Fransa’da Başkanlık Seçimleri: Yeni Dönem, Eski Muhabbet, Aynı Anlayış

Fransa’da Nisan 2012’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için heyecanın erken başladığı görülmektedir. Bir taraftan mevcut Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, yurtiçi ve yurt dışı gezileri ile seçim startını verdiğini açıkça göstermeye çalışırken, diğer taraftan en büyük rakibi Sosyalist Parti seçime hangi adayla gireceğini kesinleştirmeye çalışmaktadır. Seçim öncesi anketlerde önde görünen Sosyalist Parti üyesi François Hollande ve Martine Aubry […]


Fransa’da Nisan 2012’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için heyecanın erken başladığı görülmektedir. Bir taraftan mevcut Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, yurtiçi ve yurt dışı gezileri ile seçim startını verdiğini açıkça göstermeye çalışırken, diğer taraftan en büyük rakibi Sosyalist Parti seçime hangi adayla gireceğini kesinleştirmeye çalışmaktadır. Seçim öncesi anketlerde önde görünen Sosyalist Parti üyesi François Hollande ve Martine Aubry önümüzdeki pazar gününe kadar sıkı bir rekabet içinde girmiştir. Sosyalistlerin anketlerde önde gitmesi ve Sarkozy’nin son dönemdeki itibar kaybı ile ekonomik alandaki başarısızlıklardan ötürü oy kaybetmeye devam etmesi Fransız Cumhurbaşkanını aradaki mesafeyi kapatmak için dış gezilerde iç kamuoyuna yönelik söylemler geliştirmeye ve özellikle de Ermeni seçmenlere yönelik açıklamalar yapmaya ittiği görülmektedir. Sarkozy’nin rakibi Sosyalist Parti adayları da Ermeni kozunu oynamakla beraber emin adımlarla Nisan 2012 seçimlerine yürümektedir.
 
Fransa’daki başkanlık seçimlerinin en göze çarpan yanı kazanma ihtimali olan her iki adayın da Ermeni diasporasını seçimlerde “malzeme” olarak kullanmasıdır. Ermeni diasporası Sarkozy için geçer kart olmakla birlikte aynı kartı Hollande’da kullanmaktan geri durmamış, hatta bu konuda Sarkozy’den önce dahi davranmıştır. Şöyle ki, François Hollande seçilmesi halinde Ermeni diasporasına destek vereceği ve soykırımı inkâr edenlerin hapis cezası almasıyla ilgili yasa tasarısını meclisten geçireceğini Sarkozy’den çok önce açıklamıştır. Sosyalist Parti’nin adayı Hollande’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerden sonra diasporanın inkârını suç sayan yasa tasarısını senatonun gündemine alınması sözünü vermesinden sonra Sarkozy’nin Erivan çıkışının gelmesi bu durumun kanıtıdır.[1] Martine Aubry’nin ise Türkiye’nin AB süreci ile ilgili Sarkozy ve Hollande’a nazaran daha ılımlı baktığı söylenebilir.
 
Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da ülkesindeki Ermeni oylarına talip olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy, 7 Ekim 2011 tarihinde Güney Kafkasya’yı kapsayan bir günlük geziye çıkmıştır. İlk olarak Ermenistan, daha sonra da Azerbaycan ve Gürcistan’a giden Sarkozy gezisinin ilk durağı Erivan’da, Türkiye’ye yönelik ağır ifadeler içeren açıklamalarda bulunmuştur. Ermenistan’daki “sözde soykırım” anıtını ziyaret eden Fransız Cumhurbaşkanı, “Fransa ve Almanya gibi Türkiye de büyük bir ülke. Bu yüzden Fransa ve Almanya’nın yaptığı gibi Türkiye de tarihini gözden geçirmeli” demiştir. Buna ek olarak da yılsonuna kadar Türkiye’nin “sözde soykırım” iddialarını kabul etmemesi durumunda “başka girişimlerde bulunulacağını da” dile getirmiştir. Sarkozy’nin sözünü ettiği ‘başka girişimler’ arasında Ermeni iddialarının kabul edilmemesi durumunda cezai yaptırım uygulanmasını sağlayacak bir yasa tasarısının Fransız meclisinden geçirilmesinin de bulunduğunu belirtmiştir. Sözde soykırım iddialarının kendi cumhurbaşkanlığı döneminde kabul edilmesini umduğunu da sözlerine eklemiştir.[2]
 
Sarkozy’nin Ankara’yı suçlayan bu açıklamalarına karşılık Türkiye duyarsız kalmamıştır. Her ne kadar Sarkozy’nin Ermenistan’da Türkiye aleyhine yaptığı sert açıklamalar esnasında resmi bir ziyaret için Türkiye’de bulunan Fransa İçişleri Bakanı Claude Gueant Türk meslektaşı İdris Naim Şahin ile “İç güvenlik alanında işbirliğini” içeren bir anlaşmayı imzalamak üzere bir araya gelmiştir. Bu buluşma esnasında İdris Naim Şahin son derece naif ve dostluktan dem vuran açıklamalarda bulunmuş olmasına rağmen Başbakan Erdoğan, AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da cevap vermekte gecikmemiştir. Bu üç isimin de birleştiği nokta Sarkozy’nin “sözde Ermeni soykırımını” Türkiye’nin tanıması gerektiğine dair açıklamasının yaklaşan Fransız Cumhurbaşkanlığı seçimlerini akla getirmiş olduğudur. Gerek Sarkozy’nin itibar kaybı gerek de Fransa’nın ekonomik açıdan güç kaybı ve buna bağlı olarak gerçekleşen grevler seçim sürecinin Sarkozy için daha zorlu geçmesine sebep olmaktadır. Ayrıca Ana Muhalefet Partisi (Parti Sociale, PS)’nin güçlenmesi seçimlerin epeyce hararetli bir biçimde sürmesine sebep olmaktadır.
 
Sosyalist Parti Başkan Adayını Belirliyor

 
Sarkozy’nin rakibinin belirleneceği parti olan Sosyalist Parti delegeleri arasında 9 Ekim 2011 tarihinde ilk seçim yapılmıştır. Yapılan ilk tur seçimlerinde öne çıkan üç isim; Corréze Genel Konsey Başkanı, Parlamento Üyesi, Parti Eski Lideri François Hollande, Lille Belediye Başkanı, Parti Lideri ve Lionel Jospin Hükümeti Başbakan Vekili olan Martine Aubry ve Saône-et-Loire Genel Konsey Başkanı, Parlamento Üyesi ve Yenilenmeden Sorumlu Parti Sekreteri Arnaud Montebourg oldu. Yaklaşık 2,5 milyon seçmenin katıldığı ilk seçimlerde Segelone Royal, Manuel Valls ve Jean-Michel Baylet ise yarışı kaybettiler.
 
Yüzde 39 ve yüzde 31’lik oy oranıyla ilk iki sırada bulunan Hollande ve Aubry arasındaki rekabet ikinci seçim turunda daha fazla kızışacağa benzemektedir. Bunun sebebi ise Arnoud Montebourg’dur. Montebourg seçimlerin ilk turunda yüzde 17’lik oy oranına sahip olmuştur. Bu oran onu ikinci seçimlere götürmeye yetmese de elinde önemsenmesi gereken bir oy potansiyeli bulunmaktadır. İkinci tur seçimlerinde kimden yana olacağını ve kimi desteklediğini henüz açıklamamıştır. Bu sebeple de siyaset bilimciler arasında Montebourg’un “kilit rol” oynadığını savunanlar bulunmaktadır.
 
Fakat seçimlerde yüzde 6’lık oy oranına sahip Manuel Valls, François Hollande’ı destekleyeceğini açıklamış bulunmaktadır. Yine aynı şekilde ön seçimde rakip olan ve yüzde 7 oy alan Segolene Royal’in de seçimlerde eski eşi Hollande’ı destekleyeceğini açıklamıştır.
 
François Hollande, rüşvet, yolsuzlukla mücadele konularını gündemine alan ve küreselleşme karşıtı olan, Arnaud Montebourg’nun sözlerine ek olarak küreselleşmenin sınırlarının olacağını ve küreselleşmeyi bir saldırı olarak görmektense bazı önlemlerle kontrol altına alıp bu sayede hem ekonomiyi koruyabileceklerini hem de destekleyebileceklerini savunduklarını belirtmiştir. [3]
 
Hollande, France Culture’e  yaptığı açıklamada siyasi hayatı ve kurumları modernize etmenin önemine de değinmiştir.

 
Bu durumda Türkiye için önemli olan nokta Sarkozy ile seçim yarışına girmeye hazırlanan iki isim olan Hollande ve Aubry’nin, özellikle Türkiye ve Fransa arasında sorunlara yol açan belli başlı 3 konu hakkındaki tutumlarıdır.
 
İlk olarak sosyalist olan Ana Muhalefet Partisi üyeleri görünürde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecine sıcak bakıyor gibi olsalar da, sızan Wikileaks belgelerinde François Hollande’ın Türkiye’nin, AB tarafından hazmedilmesinin zorlayıcı olabileceğini savunduğu söylenmektedir.[4]
 
İkinci olarak François Hollande seçilmesi halinde Ermeni diasporasına destek vereceğini ve soykırımı inkâr yasasını meclisten geçireceğini açıklamıştır. Martine Aubry’nin ise Türkiye’nin AB süreci ile ilgili Sarkozy ve Hollande’a nazaran daha ılımlı baktığı söylenebilir.
 
Üçüncü olarak da, Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkilerin terör örgütü PKK bağlamında önem kazanmasıdır. Bu konunun Türkiye açısından ne kadar hassas olduğu aşikâr iken Fransa’daki PKK terör örgütüne bağlı derneklerin Fransız Sosyalist Parti ile yakın ilişki içerisinde olması endişe yaratmaktadır.
 
Diaspora Söylemlerinin Türkiye’ye Etkisi

 
Sosyalistlerin hem AB’nin Türkiye’ye kapılarının açmasını savunması hem de Ermeni diasporasının soykırım iddialarını reddedenlere hapis cezasını ile ilgili yasa tasarısının kabul edilmesini istemesi Türkiye’nin seçimlere nasıl yaklaşması gerektiği ile ilgili bir ikilem yaratmaktadır.
 
PKK terör örgütünün Fransa ile bağlantısı için cumhurbaşkanlığı ilk seçimlerinden bir gün önce, 8 Ekim 2011, tarihinde yapılan yürüyüşte Avrupa Sol Partisi ve Fransa Komünist Partisi’nin PKK’nın barış girişimlerini ve BDP’nin siyasi mücadelesini sonuna kadar sahiplendiklerini belirtip, Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi iktidardan düşürmek için Kürtlerle ortak mücadele için çağrıda bulunmuştur.[5]
 
Değerlendirme
 
Fransa’nın cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Türkiye’yi bu kadar yakından ilgilendirmesi; özellikle Türkiye üzerinden seçim propagandası yapmaya çalışan siyasiler, sosyalist partinin iktidara gelmesi durumunda Ermeni diasporasının soykırım ile ilgili yasa tasarısını meclisten geçirme garantisi ve PKK terör örgütü ile yakın ilişki içinde olması, Türkiye’nin hem içişlerini hem de Fransa ile yakın zamanda imzalamış olduğu “İç Güvenlik Anlaşmasından” dolayı dışişlerini olumsuz yönde etkilemesi sebebiyledir.
 
Ayrıca Sarkozy, her ne kadar Ermenistan’ın başkenti Erivan’da yapmış olduğu açıklama ile Türk siyasilerini kızdırmışsa da geçen sene Ermeni diasporası ile ilgili yasanın meclisten geçmesini engelleyerek ilişkilerin daha da gerilmesini engellemiştir.
 
9 Ekim 2011’de yapılan ilk seçimlerden bir gün önce Fransa’da PKK’yı destekleyici yürüyüşlerin yapılması terör örgütüne olan sempatizanlığını göstermektedir. Ayrıca Sarkozy’yi iktidardan düşürmek için Kürtlere çağrıda bulunmaları bir sonraki seçimlerde Sosyalist Parti’nin iktidara gelmesi durumunda bazı vaatlerde bulunulduğunun şüphesini de akıllara getirmektedir.
 
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hemen her adayın güvenli sığınak olarak gördükleri Ermeni Diasporasını bir kere daha seçim propagandası olarak görmek Türkiye için çok da şaşırtıcı olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’dan bu yana varlığı üzerine tartışılan ve kesin belgelerle ispatlanmamış fakat gündemi hâlâ etkili bir şekilde meşgul etmekte olan “sözde Ermeni soykırımı” konusundan sıkılmıştır. Fakat bu sorunun çözümlenmemesinden faydalanan bir kesim varlığını sürdürdüğü sürece de bu problem var olmaya ve aralıklarla karşımıza çıkmaya devam edecektir.
 
Sonuç olarak Hollande’ın, Ermeni diasporası konusunda, Sarkozy’ye kıyasla daha net adımlar atacağı öngörülebilir. Hollande’ın diasporaya verdiği söz sebebiyle bu seçimin sonucundan Sosyalist Parti’nin çıkmasının, Ermeni diasporası meselesinde, Türkiye’nin lehine olacağını düşünmek iyimser bir tahmin olacaktır. Bunun yanı sıra Sarkozy’nin söylemlerinden sürekli geri adım atmasının Fransız basınında büyük bir tepkiye ve güvensizliğe yol açacağı söylenebilir. Ayrıca bu durumun Hollande-Sarkozy yarışında Hollande’ın elini güçlendireceği düşünülebilir. Sosyalist Parti, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne adaylığı konusunda Sarkozy’ye göre daha ılımlı bir tutum sergilemektedir. Bununla birlikte NATO’nun Libya’ya yönelik müdahalesinde öncü aktörlerden biri olan Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy’nin bölgede başrol oynama amacının aksine Sosyalist Parti’nin böyle bir amaç gütmeyeceği de tahmin edilebilir.

——————————————————————————–

[1] Sarkozy’den Türkiye’ye Zeytin Dalı, http://www.ensonhaber.com/sarkoszden-turkiyeye-zeytin-dali-2011-10-14.html, Erişim Tarihi: 11 Ekim 2011.
[2] Sarkozy’nin Türkiye Üzerinden Seçim Yatırımı, http://turksam.org/tr/a2490.html, Erişim Tarihi, 14 Ekim 2011
[3] Primaire PS: Le Report De Voix, Grande Inconnue Du 2e Tour, http://www.lefigaro.fr/politique/2011/10/11/01002-20111011ARTFIG00578-primaire-ps-le-report-de-voix-grande-inconnue-du-2e-tour.php, Erişim Tarihi: 11 Ekim 2011.
[4] Türkiye’ye Yakın Aubry Mi Ermeni Yanlısı Hollande Mı?, http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1189178&title=turkiyeye-yakin-aubry-mi-ermeni-yanlisi-hollande-mi-,  Erişim Tarihi: 11 Ekim 2011.
[5] Öcalan’a Özgürlük Kürdistan’a Barış Yürüyüşü, http://librenews.eu/?style=news&cat_id=9&news_id=25988 Erişim Tarihi: 11 Ekim 2011.
 

Elif Cansu Yurdakul

http://www.turksam.org/tr/a2498.html

Avatar
Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.