DUYURU   • Kültür ve Turizm Bakanlığı ne yaptığını sanıyor?   • Işınsu

Eski Türkiye’den bir Üniversite Direnişi

Elli dört yıl önce yaşadıklarımızla bugünlerde Boğaziçi Üniversitesinde yaşananlar arasında zaman ve şartlar bakımından birçok fark var ama temel farklılık, galiba her iki dönemin anayasal rejim farklılığıdır.

8 Şubat 2021
Aziz Bozatlı

 

Bugünlerde Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerinin rektör atamasına direnişleri, bana bundan tam elli dört yıl önceki baştan sona içinde yaşadığım bir direnişimizi hatırlattı.

1967 yılı Nisanında Hükümet Türkiye Büyük Millet Meclisine 6831 sayılı Orman Kanununun bazı maddelerini değiştiren bir kanun tasarısı sevk etti. Başbakan Süleyman Demirel, Tarım Bakanı Bahri Dağdaş, Orman Genel Müdürü Hakkı Süha Karamızrak’tır.

Tasarı meclise sunulunca Orman Genel Müdürü, Orman Fakültesine (O dönem ülkemizin tek orman fakültesidir) gelerek tasarı hakkında bilgi sunar. Fakülte beş hocadan oluşan bir komisyona inceletir ve profesörler kurulunda görüşülür. Profesörler kurulunun bildirisi 3 Mayıs tarihinde Türkiye Radyolarında okunur. Bildirinin özeti: “Bu tasarı orman sınırlarının daraltılması ile orman azalmasına neden olacağı için 1961 Anayasasının 131nci maddesindeki <Devlet ormanlık sahaların genişletilmesi için kanunlar koyar ve tedbirler alır> hükmüne aykırıdır”. Peşinden Ankara ve Atatürk Üniversiteleri Ziraat Fakülteleri de tasarıya karşı çıkan bildiriler yayınlarlar.

Bu arada Ankara’daki meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları ayrı ayrı ve hepsi birlikte bildiriler yayınlayarak tasarıya karşı olduklarını belirtirler. Meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları şunlardır: Orman Mühendisleri Odası, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği, Türkiye Ormancılar Cemiyeti, Türkiye Tabiatını Koruma Cemiyeti… vb.

8 Mayıs 1967 de Ankara’da yukarıdaki örgütlerin düzenlediği bir yürüyüş ile tasarıya tepki gösterilir. 9 Mayıs’ta ise İstanbul’da Orman Fakültesi Talebe Cemiyeti’nin tertiplediği büyük bir protesto yürüyüşü yapılır. Bizim fakültenin dekan ve öğretim üyeleri fakülteye ait bir resmi otobüsle, benim de içinde bulunduğum orman fakültesi öğrencileri ise İstanbul Orman Başmüdürlüğüne ait otobüslerle Bahçeköy’den Beyazıt Meydanına gelerek, Üniversite merkez yerleşkesinde toplandık. Atatürk Anıtına ve Orman Fakültesi öğrencisi iken 1960 öğrenci hareketlerinde şehit olan Turan Emeksiz anıtına çelenk koyup, saygı duruşunda bulunduk. Diğer fakültelerden öğrencilerin de katılımıyla iki bin kişilik bir topluluk Sultan Ahmet Meydanı’na kadar sloganlar atarak yürüdük.

Taşıdığımız pankartlardan bazıları: “Petroller, madenler, sahiller…Bu kez ormanlar mı?”, “Hükümetler geçici, ormanlar daimidir”, “Toprak hürriyet gibidir, kaybolmadıkça kıymeti bilinmez”, “Siyasetin hilesi, katliamın böylesi”, “Oy için orman vermek yok!”

Yürüyüş öncesinde hocalarımız tarafından “Hakaret içeren sloganlar atmamamız“ konusunda uyarıldık ama diğer fakültelerden aramıza katılanlar, bu uyarıdan haberdar olmadıkları için, hocalarımızın tasvip etmediği bazı sloganlar atıldı. Bir örnek: “Morrison Süleyman, vatan satan kahraman

Yürüyüşümüzden bir gün önce el ilanlarını dağıtan fakültemizin yayın kolu başkanı dönem arkadaşım Temel Yılmaz, Taksim Meydanında Yaşar Kemal’e rastlayınca, yürüyüşümüze katılma sözü alırlar. Topluluğumuz Çarşı Kapıdan geçerken Yaşar Kemal de söz verdiği gibi birkaç gazeteci ile birlikte topluluğun ön kısmındaki hocalarımızın arasına katıldılar. Bu arada bir hatırlatma yapayım. Sağ kesimin çok itibar ettiği, düşünce adamı ve yazar Fethi Gemuhluoğlu, “Dostluk Üzerine” isimli kitabında Yaşar Kemal’in bu yürüyüşe katılmasından övgü ile sözeder.

Yürüyüşe Fakülte Dekanımız Pof. Dr. Kemal Erkin ve 7 profesör, 5 doçent ve 15 asistan katıldı. Burada gene bir parantez açmam gerekiyor. Yürüyüşe katılan profesörlerden biri 4 yıl sonra Nihat Erim’in “Beyin takımı” namıyla anılan kabinesinde Orman Bakanı olan “Ormancılık Politikası” hocamız Selahattin İnal’dır. Hocamız 1971 yılında “Türkiye’de Anayasa-Ormancılık İlişkileri” isimli bir kitap yayınladı. Bu kitabın 29-35.nci sayfalarında bu tasarı ile ilgili gelişmelere ve bu yürüyüşe yer verilir. [İ.Ü. Yayın no-1647, O.F. Yayın No 171]

Sultanahmet Meydanı’na varıldığında, laf kalabalığına boğulmadan tek bir konuşma yapıldı. Öğrencileri temsilen rahmetli İsmet Yılmaz arkadaşımız konuştu. Sembolik olarak Orman Kanunu Tasarısı yakıldı. Ormanları korumak için hep bir ağızdan yemin ettikten sonra dağıldık.

O zamanki bir gazete haberi tasarının Meclisten geçerek 22 Mayıs’ta Cumhuriyet Senatosuna geldiğini yazıyor. Muhtemelen kabul edilmemiş ve prosedür gereği, bir kere daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderilmiştir. Sonuç olarak, hükümet tepkileri dikkate alarak peşine düşmedi ve tasarı kadük oldu.

Bu olay üzerinden kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse;

Hükümeti protesto eden Orman Fakültesi öğrencilerinin %99 u Orman Genel Müdürlüğüne çarşaf gibi yüklenme senedi vermiş, burslu öğrencilerdi. Bursu kesmek şöyle dursun, her ay on gün gecikmeli verilseydi çoğumuz perişan olurduk, ama yapılmadı.

Yurdumuzun olduğu Bahçeköy’den yürüyüşün başlayacağı 60 km. uzaktaki Beyazıt Meydanına gitmek için, protesto edeceğimiz kurumdan otobüs istedik ve verildi.

Beyazıt’tan Sultanahmet’e kadar yüzlerce Toplum Polisi (Ki biz öğrenciler onlara iki yanı açık meşrubat kamyonları gibi araçlarla sevk edildikleri için “Fruko”  ismini takmıştık) iki tarafımızda güvenliğimizi sağlayarak bizimle yürüdüler. Başbakan, Tarım Bakanı ve Orman Genel Müdürü aleyhinde slogan atıldığında da müdahale etmediler.

Çok değil elli dört yıl önceki bir olay, şimdi bize çok uzakmış gibi geliyor. Yakın tarihte yaşananları bizden çok uzaktaymış gibi algılamamızın nedeni, zamanın uzaklığı değil, içinde yaşarken farkına varamadığımız köklü değişimdir.

Elli dört yıl önce yaşadıklarımızla bugünlerde Boğaziçi Üniversitesinde yaşananlar arasında zaman ve şartlar bakımından birçok fark var ama temel farklılık, galiba her iki dönemin anayasal rejim farklılığıdır. 1961 Anayasası en özgürlükçü bir anayasa idi.

Bu günden geriye bakınca, elli dört yıl önce attığımız sloganlarla rahmetli Demirel’e haksızlık ettiğimizi düşünüyorum.

Yorum yapın!

Comment *

  1. Ellidört yıl öncesinin Türkiyesi çok daha demokrat,demokrasi kurallarını içine sindirmiş,Üniversiteler daha özerk ve uzmanlık alanında fikir beyan edip iddasının arkasında durabiliyor,hükümet eden siyasiler siyasi olgunluğa sahip…Çok güzel bir yazı olmuş.Aziz Bozaltlı beye,ağabeyimize teşekkür ederiz.Kalemine ve yüreğine sağlık.Saygı ve muhhabetlerimle.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları