkiye’mizde bazı aydınlarımızca çok beğenilen Selahattin Demirtaş hakkında biraz daha yazmam lazım.

Selahattin Demirtaş, 4 Ekim günü Frankfurt’ta yaptığı seçim konuşmasında “Yüzyıl öncesinde kendi vatanımızı, kendi ülkemizi, topraklarımızı, bize zindana çeviren anlayışa karşı yüz yıl sonra işte rövanş için sahnedeyiz.” Demiştir.

Selahattin Demirtaş askerimizi, polisimizi şehit eden PKK teröristleri için, HDP’nin seçmeni olduğunu, çatışmalarda ölen PKK teröristlerinin cenazesine gitmeyen HDP’li milletvekilleri hakkında soruşturma açtıracağını söylemiştir.

İmralı’daki Abdullah Öcalan neyse, Selahattin Demirtaş da odur. Kandil’deki Karayılan neyse, Selahattin Demirtaş da odur.

PKK ile ilişkilerini saklamaya dahi gerek duymayan Selahattin Demirtaş ve HDP’nin TBMM’nde yeri yoktur. Dünyanın hiçbir ülkesinde terör örgütlerinin güdümünde olan hiçbir parti parlamentoya giremez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da bu yöndedir.

Terör saldırısında IŞİD elemanı kullanıldığı belirlendi. IŞİD’in iplerinin kimlerin elinde olduğu ve IŞİD’in ipini tutanların düşünceleri de biliniyor. Saldırı PKK lehine düzenlenmiştir. Amaç Türkiye’yi PKK ile anlaşmaya zorlamaktır. Ancak Türkiye bu tuzağa düşmeyecektir.

Saldırıda özellikle barış mitingi için toplananlar ve HDP taraftarları seçilmiştir. Ancak saldırıda asıl hedef alınan, Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Devletin bölünmez bütünlüğüdür.

Saldırıda hayatlarını kaybedenler, bizim insanlarımız, bizim vatandaşlarımızdır. Saldırıda yüzden fazla insanımızın hayatını kaybetmesi bütün milletimizi üzdü.

Saldırıda Türkiye hedef alınmıştır. Bu çok açıktır. Ancak Devletimizin en üst makamında yıllarca görev yapan bir siyasetçimiz, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’a baş sağlığı dilemiş, geçmiş olsun demiştir. Selahattin Demirtaş’ın “bizim seçmenimizdir“ dediği PKK, onbinlerce insanımızı katletmiştir, halen de askerimizi, polisimizi öldürmeye devam ediyor. Bu itibarla, bu siyasimizin Selahattin Demirtaş’a başsağlığı dilemesi, geçmiş olsun demesi yanlıştır. Üzücüdür. Halkımızın bunları görmesi ve tanıması gerekir.

Silahlı Kuvvetlerimiz, PKK’yı, Türkiye için tehdit olmaktan çıkarmak azmindedir ve mücadelesine kararlılıkla devam ediyor. Ancak işi kolay değildir.

PKK bütün Türkiye’de örgütlenmiştir. Üniversitelere, medyaya, devlet kurumlarına sızan taraftarları vardır.

Üniversitelerde, medyada, devlet kurumlarında PKK lehine gizlice faaliyet gösteren bu kişiler, belirlenmeli ve sinsi faaliyetlerine son verilmelidir. Aksi halde PKK ile mücadelede başarılı olunamaz.

Bu aşamada PKK ile mücadele kolay değildir ve zor geçecektir. Bütün milletimizin, ordumuzun arkasında olması, ordumuza destek olması gerekir.

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları