ASKERİ OKULLARIN KAZANANLARI KAYBEDENLERİ – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Milli Düşünce Merkezi’nden 10 Kasım Mesajı   • Panele Davet (İstanbul MDM Şubesi)

ASKERİ OKULLARIN KAZANANLARI KAYBEDENLERİ

Birkaç yıl öncesiydi. Başkentin Gölbaşı ilçesine bağlı, askeri birliklerin birine yakın bir köy okulundayız. Okul müdürü bir subay eşi. Öğretmenlerin çoğu da öyleler.  Kadro subay eşlerinden oluşunca tertibin düzenin de asker nizamı olduğunu demeye gerek yok. Merkez okulların çoğunda olmayan imkânlar yaratmışlar kendi gayretleriyle. Fiziki durum, eğitim öğretim, planlama kurum iklimi, hepsi iyi. Hal bu […]

28 Temmuz 2016
Osman Erenalp

Birkaç yıl öncesiydi. Başkentin Gölbaşı ilçesine bağlı, askeri birliklerin birine yakın bir köy okulundayız. Okul müdürü bir subay eşi. Öğretmenlerin çoğu da öyleler.  Kadro subay eşlerinden oluşunca tertibin düzenin de asker nizamı olduğunu demeye gerek yok. Merkez okulların çoğunda olmayan imkânlar yaratmışlar kendi gayretleriyle. Fiziki durum, eğitim öğretim, planlama kurum iklimi, hepsi iyi. Hal bu olunca onun rahatlığıyla söz sohbet sırasında konu kendi çocuklarımızın eğitimine geliyor. Müdür hanım oğlunun askeri okuldan ayrıldığını, tazminat ödedikleri söylüyor.

Babası subay olan biri neden askeri okuldan ayrılmak ister ki? Onu düşünüyorum.

Olur ya. Eğitimleri ağırdır. Beden kaldırmıyordur.a Başka hedefleri vardır çocukların. Bu gibi sebepler aklıma geliyor. Psikolojik, ya da daha başka nedenleri de olabilir diye düşünüyorum. Fazla da üzerinde durmuyorum o gün için.

Keçiören ilçenin köklü ilköğretim okullarından birindeyiz bu kez.

Karşımızda bir müdür yardımcısı beyefendi. Mesleki ehliyeti, insani yönü ile her yönüyle tanıyorum kendisini. Bir dost. O da bir önceki okul müdürü hanımın yakındığından yakınıyor. Sebep aynı. Çocukları Harp okulundan ayrılmış. Taksite bağlanmış, tazminat ödüyorlarmış.

Senedin altına attıkları imza var çünkü. Her ay maaşlarının bir kısmı oraya gidiyormuş. Çocuk ayrılmış dershaneye yazılmış, ÖSS ye hazırlanıyormuş. Onun masrafı da ayrı.

Askeri okullardan ayrılmaların yaygınlaştığını, ailelerinin yüklü tazminatlar ödediklerini başka yerlerde, başka şekillerde de duymuştum.

Aklımdan geçeni söyleyim.

Yalana gerek yok.

“Yeni nesil işte, ne olacak?

“Zora gelemiyorlardır”.

“İlk müşkülden yılıyorlar”

“Nerede o bizim kuşak?”

Bunları geçiriyordum içimden.

Suçu onlara yığıyor, kızıyordum birazda ailelerine yük getirdikleri için.

Yerinde tespit tutanağı hazırlamadık ki, nereden bilelim.

Ne demişler?

“Hakim hakim değil, başına gelen hakim” Bir baktık aynı dert bizi bulmuş. Oğlumuz askeri lise imtihanlarının yazılı kısmını kazanıvermiş. Sevinmiştik.

Hangisini tercih etsek? Havayı mı, karayı mı biz onları düşünürken mülakata bile razı edememiştik. Duymuş o da oradaki durumu. Baştan vazgeçivermiş. Hatıra olarak durmakta kazandı belgesi.

Kendi isteğine bıraktık.

Hukuk okumak istiyormuş.

Saygı gösterdik.

Geriye sarıyorum filmi.

Tümgenerallik rütbesine yükseltilmiş itirafçının anlattıklarını düşünüyorum.

O sınav öncesinde verilen soruları.

O yüzden hakları yenenleri…

Ona rağmen kazanıp da okuyamayanları.

Günahsız ailelerin maruz bırakıldıklarını.

Onların maddi manevi zararlarını.

Bunları göz önüne getiriyorum.

Kaç hikâye var daha böyle kaç evde. Duruyorum, düşünüyorum…

Donuyorum, kalıyorum…

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları