821

Türkevi gurbet hayatımızı kolaylaştıran bir merkez olarak hayatımızın parçası oldu. 2001 yılındaki Dünya Ticaret Merkezi faciasına kadar Türkevi, söze başlarken sıraladığım gibi, çok faal bir bina olmuştur.


Amerika’ya gittiğimizde, New York’ta ilk öğrendiğimiz binalardan biri idi: Türkevi. Birleşmiş Milletler binasının tam karşısında. Çatısında albayrağımız… Kapısından gururla, güvenle girdik çıktık. Başkonsolosluk ve bağlı ataşelikler, Birleşmiş Milletler Daimî temsilciliğimiz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilciliği, Merkez Bankası temsilciliği, Türk Hava Yolları temsilciliği… katlara yerleşmişti. Fakat Türkevi sadece resmî kurumlar binası değildi, bir kültür merkezi olma hüviyeti vardı. Derneklerimiz bu binanın toplantı salonlarında programlar düzenlerdi. Resepsiyonlar, konferanslar, paneller, sergiler, kermesler, konserler… İkinci katın salonunda çok toplandık, konuşmalar yaptık, tartışmalar yaptık. Ah o ikinci kat! Konuşmaların uzunluğuna dayanamayan, o zaman üç-dört yaşındaki küçük oğlumu, salondaki iskemlelerden ikisini birleştirip üzerine yatırırdık, uyur kalırdı. Rahmetli Ahmet Kabaklı Hocamız da orada “Ruh İnsan” konulu bir konferans vermişti. Necdet Yaşar ve grubunun Lale Gecesi konserini, Oruç Güvenç’in yönetiminde TÜMATA’nın konserini hâlâ lezzetle hatırlarım. O binadan, o salondan kimler geldi kimler geçti? Haftasonları gayri resmî de olsa Atatürk Okulu faaliyet gösterir, Türk çocuklarına Türkçe dersleri verilirdi. Her sene Türk Günü yürüyüşleri Manhattan’ın namlı caddelerinden birinde başlar, Türkevi binasının bulunduğu köşeye açılan parkta son bulur, orada konuşmalar yapılır, eğlenceler olurdu. 11 katlı Türkevi binası… İngilizce adı da girişte yazılıdır: Turkish Center. New York’ta Birinci Cadde ile 46’ncı Sokak köşesi, 821 numara.

Epeydir, 2013’ten beri 821 numaramız yoktu, yenisi yapılmak üzere yıkıldı. Yıllarca orayı boş görmek bizleri garipsetti, sonra inşaat başladı. Nihayet tamamlandı. Tekrar görev başında! Şimdi çok daha yüksek. 36 katlı.

Türkevi binamızın tarihçesi ile ilgili bir yazı birkaç sene önce  New York’ta yayımlanan Turkish Forum gazetesinde çıkmıştı. Dr. Işıl Acehan’ın araştırması binanın evveliyatını güzel anlatır. New York’taki 821 numaramızın tekrar açıldığı bugünlerde o yazıdan bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum. Bilirsiniz, bu binanın, New York’un en mühim adreslerinden birinde, Birleşmiş Milletler binasının tam karşısında yükselmesi İhsan Sabri Çağlayangil’in gayretiyle olmuştur. 1977’de IBM şirketinin idare merkezi olan 11 katlı bina, zamanın Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in katkılarıyla 2.3 milyon dolar ödenerek satın alınmış ve Türkevi yapılmıştır. Yalnız bir Türkevi kurma fikri daha önceki yıllara gider. ABD’de ilk kurulan derneklerimizden Türk Hars Birliği 1933’te New York’ta faaliyete başlamıştı. Yine aynı tarihlerde Kıbrıslı Türklerin kurduğu Kıbrıs Türk Yardım Cemiyeti vardı. Bu ikisi Türkevi fikrinin öncüleri sayılabilir. Dr. Işıl Acehan şöyle yazıyor:

Bu iki dernek, haberi  Milliyet gazetesine 28 Mart 1961de verdikleri ilânla şöyle duyurmuşlardı:

Amerikadaki Türk teşekkülleri, New Yorkta bir merkez binası satın almaya karar vermişlerdir. Türk Cemiyetleri Federasyon Başkanı Muhittin Akdik, cemiyetlerin bir binada faaliyette bulunmalarının daha verimli olacağını ve bu suretle Amerikada birbirlerini tanımayan Türklerin bir araya gelmelerini sağlayacağını söylemiştir. Türk Hars Birliği ile Kıbrıs Türk Yardım Cemiyeti, binanın satın alınabilmesi için tahvil çıkartarak para toplamaya karar vermiştir.”

Muhittin Akdik eğitimci, eğitime gönül vermiş bir öğretmen. 1919’da öğretmenliğe başlamış, İstanbul Millî Eğitim Müdürü, Millî Eğitim Bakanlığı Müfettişliği, Talim Terbiye Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuş, Kadıköy’de Marmara Koleji ismiyle özel bir okul kurmuş, New York’ta Eğitim ataşeliği yapmış bir eğitimci. Milliyet’teki ilân, onun New York’ta eğitim ataşeliği yaptığı döneme ait. Yalnız ilânda küçük bir düzeltme yapmek gerek. Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu’nun yıllarca başkanlığını yapmış Dr. Ata Erim’den aldığım bilgiye göre, federasyonun kuruluş yıllarında toplantılar -kendimize ait binamız olmadığı için- Eğitim Ataşeliği’nin Empire State Binası’ndaki bürosunda yapılırdı. Ve o toplantılara bazen eğitim ataşeleri başkanlık edebilirdi. Fakat eğitim ataşelerimiz ABD vatandaşı olmadıkları için kanunen federasyon başkanı olmaları mümkün değildir. Belli ki Muhittin Akdik eğitim ataşesi olarak derneklerin toplantılarına bazen riyaset etmiş ve bir bina alma girişimlerine destek vermişti.

Tabiatıyla bu iki derneğin öncülüğünde 1961’de başlayan girişimle toplanan para yeterli gelmemiştir, fakat derneklerimiz “Türkevi” hedefinden vazgeçmemiştir.

Dr. Işıl Acehan “….satın alınması ve açılışının, Türk-Amerikan ilişkileri tarihinin en kötü döneminde gerçekleşmesi belki de gözden kaçmıştır.” deyip devam eder:

1970lere gelindiğinde, Türk-Amerikan ilişkileri tarihindeki en gergin döneme girilmişti. 1974te Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ABDnin Türkiyeye uyguladığı silah ambargosuyla ilişkiler içinden çıkılmaz bir yöne doğru ilerliyordu. Bülent Ecevitten sonra Başbakanlık koltuğuna geçen Süleyman Demirel, ABD ile yaşanan gerilimi devralmış, buna karşılık da ABDnin Türkiyedeki askerî ve istihbarat üslerini kapatarak TSKya devretmeye karar vermişti. Bunlardan sadece İncirlikte NATO operasyonları devam edecekti.

1970lerde bir yandan ekonomik kriz ve devalüasyonlar, diğer yandan koalisyon hükümetleriyle siyasi istikrarsızlık, bir de ordusunun silah sorunlarıyla başbaşa kalan Türkiye, dış ilişkilerden soyutlanmıştı. Türkiyede de ABD ve NATO karşıtlığı hızla yükseliyordu.

İşte tam da böyle zor bir dönemde Türk Evi için bir bina satın alınması yeniden gündeme gelecekti. 1977de Demirelin Başbakan olmasıyla yeniden Dışişleri Bakanlığı’na getirilen İhsan Sabri Çağlayangilin döneminde ABD temsilcileri ve Çağlayangil, ilişkilerin düzelmesi yolunda ABD ve Birleşmiş Milletler arasında mekik dokuyordu. Bu ziyaretlerden birisinde Türk Evi için bir bina satın alınması yolunda ABDdeki Türkler gazeteci Doğan Uluç’la konuşacak, bir miktar para toplandığını ancak bunun yeterli olmadığını söyleyecek ve onun aracılığıyla Çağlayangilden bununla ilgili bir şeyler yapmasını isteyecekti. Muhtemelen bu fikir, Türkiyenin Birleşmiş Milletler ve ABDde uğradığı itibar kaybını da yeniden iyileştirmek için Çağlayangile iyi bir fırsat olarak görünmüştü.

Başbakan Demirelin 70 sente muhtaç Türkiye” dediği bir dönemde böyle bir istek hayal gibi gönse de Dışişleri Bakanı Çağlayangil, tüm resmî kurum temsilciliklerini barındıracak bir Türk binası konusunu 1977de hayata geçirdi. Birleşmiş Milletler Genel Merkezinin karşısındaki Türk Evi, Türkiye ve ABD arası gerilimin de giderilmesi, Türkiyenin imajının başka ülkelerde de iyileştirilmesi ve kamu diplomasisi yürütülmesi için çok iyi bir zemin hazırlayacaktı.

Burada Ata Erim’den aldığım  bir bilgi daha var. Alınması düşünülen binanın IBM’e ait olduğunu biliyoruz. Alıcı olan diğer grup bir  Arap firması imiş. Binanın karşısında, ABD’nde Yahudilere yapılan haksızlık, hakaret ve iftiralarla mücadele eden lobi kuruluşu ADL =Anti Defamation League binası varmış, Yahudiler kendilerine komşu bir Arap merkezi istemediklerinden IBM’e baskı yapıp binanın Türklere satılmasını kolaylaştırmışlar.

Işıl Acehan devam ediyor:

3 Ekim 1977de, henüz ABDnin silah ambargosu devam edip, ABD üsleri de Türkiyede kapalıyken açıldı Türk Evi. New Yorktaki Türk temsilcilikleri Türk Evinde bir araya geldi” başlığıyla Milliyet haberi şöyle duyurdu:

Türkiyenin New Yorktaki çeşitli temsilciliklerini bir araya toplayan Türk Evi’ önceki gün Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangilin ve Maliye Bakanı Cihat Bilgehan’ın da katıldığı bir törenle açılmıştır. Törende ayrıca bazı Türk milletvekilleriyle Türk kolonisi de hazır bulunmuştur.”

Açılışı biraz sessiz sedasız gerçekleşen Türk Evi, daha bir ay geçmeden 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle BM Türk Delegasyonunun ev sahipliğinde büyük bir resepsiyona ev sahipliği yaptı. Baş delegemiz İlter Türkmenin verdiği resepsiyonda, başta BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim olmak üzere BM yetkilileri,149 ülkenin temsilcileri, Amerikan Kongre üyeleri, tanınmış sinema yıldızları ve Oscar ödüllü oyuncu Joan Fontaine de bulunuyordu.

New York Türk Evi, politik gerilimi geride bırakan bir etkinlik alanı haline gelmişti. Birkaç gün sonra, 8 Kasımda burada büyük ressamımız Fikret Muallanın resim sergisi açılacaktı. New York Times gazetesinin kültür-sanat rehberinde de Türk Evi ve Muallanın resimlerinden övgüyle bahsedilerek duyuruldu.

Sergi açılışında dünyanın en önemli müzelerinden New Yorkta bulunan Metropolitan Müzesi yetkilileri, Fransız ve Çin delegeleri, gazeteciler, New Yorklu sanatseverler de vardı. Bir yıl sonra, 1978de Şakir Eczacıbaşı’nın fotoğraf sergisi yine burada yer aldı.

Her şey güzel giderken, 12 Eylül darbesinden tam bir ay sonra bir darbe de New York Türk Evine olacaktı. 12 Ekim 1980de Ermeni terör örgütü JCAG tarafından Türk Evi önüne yerleştirilen bomba, 4 kişinin yaralanmasına neden oldu. Ertesi gün Türk Evi, New York Times’ın sanat sayfasında değil, bombalanma haberiyle baş sayfasında yer almıştı. Bu olay elbette Türk Evinin faaliyetlerini de önemli derecede etkilemiştir……

Ben Türkevi’ni tanıdığımda sene 1984 idi. Bu bombalama olayının etkisi ortadan kalkmıştı. Türkevi gurbet hayatımızı kolaylaştıran bir merkez olarak hayatımızın parçası oldu. 2001 yılındaki Dünya Ticaret Merkezi faciasına kadar Türkevi, söze başlarken sıraladığım gibi, çok faal bir bina olmuştur. 11 Eylül şehrin hayatında nasıl bir travma meydana getirdiyse, New York Türk toplumu üzerinde de sarsıntı ve duraklama yaratmıştır. Şimdi yeni şekliyle, yepyeni çehresiyle yine New York ve çevresindeki Türklerin gurur duyacağı, güven duyacağı, ay yıldızlı çatısı altında bir araya geleceği, milletimizin, soydaşlarımızın küçük bir Türkiye havası alacağı bir yuva olarak kaldığı yerden devam etmesini bekliyoruz. Mesele daha yüksek olması, gökdelen olması değildir, Manhattan’da gökdelen çok; mesele toplumumuzu “birleştirici, kucaklayıcı” bir kültür merkezi olmasıdır.

 

Yazar

Ayşe Göktürk Tunceroğlu

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

2 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.