Bozkırın Asenaları – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______16 Temmuz 2019_______

Bozkırın Asenaları

Gülcan Havva Eraslan
Paylaş:

Şefkat Sevgi ve İhtirasın Gölgesinden Tahta Giden Yol

Bozkırın Asenaları

Muallâ Uydu Yücel

Bir kitapçıda dolaşırken raflardan birinde veya bir panoda ya da internette gezinirken önünüze çıkan reklamda, gözünüze bir isim çarpar, karton kapaklı kitaba adını veren. Bir anda vücudunuzda adrenalin yükselir, serotonin hormonu salgılanması sonucundaki mutlulukla eliniz uzanır kitaba. Kitabın yayımlandığını ve satışa çıkacağı zamanın reklamını ilk gördüğümde hissettiğim tam da buydu. Büyük bir merakla aldım okudum ve notlarımı çıkardım ama bir türlü yazı hâline getiremedim. Böyle anlarda vaktinin gelmesini bekliyor der, hayat ile inatlaşmam. İki aylık bir zaman sonunda nihayet vaktin geldiğine kâni olarak “Bozkırın Asenaları” kitabını sizler için anlatmalıyım dedim.

Çok zengin bir alt yapıya sahip olan Türk kültüründe kadın figürü üzerine, özellikle son iki yüz yıla baktığımızda yapılan çok fazla çalışma ve eser olmadığını görürüz. Binlerce yıllık Türk tarihinde devlet yönetme iradesi ortaya koyan ve devleti yönetip idare eden kadınları sayın desek, birçoğumuz “Allah Allah kadın yöneticimiz oldu mu ki?” der, pek çoğumuz için de bu sayı bir elin parmaklarını bile geçmeyecek kadar azdır.

Yaşadığımız zamanda kültürlerin birbirini yoğun bir şekilde etkilemesi kaçınılmaz bir süreç. Kendi kültürünüzden figür ve rol modellerini çocuklarınız ve gençleriniz için ortaya koy(a)madığınızda, bu alandaki boşluğu dolduracak ithal kültür ürünü fazlası ile mevcut. 90’lı yılların başında pembe, mavi, yeşil saçlı insanların, cosplay (kostümlü çizgi film karakterine bürünülen sanat türü) figürlerin hayatımızda var olacakları söylense, birçoğumuz gülüp geçerdi. Bu kadar zengin tarihî, askerî, mitolojik ve lider figürlerinden rol model güncellemesinin, neden çocuk ve gençlerimiz için yapılamadığını birçok kez sorgulamıştım.

Sanırım kitabın adını ilk gördüğümde adrenalimin yükselmesine neden olan Türk tarihindeki rol model kadın figürlerine yer verildiğini düşündürmüş olması. Giriş cümlesi olarak “Bu eser Türk tarihinde Altun Özük Uz Hatun: Altın Gibi Temiz, Akıllı ve Bilgili Hatun unvanını hak eden bütün kadın liderlerimize ithaf edilmiştir” yazısını görünce, aradığımı bulduğumu anladım.

Kitap iki ana bölüme ayrılıyor. İlk bölüm “İslâm öncesi Türk tarihinin Asenaları” başlığında toplanmış. Bu bölümde Türk ve dünya tarihinin ilk kadın hükümdarı Tomris Hatun ile giriş yapılıp hayatı, devlet idareciliği anlatılmış. Hun-Köktürk-Sabar ve Uygur Türklerinde Hatunlar; başta Hakan Mete’nin hanımı olmak üzere Attila’nın hanımı Arıkan, İl-Kağan’ın eşi İ-Ch’en Konçuy Hatun, Balak’ın hanımı Boğarık (Türk tarihinde tahta geçen ikinci kadın hükümdar) ve Uygur Beyi Alp-İlteber’in annesi Uluğ Hatun, İslâm öncesi döneminde öne çıkan en önemli Türk kadınları olarak kitapta yerlerini almışlar.

İkinci bölüm ise “Türk İslâm döneminde Hanım Sultanlar ve Terken Hatunlar” başlığı ile adlandırılmış. Kadın hükümdar ya da eşlere verilen Hatun, Konçuy, Sultan, Melike, Terken Hatun gibi unvanların dil bilgisi açısından gelişim süreçlerini de bölümler arasında öğreniyorsunuz. Türk-İslâm tarihi döneminde iz bırakmış 20 Türk kadınına yer vererek önemli bir görevi de bu bölümde, bu yönüyle icra ediyor eser.

Türk tarihinde bizzat hükümdar olmuş üçüncü, Türk-İslâm tarihinde ise ilk kadın hükümdar olan Buhara Melikesi Kabac/Kiba/Kınık Hatun ise ikinci bölümün ilk konusu olarak karşınıza çıkıyor.

Abbasi Devletini yöneten ve vakıf kuran Türk Hatun: Ümmü Muktedir/Ümmü’l Veled/ Valide Sultan Şağab Hatun ve Memlûklerin ilk ve tek kadın Sultanı Şecer ed-Dûrr (İncilerin Anası) isimleri ise ilk kez karşılaştığım Türk kadınlarından sadece ikisi. Bu bölümleri okurken sizi şaşırtacak asıl şeylerin, isimleri ilk kez duymuş olmak olmadığını peşinen belirteyim.

Sıra Kazan Hanlığı’nın hüzünlü Melikesi Süyüm-Bike kısmına geldiğinde kitaba tarafsız kalmam mümkün olmadı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Tarih Bölümü katında Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu dersliği vardır. Bir de her bahar döneminde bu derslikte, Rusların Türkistan Politikası dersini, bu kitabın da yazarı olan Muallâ Uydu Yücel verir. Konu Kazan Hanlığı’na geldiğinde oldukça duygulu şekilde ders, Süyüm Bike’nin Moskova’ya götürülmeden önce kocası Safa Giray’ın mezarını son kez ziyaret ettiğinde söylediği şu sözlerle başlar;

“Kazan… Kaygulu, kanlı şehir!.. Başından tacın düştü… Sen şimdi dul kadın gibisin! Sen şimdi efendi değil, kul oldun!.. Sen başsız arslan gibisin! Her devlet akıllı Han ile idare edilir, güçlü çeri ile ayakta kalır!.. Bunlar olmayınca, herkes senden Hanlığı alır! Eski günlerini, bayramlarını hatırlayıp, benim gibi ağla artık… Nerede senin eski Hanlık bayramların? Nerede sendeki çocuklar, beyler, töreler?.. Nerede senin genç kadınların, güzel kızların; onların şen sesleri nerede?.. Hepsi kayboldu değil mi? Bundan sonra sende, bunlar yerine ağlamalar, inlemeler olacak!.. Sende bal akan ırmaklar, pınarlar vardı… Bundan sonra onlarda senin evlatlarının kanları ve gözyaşları akacak!.. Rus kılıçları onları kırıp geçirecek! (…)” diyerek derse devam edilirdi. Aynı cümleleri okumak, sizi kitaptan alıp bir anda üniversiteye o sıralara götürebilir.

Kitabın kapanış kısmı ise Altayların Melikesi ve Türk Tarihinin ilk kadın generali Kurbancan Datha ile yapılıyor. Halkının özgürlüğü için oğlunu; “Oğlum, metanetli ol, ecdadına bak, hangisi sıcak yatağında ruhunu teslim etti ki? Sen de şimdi onlardan biri olacaksın ve şehadet şerbetini içeceksin. Bu herkese nasip olmaz, unutma!” diyerek idama yollayan bir Türk kadını…

Bu kadar çok kadının söz sahibi olduğu binlerce yıllık Türk kültürü ve tarihinde, Tomris Hatun’u sinema dünyası ancak keşfetti. Ya diğerleri?.. Savaşan, ülke idare eden, devlet yöneten, tarihe yön veren kadınlar. Bizim kadınlarımız…

Kitabın son sayfasını da bitirip kapağı kapattığınızda cevaplanacak çok sorunuz olacak.

Sahi biz çocuklarımıza kimleri örnek gösterdik? Bozkırın ayazından Hindistan’a, Karadeniz’in çayırlarına, Balkanlara kadar iz bırakan Türk kadınlarına neden sırtımızı döndük? Çocuklarımıza pembe, yeşil, mavi saçlı ithal çizgi film karakterleri yerine, nasıl kültürel örnekler vermeliydik, derin bir sorgulama ile cevabını sizde bulmayı bekliyor.

Bize, bizim kadınlarımızı, en başta biz kadınlara yeniden anlatmış Bozkırın Asenaları ile MUALLÂ UYDU YÜCEL.

Kaleminize, yüreğinize sağlık.

Yayınevi: Çoban Yayınları

Basım Yılı: 2019

Sayfa:252

 

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları