ANNAN PLANI KİMİN? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

ANNAN PLANI KİMİN?

Kıbrıs’ta bir anlaşma sağlanması amacıyla 2001 yılı sonunda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın çağrısı üzerine 2002 başında Denktaş ve Klerides bir program dahilinde görüşmelere başlamıştı. BM Genel Sekreteri Annan’ın temsilcisi Alvaro De Soto ise görüşmelerde sadece gözlemciydi. Ancak Eylül’de birden bire Annan’ın bir çözüm belgesi hazırlayacağı duyuruldu. Bu beklenmedik atakta, Türkiye’nin hukuk dışı saydığı Rum kesiminin […]

30 Mayıs 2011
Milli Düşünce Merkezi

Kıbrıs’ta bir anlaşma sağlanması amacıyla 2001 yılı sonunda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın çağrısı üzerine 2002 başında Denktaş ve Klerides bir program dahilinde görüşmelere başlamıştı. BM Genel Sekreteri Annan’ın temsilcisi Alvaro De Soto ise görüşmelerde sadece gözlemciydi. Ancak Eylül’de birden bire Annan’ın bir çözüm belgesi hazırlayacağı duyuruldu. Bu beklenmedik atakta, Türkiye’nin hukuk dışı saydığı Rum kesiminin AB üyeliğinin kesinleşeceği Kopenhag Zirvesi’nin yaklaşması etkili olmuştu. 2,5 ay gibi kısa bir sürede Annan Planı hazırlanıp(!), tarafların önüne kondu, 1 ay içinde de “evet/hayır” cevabı istendi. Hem de kalp ameliyatı geçiren Denktaş daha New York’ta, hastanedeyken…Kasım 2002’den beri tartıştığımız, her seferinde “son tarih” diyerek, üç kez değişen Annan Planı gündemimize böyle girdi ama bunun ne zaman, kimler tarafından, nasıl hazırlandığının üzerinde nedense hiç durulmadı. Oysa dayatmayla sunulması, oldu bittiye-getirilmesi ve zamanlaması çok dikkat çekiciydi. Bu durum ve aradan geçen 1.5 yıl içinde meydana gelen bazı gelişmeler, artık planın sorgulanmasını geç de olsa kaçınılmaz hale getirmiştir.

Denktaş, planın gerçekte Annan’a ait olmadığını görüp, zaman zaman, özellikle de Annan’la biraraya geldiğinde bunun sinyallerini vermiştir. Annan’ın, geçen yılki Kıbrıs ziyaretinde, son olarak da New York zirvesinde Denktaş’ın, planın on binlerce Kıbrıslı Türk’ü yerinden edeceğini söylemesi üzerine şaşırıp, temsilcisi De Soto’ya, “doğu mu?” diye sorduğu unutulmamalıdır. Birçok uluslararası sorunla ilgilenen Annan’ın, planın tüm detaylarını bilmesi elbette gerekmez ama, son dönemde mesaisini ağırlıklı olarak bu konuya ayırdığı düşünülürse, taraflar arasındaki en temel ihtilaf konusundan habersiz olması ilginçtir. Rum-Yunan tarafı ve İngilizlerin, planla ilgili stratejileri ve argümanlarındaki benzerliğin yanısıra üç kez değişen planın her versiyonunun taraflara resmen sunulmadan önce Rum basınında yayınlanması, şüpheleri daha da arttıran diğer hususlardır. Çizilen haritaların tümüyle KKTC’nin can damarlarını hedef alması ise, BM uzmanlarının böylesi detaylara vakıf olmalarının imkansızlığından dolayı en dikkat çeken noktadır.

Bu süreçte önemli işbirliklerini ortaya çıkaran başka gelişmeler de yaşanmıştır. Planı, dönemin İngiltere Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay’nin hazırladığı bilinmektedir. Ancak bu hazırlıklarda Hanney’e hukuk danışmanlığı yapan bir başka kişi daha vardır, o da dönemin Rum Başsavcısı ve Cumhurbaşkanı Klerides’in müşaviri, 2003 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminin adayı olarak, yüzde 6’nın üzerinde oy alan Alekos Markides’dir. Markides, Kıbrıs’ı çok iyi bilen bir isimdir. Bu durum, plandaki haritaların nasıl böylesine ince detaylandırılabildiğinin, siyasi eşitlik ve egemenlik konularının nasıl ustaca düzenlendiğinin de izahını yapmaktadır. Kaldı ki Rum Yönetimi eski liderlerinden Vasos Lassarides, bu işbirliğinin ortaya çıkmasından çok önce planın, Klerides’in bilgisi dahilinde Markides, Yorgo Vasiliu, Hannay ve ABD’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston tarafından hazırlandığını açıklamıştır. Lassarides, Rum Ulusal Konseyi toplantısında eski Başsavcı Markidis’in, “Annan planı eski Rum liderlerden Klerides ve Vasiliu’nun katkılarıyla hazırlandı.” itirafında bulunduğunu söylemiş ve “Annan Planı. Annan’a ait değil, çünkü bunda Klerides ve Vasiliu hükümetlerinin de katkısı var.” demiştir. İddiaları doğrulayıp, bunun Rum ulusal politikasına ters düşmediğini belirten Vasiliu da, plan temelinde çözüme gidildiğinde, Rum tarafına yaklaşık bin km. arazi iade edileceğini, sadece bunun bile çok büyük bir kazanım olduğuna dikkat çekmiştir. Bu dönemde, planın senaristi İngiliz Temsilcisi Hannay’ın, önemli oranda hisse devredilerek, Vasiliu’nun şirketlerine ortak edildiği belgelenince görevden uzaklaştırıldığı da bilinmektedir. Olayın taraflarından Markides ise geçtiğimiz günlerde, “Doğumlar nedeniyle de bugünkü sayıya göre 115-120 bin kişinin Kıbrıs Türk idaresine bırakılacak bölgeye geri dönüp, mülkünü kullanma hakkı olacağını hesap ediyoruz” açıklamasını yapmış, “Kıbrıs Türk idaresindeki bölgeye dönecek Kıbrıslı Rumların siyasi haklarının güvence altına alındığını” kaydetmiştir. Bu arada Annan’ın İsveçli Musevi eşinin amcası tarafından kurulan çok etkili bir vakfın üyeleri arasında Rum liderler Papadopulos ile Klerides’in bulunduğu da ortaya çıkmıştır.

Annan Planının Rumların da büyük katkısıyla hazırlandığı ortada olduğuna göre, “Planı hemen kabul etmeleri gerekmez mi? Oysa onlar da karşı çıkıyor” denilecektir. Rum tarafının karşı çıktığı doğrudur ama bu bir taktikten ibarettir. Peşinen kabul halinde, “Bu Rum planı” diyecek olan Türk tarafının reddi kesin bir haklılık kazanacaktır. ABD başta olmak üzere tüm güçlerin Rum tarafının üzerine gitmemesi de, Rumların itirazlarının ne kadar göstermelik olduğunu ortaya koymaktadır. KKTC ve Türkiye üzerine yüklenilmektedir çünkü aslolan bu tarafa kabul ettirmektir. Sonrasında, Rum tarafının “ikna edilmesi” kolaydır, çünkü plan tüm isteklerini karşılamaktadır. Referandum tarihi yaklaşırken sahnelenmeye başlanan son oyunla da Rumların“hayır”diyerek, çözümü engelleyen taraf olacağı havası yayılarak, “onlar nasılsa reddedecek, siz kabul edin” denerek, Türk tarafından “evet” çıkması garanti altına alınmaya çalışılmaktadır. Bugüne kadar Rumları koruyup, kollayanların birden bire onları “çözümsüzlük” bizi “çözüm” yanlısı gösterme çabaları senaryonun gereğinden başka şey değildir.

Rum kesiminin MGK’sı diyebileceğimiz ancak kararları bizdeki gibi istişari değil, tartışmasız bağlayıcı olan Ulusal Konsey’in 1989’da aldığı ve geçerliliğini halen koruyan, “çözümün mutlaka içermesi gereken hususlara” ilişkin şartları, “Tek egemenlik, tek devlet, tüm Rum göçmenlerinin mallarına geri dönmesi, tüm Türk askerlerinin ve tüm Türk yerleşiklerin geri gönderilmesi, Türkiye’nin garantörlüğünün kaldırılması.” diye belirlenmiştir. Annan Planı, iki kesimliliği, eşitliği, egemenliği, Türkiye’nin garantörlüğünü sağlıyormuş gibi görünmektedir. Plan derinliğine incelendiğinde ise gerçekte bunların ustaca düzenlenmiş eklerle yok edildiği anlaşılmaktadır. Burada İngiliz Gazeteci Ortadoğu ve Kıbrıs Uzmanı Harry Scott Gibbsons’un, “Sakın ola, Türkiye AB’ye girmeden, Kıbrıs’ta bir anlaşma imzalanmasına müsaade etmeyin. Bu konuda, 24 saat farkı bile kabul etmeyin. 24 saat içinde bile aldatılırsınız.” uyarısını hatırlamamak mümkün değildir.

Plan açıklandığı dönemde Rum kesimi Cumhurbaşkanı olan Klerides, “Biz yeni bir ortaklık kurmuyoruz. Yeni bir Kıbrıs da yaratmıyoruz. Sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasasının yenilenmesi söz konusudur. Türk askerinin adadan çekilmesini ve Rum göçmenlerin eski yerlerine dönüş hakkının tanınmasını istiyorduk. Planı bize bunları veriyor” demiştir. Planın hazırlıklarında siyasi ve mali katkısı ile bilinen Vasiliu da, “planın istedikleri her şeyi verdiğini” söylemiştir. Mart 2003’de Lahey’de yapılan Annan, Denktaş, Papadopulos zirvesinde, Yunan Başbakanı Simitis, Papadopulos’a, “Annan ne derse onu yap. Annan’ın önerilerini asgari düzeyde iyileştirmeye çalış. Ancak asla reddetme.” talimatını vermiş, Rum kesiminin AB üyeliğinin gerçekleşmesinden sonra Yunan Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada da, “Kıbrıs’ın AB üyeliği, Elenizm için yeni bir sayfa açılması anlamına geliyor. Annan Planı, Rum Ulusal Konseyi’nin 1989 yılında aldığı kararlar paralelinde Kıbrıs devletinin devamını, tek egemenlik ve tek devleti öngören bir yapıdadır.” demiştir. Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ise referandumda “evet” diyeceklerini belirterek,“Bizdeki bu birliğin referanduma kadar korunması ihtimali çok yüksek. .” açıklamasını yapmıştır. Tüm bunlar, planın Rum Ulusal Konsey’in kararlarına uygun olduğunu göstermekte ve “büyük oyunu” tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

Rum Bakan Yakovu, New York zirvesinden sonra bugün gelinen noktanın ne olduğunu da, “Biz her zaman Annan planını müzakere temeli olarak kabul ettiğimizi tekrarlıyorduk. New York’ta da bunu başardık. Türk tarafı da New York’da bunu kabul etti. Biz başlangıç noktamızdan sapmadık.” diye özetlemiştir. Rum Bakan’ın sözleri ile Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül’ün, “Türkiye Kıbrıs’ı zaten çözdü” müjdesini verirken kullandığı, “Zor olan New York’tu, yöntem açısından işin püf noktası Annan’ın hakemliğinin kabul edilmesiydi. Bu geçildi.” ifadesindeki benzerlik gerçekten dikkat çekicidir.

Tüm bunların ortaya koyduğu gerçek; KKTC ve Türkiye’ye dayatılanın Annan’ın değil, Rum-Yunan-İngiliz’in planı olduğudur. AK Parti Hükümeti ise göreve, “çözümsüzlük çözüm değildir” sloganı ile başlamış, bu planı en baştan benimseyip, Denktaş’a kabul ettirmeye çalışmış, Kopenhag Zirvesi’nde Türkiye’nin daha önce belirlenmiş politikalarına rağmen Rum kesiminin üyeliğine hiçbir itirazda bulunmayıp, Kıbrıs diye bir sorunu bulunmadığını ortaya koymuş, Davos ve New York’ta da, inisiyatifi BM Genel Sekreteri Annan’a vererek, Rum-Yunan-İngiliz planına tam anlamıyla teslim olmuştur. Şimdi yapılmak istenen, bu kabulün Kıbrıslı Türklere ve TBMM’ye onaylattırılmasından başka bir şey değildir. Bu gerçekleştirildiği takdirde Türklük Lozan’dan beri ilk kez bir vatan parçası kaybedecek, bir başka ifadeyle “40 yıldır çözülemeyen soruna çözüm” adı altında , “Türkiye’nin çözülmesinin” yolu açılacaktır.
 
 
 
 
Sadi SOMUNCUOĞLU                                                                

5 Mart 2004

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları